el-Müheymin
el-Müheymin (Muheymin) (Gözetip koruyan). Bu isim Mesnevî'de müstakil işlenmez; ağırlık Füsûs ve Terzibaba külliyatındadır. Füsûs, Müheymin'i iki yönden okur: tecellîsiyle peygamberleri ve evliyâyı zuhûra getiren gözetici isim, ve İbrâhîm'e verilen "heyamân" ile şiddetli aşk hâli. Terzibaba külliyatı ismi hem
el-Müheymin — Her Şeyi Gözetip Koruyan ve Yöneten
Mânâ. el-Müheymin, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup "kâinatın bütün işlerini gözetip yöneten, koruması altına alan" demektir. Bu isim, Allah'ın varlıkların amellerini, rızıklarını ve ecellerini eksiksiz bir ilim, mutlak bir kudret ve mükemmel bir fiil ile idare ettiğini ifade eder. Kelâm âlimi Mâtürîdî, ismin "emin" (her sözü ve işi güvenilir olan, asla zulmetmeyen), "musallat" (bütün kullarını hükmü altına alan) ve "şahit" (her şeye tanık olan ve vahyinin doğruluğunu tasdik eden) gibi anlamlara gelebileceğini belirtir. Gazzâlî ise müheymini, "yaratıkların amelleri, rızıkları ve ömürlerinin idaresini elinde bulunduran" şeklinde tanımlar ve bu hâkimiyetin ancak Allah'a mahsus olduğunu vurgular.
Etimoloji. İsim, Arapça ه-ي-م-ن (h-y-m-n) kökünden gelen ve "bir şeyi gözetimi altına alıp korumak ve onu yönetmek" anlamındaki heymene mastarına dayanır. Bununla birlikte, ismin kökeni hakkında farklı görüşler de mevcuttur. Bazı âlimlere göre kelime, "başkalarını korku ve endişeden emin kılmak" mânasındaki îmân kökünden türemiş ve ses değişimiyle bu hâli almıştır. Bu durumda anlamı "kendisine güvenilen, varlıklara güven veren" olur. Ebû Zeyd el-Belhî ve Zeccâc gibi dilciler ise müheyminin türemiş bir kelime olmadığını, Süryanîce kökenli (müheyminâ) olduğunu ve kadim semavî kitaplarda da Allah'ın bir ismi olarak geçtiğini ileri sürmüştür.
Kur'an-ı Kerîm'de el-Müheymin. "Müheymin" ismi, Kur'an-ı Kerîm'de Allah'a nispet edilerek bir defa geçer. Bu kullanım, esmâ-i hüsnânın birçoğunun bir arada zikredildiği Haşr sûresinin son âyetlerindendir.
| # | Sure / Ayet | Bağlam |
|---|---|---|
| 1 | Haşr 59/23 | el-Azîz, el-Cebbâr ve el-Mütekebbir isimleriyle birlikte |
Bunun dışında Mâide sûresinin 48. âyetinde kelime, Allah'ın ismi olarak değil, Kur'an'ın bir sıfatı olarak kullanılır. Burada Kur'an'ın, kendinden önceki ilahî kitapları doğrulayıcı ve onları "gözetip koruyucu" (müheymin) olduğu ifade edilir.
Anlamca yakın isimler. Mü’min, Rakīb, Hafîz, Hâlik, Şehîd.
İtikadî çerçeve ve kula yansıması. el-Müheymin ismi, Allah'ın kâinat üzerindeki mutlak gözetimini, korumasını ve idaresini ifade eder. O, her şeyi ilmiyle kuşatır, kudretiyle yönetir ve fiilleriyle en mükemmel şekilde düzenler. Bu ismin tecellisini idrak eden bir kul, öncelikle kendi iç dünyasına yönelir. Gazzâlî'nin işaret ettiği gibi, kişi kendi kalp hayatının sırlarına vâkıf olup nefsini istikamet üzere tutabildiği ölçüde bu ismin yansımasına mazhar olur. Kendi kalbi üzerinde hâkimiyet kuran mü'min, bu hâkimiyetin sınırlarını genişleterek başkalarının da doğru yolda olmasına vesile olabilirse, el-Müheymin isminin tecellilerini hayatında daha derinden hisseder. Bu, varlıkların gerçek yöneticisinin Allah olduğunu bilerek, O'nun ahlakıyla ahlaklanma çabasının bir parçasıdır.
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Müheymin" maddesi