İçeriğe atla

Hanîf Dini

✓ Onaylı

Aziz dostum, gel seninle bugün öyle bir kapıdan girelim ki, o kapı ne doğuya açılır ne de batıya. O kapı, insanın kendi kalbine, varlığın en saf, en duru özüne açılır. İşte o kapının adı Hanîf Dini’dir. Bu, adıyla sanıyla bildiğimiz dinlerden bir din değil, belki de bütün dinlerin ruhu, fıtratın kendisidir. Bir mezhep, bir meşrep değil; yönünü sadece Hakk’a dönmüş, başka her şeyden yüz çevirmiş kalbin dosdoğru duruşudur. Bu, belirli bir mabede sığmak değil, bütün kâinatı bir mescid bilmektir. Te

Aziz dostum, gel seninle bugün öyle bir kapıdan girelim ki, o kapı ne doğuya açılır ne de batıya. O kapı, insanın kendi kalbine, varlığın en saf, en duru özüne açılır. İşte o kapının adı Hanîf Dini’dir. Bu, adıyla sanıyla bildiğimiz dinlerden bir din değil, belki de bütün dinlerin ruhu, fıtratın kendisidir. Bir mezhep, bir meşrep değil; yönünü sadece Hakk’a dönmüş, başka her şeyden yüz çevirmiş kalbin dosdoğru duruşudur. Bu, belirli bir mabede sığmak değil, bütün kâinatı bir mescid bilmektir. Terzibaba İrfan Mektebi’nde bizler, bu Hanîf duruşunu, varlığın kendi sırrına ermenin anahtarı olarak görürüz. Zira Hanîf olmak, eşyanın ardındaki Vahdet’i seyretmek, her yüzde O’nun Vechi’ni görmek ve her seste O’nun sesini duymaktır. Şimdi bu sohbetimizde, İbrahimî bir teslimiyetle kalbimizi bu saf dine, bu arı duruşa açalım.