Bu âyeti kerîme ile Muhammediyyet mertebesine geliniyor.
Emin belde mertebe-i Muhammediyye ve ondan kasıt Kâbe-i Şerif ve Mekke-i Mükerremedir.
Kişi kendi gönül kâbesine girdiği anda orası emin belde olmaktadır çünkü her türlü nefsâniyetten, cinniyyetten, şeytaniyetten arındırılarak oraya girilebildiği için ondan sonra orası emin beldedir.
Bu girişten önce giren kişinin de Muhammed’ül emîn yani emin kişi olması gerekmektedir.
İkinci yorum
Ve hâzel beledil emîn. (3) İşte şimdi geldi Muhammediyet mertebesine. Turi sina Mûseviyet ve İseviyet mertebesindeki gezintiler. Ve hâzel beledil emîn. Emin belde de Mertebe-i Muhammediye. Oradan kasıt Kabe-i Şerif. beledil emîn ayrıca Mekke-i Mükerreme ve orada sakin olan Kâ’be-i Muazzama. Belde-i emindir. İşte gönül kâ’besine girdiğin zaman bunun bizdeki karşılığı da budur. Gönül Kâ’besine girdiğin zaman orası da Beledil Emin. Emin beldedir. Neden emin belde? Çünkü artık orası her türlü nefsaniyetten, cinniyetten, şeytaniyetten arındırılmış temizlenmiş, yasak bölge olduğu için, artık oraya hiçbirşey giremiyor. Kişi oraya kendi gönül âlemine girdiği zaman heryerden emin olmuş oluyor. Ama bunu tahakkuk ettirmek için evvelâ Muham-medul Emin olmak gerekir. Yâni girenin de emin yerin de emin olması gerekir.
Ayrıca “hâzel beledil emîn” “İşte bu emin belde” zâhiren İnsân-ı Kâmil, irfan ehlinin, bedenî varlığı. Bâtınen ise Hakk’ın tecelligâh-ı olan onun gönül âlemidir. Bunun dışında hiç bir yerde emîn’lik yoktur, burası korunmuş
Ulûhiyyet sahasıdır, diğer sahalara muhakkak hayal ve vehim girmekte oralara tesir etmektedir. Oraların da emin belde haline gelmesi için gerekli irfani eğitimin yapılması lâzım gelmektedir.