Alem-i Mana
Manalar alemi. Fizik ötesi gerçeklik.
Tanım
Âlem-i Mânâ, mânâların, hakikatlerin, arketiplerin bulunduğu, cismânî olmayan, zaman-mekân ötesi bir gayb âlemidir. Tasavvuf kozmolojisinde maddi âlemin (âlem-i mülk, şehâdet) ardındaki hakikat katmanı olarak konumlandırılır.
Beş Hazret — Hazerât-ı Hams
İbn Arabi ekolünün (Konevî, Kayserî, Cîlî) beş ilahî mertebe (hazerât-ı hams) tasnifinde âlem-i mânâ, âlem-i misâl ile birlikte gayb âlemleri arasında yer alır:
- Hazret-i Gayb-ı Mutlak (lâ-taayyün / a'mâiyyet)
- Hazret-i Gayb-ı Muzâf — Âlem-i cebêrût, ervâh (ruhlar) âlemi ≈ âlem-i mânâ
- Hazret-i Misâl / Hayâl — Âlem-i misâl
- Hazret-i Şehâdet — Âlem-i mülk (maddi)
- Hazret-i Câmia — İnsân-ı kâmil
Mânâ – Sûret İlişkisi
Tasavvufta her sûret (form), bir mânânın tecellisidir. Mânâlar öncedir, sûretler onların aynalardaki yansımalarıdır. Mevlânâ Mesnevî'de: "Sûret gölgedir, mânâ güneştir" buyurur.
Bu anlayış Platon'un idealar nazariyesiyle paralellik taşır, ancak İslam tasavvufunda mânâlar Hakk'ın ilmindeki ayân-ı sâbite (sabit ilmî hakikatler) olarak konumlandırılır.
Âlem-i Mânâ ve Rüya
Rüya, sâlikin âlem-i mânâ ile temas yollarından biridir. Kehf sûresi (18) Ashâb-ı Kehf'in uykusunda zamanın âdetâ durması, mânâ âleminin zaman-dışı karakterini sembolize eder. Hz. Yûsuf'un rüya tabirleri de (Yûsuf 12:43-49) mânâ-sûret dönüşümünün peygamberane örnekleridir.
Bilgi Kaynağı Olarak
Ehlullah'a göre hakiki marifet, duyularla değil kalp yoluyla âlem-i mânâdan alınır. Keşf, ilhâm, hâtıra gibi bilgi kanalları bu âlemle bağlantılıdır. Şihâbeddîn Sühreverdî'nin İşrâk felsefesinde bu âlem "âlem-i müsül-i muallâka" (askıdaki suretler âlemi) olarak da kavramlaştırılır.
Necdet Ardıç Geleneği
Türk tasavvufunun modern temsilcilerinden Necdet Ardıç, âlem-i mânâ'yı sâlikin ruhanî yolculuğunda geçtiği bir makam olarak ele alır ve onu Kur'an'daki "âlemlerin Rabbi" (Fâtiha 1:2) ifadesindeki çoğul "âlemîn"in bir katmanı olarak yorumlar.
İlgili Kavramlar
Kaynaklar
- İbn Arabi, el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye
- Sadreddin Konevî, Miftâhu'l-Gayb
- Davud-i Kayserî, Mukaddimât-ı Şerhi Fusûs
- Mevlânâ, Mesnevî
Bu Kavram'in Gectigi Eserler

Terzibaba - Necdet Ardıç
4x“Daha evvel yaptığımız zikirlerden, merasimden ve tesbih namazından sonra şimdi, inşeallah, Kadir gecesinin ne demek olduğunu mânâ âlemi, özü ve hakikati itibariyle anlamaya çalışalım. Allah cümlemize zihin ve gönül açıklığı versin. Kadir gecesi bilindiği gibi Kuran-ı Keriym’in dünya semasına indirildiği gecedir ve diğer gecelerin en üstün olanıdır.”
Ramazan ve Oruç

Ahmet Avni Konuk
3x“nde lâ-yefkahûndurlar, yani o mecliste söylenen sözlere karşı bahis ve münazara etmek şöyle dursun, anlamazlar bile! 1294. Peyk yeryüzünde pek çabuk koşucudur; deryaya gittiği vakit, damarı kopmuş kim”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9

Abdulkerim Cili
2x“Batıni âlemden, mana âleminden gelip, lisan ile yahut konuşmadan yazıya dökerek, mana âleminden tafsil âlemine şehadet âlemine çıkmaktadır. Böyle olunca, onun icmal tafsili, gaybında müşahede olunur… Bu haller ilmi hakiki yolundan icmal ve de yeri geldiğinde tafsili olarak gayden müşahede edilip gerektiğinde şehadet âlemine ilmin kelâm yönü ile zuhura çıkartılır.”
117 İ̇nsân-I Kâmi̇l

Ahmed Avni Konuk
“Ve tamamen fani âleme dalmış olsam, mana âleminden marifet cevherlerini çıkaramazdım. Bu sebeple maşukumun tecelli nuru, benim aklımı bu iki tarafa da yöneltti. Bu şerefli beytin özetle şerhinde üstadım Mesnevihan Selanikli Mehmed Es'ad Dede Efendi (k.s.) şöyle buyururlar: "Eğer kesrette vahdet ve halkta Hak bana görünmeyecek olsaydı, fenadan bekaya, mahvdan sahva, sekrden huşa gelmezdim.”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Zira mana âleminde ağırlık istenmez. Âlemlere doğru yolu gösteren Kâbe’dir, buradaki âlemler sözü çok geniş manadadır. Belki bir gün Kâbe-i Şerifin olduğu koordinat bir hareket noktası olacak, diğer gezegenlerle irtibat kurmak için veya oradan gönderilecek sinyaller daha güçlü olup çok uzaklara kadar gidebilecek.”
144 12 2002 2003 28 08.cd Sohbet Arasi Sohbetler

Muhyiddin İbnü'l-Arabi
“Hadîs-i kûdsî: Âlem-i mânâdan, ilmi ilâhîyye yönünden hakîkat-i insâniyye’ne bir bilgi geldi-nâzil oldu ise o bilgiyi beşeriyyet âlemine intîkâl ettirmen, yaptığın düzenleme ve bu ilmî yaşantının ismine, sana âit olan, mânâsı Hakk’tan, lâfzı kendinden, (hadîs-i kûdsî’ndir.) denir. Hadîs-i Şerîf: Lâfzını ve mânâsını ilmi ilâh-î ve şerîat-ı Muhammedî kuralları içerisinde bir bilgi cümlesi düzenlemişsen bu da senin...”
180 Fusûsu’l-Hi̇kem

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Bu denizlerin de zâhiri ve bâtını vardır, zâhiri yeryüzündeki denizlerde birlikte olan akış, diğeri ( bâtını ) ise, mana âlemi ile ilgili olan akıştır. Bu akışlar üç, beş, elli sene değil, âlemler durdukça devam edecektir. Bilindiği gibi Fransız alimi Jacques Cousteau, Cebel-i Tarık Boğazında dalış yaparken bir akıntı fark etmiş.”
235 25 29 Kur Ker Yol Furkan Sûresi Murat Deruni

Ahmed Avni Konuk
“Burada, bu gibi kötü huylarla içi karışık olan kimseler anlamındadır. Yani, tabiat ve hayvanlık karanlığı içinde yaşayan insanlara güneş gibi olan peygamber geldi, mana âlemi aydınlandı. Onlar dediler ki: "Ey suretleri insan ve siretleri hayvan olanlar, geri durun; ve ey sureti ve sireti insan olanlar, buraya gelin!”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Öteki tecellide daha başlangıç olduğu için şüpheye düşmemek için arada köprü vazifesi görüyor o delil. Çünkü o delil ile dünyaya ayak basıyor, madde âlemine. Yani Âdem’in De’si mânâ âlemi ile madde âlemi arasındaki bağlantı (delalet, delil-i ilahiye). Muhammed’in De’si ise bitmiş olan birşeyin tasdiki oluyor.”
151 19 12.cd 2006 Sohbet Arasi Sohbetler

Terzibaba - Necdet Ardıç
“" yani bütün mertebeleri içerisine almakta 7 kat semavat. Peygamberimizin bildirdiğine göre sidre-i müntehaya kadar ufuktur, madde âleminin içidir. Mana âlemi sidreden sonra başlamaktadır, mutlak latif âlem yani atomun dışındaki âlem. Bu fezada atom yok mu? Var.”
157 25 sohbet aras sohbetler

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Çoğunluğun görüşü fiziksel olarak “Mescid-i Haram” dan → “Mescid-i Aksa” ya gidildiği, daha sonrasının da mânâ âlemi nde (rûhen) cereyan ettiği şeklindedir. Özetlersek, iki yönlü bir Mi’rac olgusu düşünebiliriz. Birincisi zahir ehli için birinin bir yerlere gittiği şeklindedir.”
12 Terzi Baba 1

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Mânâ âlemi olarak İlâh-î hakikatlerin kendi dünyasına inmesi yani kişinin Âdem-i mânâ olarak kendi arzına inmesi ile orada dervişlik gerçekten seyri sülûk’a başlamış oluyor, bundan evvelkiler buna hazırlık, Âdem-i mânâyı gönül âlemine indiremediği sürece o hep derviş olsa da hayali derviş olur, ister hâfız, ister profesör hoca olsun, hayali derviş hayali bilgide kaldığı sürece hayal ve vehimden öteye de...”
36 2 Bakara-Sûresi̇

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Ulûhiyyet mertebesini abdiyyet mertebesine yükleyerek, gecenin bir vaktinde yani fenâfillâh mertebesinde yürüttü. Dünya zamanı olarak gecenin kısa bir vaktinde olan bu hâdise mânâ âlemi itibarıyla fenâfillâh (İseviyet-Sıfat mertebesi) ile, kendi beşeri varlığının tamamen hiç olduğu, görünmez hale geldiği, beşeriyetinin istilâ halinde olduğu halde, Efendimiz (s.”
38 17 İ̇sra-Sûresi̇

Terzibaba - Necdet Ardıç
“************ Âlem-i mânâyı mir’at eyleyenler zâhida Seyreder Allah’ı halk’ta , halkı Allah’da Seyredüp kullukda mahv ol sıdk ile kim lâcerem Abd-i mahzı şah ederler bu ulu dergâh’ta. ************ Bir mecliste eğer herkes aynı zevki paylaşıyorsa gerek nefsi gerek Rahmân-î olsun, o mecliste zâhir ne kadar çok gözükse de mânâ yani görünmeyen kısım tekdir. Hepsi o tek’in görüntüleridir. Eğer öyle olmasa zâten bir arada...”
41 (İnci tezgâh-ı)

Terzibaba - Necdet Ardıç
“...***** Mânâ âlemi ile madde âleminin birbirinden ayrı olmadığını beşeri düşüncede olan hiç kimse bilmez. Oysa ne ayrı bir yerlerde bir şehadet âlemi vardır ne de ondan ayr...”
75 GÜLŞEN-İ RÂZ ve ŞERHİ

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Mânâ âlemi dediğimiz, bir sonraki aşama dediğimiz cennette de bir fiziki yaşam var ancak oradaki fizik yaşam buradaki fiziksel yaşamın şartları gibi olmayıp daha latîftir. Yâni orada kişilere yeni vücûtlar verilecek ve orası da oraya göre fizik yaşam olacaktır, sâdece rûhi bir yaşam değildir. Düşünelim ki Cenâb-ı Hakk (c.”
Yehova Şahitleri ile Mülakat

Terzibaba - Necdet Ardıç
“...kamını elde edenler. Peki ferdiyyet makamı ne oluyor? Ferdiyyetten evvel vitriyyet vardır. Bilindiği gibi vitir namazı gününde resmi son namazı olmasından dolayı, kemâlde olması, yatsı namazınının 13. Rekâtında...”
Zekat ve İnfak

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Mânâ âlemi olan rûhlar âleminden, Hakk’ın zâtından yola çıkarak, yukarıda ifade edilmeye çalışılan mertebelere tenezzül ederek yer yüzünde hayata başlayan “çocuk” ismini verdiğimiz o muhteşem varlık, özü itibariyle “Hakikat-i ilâ-hiyye” den ayrılıp madde âleminde zuhura çıkarak bâtınından, hakikatinden ayrıldığını, uzaklaştığını anladığında “ın’ga” feryadı ile bu firkatı (ayrılığı) bütün gücü ile etrafına duyur-maya...”
Vahiy ve Cebrâîl

Ahmed Avni Konuk
“Mananın özeti şöyle olur: "Bizim top gibi olan varlıklarımız, senin çevgan gibi olan 'Ol!' emirlerinin hükmü önünde çelindikçe, bazen şekiller âlemi içinde ve bazen mana âlemi içinde, oraya buraya yuvarlanıp koşmaktadır." "Kün fekân"dan murad انما قَوْلُنَاً لشئ إذا أَرَدْنَاهُ أَنْ نَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ (Nahl, 16/40) ya'nî "Bizim irâde ettiğimiz şeye ancak kavlimiz, ol dememizdir; imdi o şey olur" âyet-i...”
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Bu denizlerin de zahiri ve bâtını vardır, zahiri yeryüzündeki denizlerde birlikte olan akış, diğeri ( bâtını ) ise, mana âlemi ile ilgili olan akıştır. Bu akışlar üç, beş, elli sene değil, âlemler durdukça devam edecektir. Bilindiği gibi Fransız alimi Jacques Cousteau, Cebel-i Tarık Boğazında dalış yaparken bir akıntı fark etmiş.”
244 35 37 Ku Ker Yol Fatır Sûresi Murat Derûni son

Terzibaba - Necdet Ardıç
“Dili ise o deryadan dışarıya çıkacak dalgaların tercümanıdır. Mânâ âlemi deryasından zuhura çıkmak için sıra bekleyen hakikatleri belirli bir sıraya koyup düzenleyerek ortaya ses ve mânâları ile zâhir âlemine çıkarıp ihtiyaç sahiplerinin kullanımına sunmaktadır.”
54 90 Beled-Şems-leyl-Duhâ-İnşirâh

Terzibaba - Necdet Ardıç
“İşte Kûr’ân-ı Keriym’in zahirini olduğu gibi ayrıca bâtınını da anlayabilmek için, kişinin mânâ âlemindeki irfaniyeti ne kadarsa, bunun derinliğine ve genişliğine o derece ulaşması ancak mümkündür. Eğer şu meselelerin özüne nüfuz etmemişse bir kimse bunun derinliğine inmesi mümkün değildir. Sadece kendi hayâlinde, kendi yıldızının aydınlattığı ve kendi yıldızının anlayabildiği kadar Mi’rac hadisesini anlamış...”
37 53 ve-NECM-YILDIZ-SÛRESİ
Bilgiler
- era
- klasik
- arabic
- عالم المعنى
- domain
- tasavvuf
- related_to
- halk-alemi,emir-alemi,ayan-i-sabite