Hz. Hârûn (a.s.)
Hz. Hârûn (a.s.), Allah'ın kelâmıyla şereflenen Hz. Mûsâ'nın kardeşi ve en yakın destekçisi, risâlet yükünü omuzlayan önemli bir peygamberdir. Tasavvuf geleneğinde ve özellikle İbn Arabî'nin Füsûsu'l-Hikem'inde "Hikmet-i İmâmiyye" ile anılır ki bu, önderlik ve rehberlik sırrına işaret eder. Terzibaba Hazretleri'nin irfan mektebinde de Hz. Hârûn, kardeşlik bağının, vekâletin ve ruhânî kuvvetlerin bir araya gelişinin bir timsali olarak özel bir konuma sahiptir. Kütüphanemizde bu yüce peygamberin mertebesine dair pek çok kıymetli işaret ve açıklama bulunmaktadır.
Kur'ân-ı Kerîm'deki Yeri
Hz. Hârûn'un ismi Kur'ân-ı Kerîm'de birçok sûrede, özellikle Hz. Mûsâ kıssası bağlamında geçer. Allah Teâlâ, Hz. Mûsâ'nın duasına icabetle onu kardeşi Hz. Hârûn ile desteklemiş, ona nübüvvet ihsan etmiştir. Hz. Mûsâ, Firavun'a tebliğ görevi verildiğinde, göğsünün daralacağını ve dilinin akıcı olmadığını belirterek (Şu'arâ, 26/13), "Hârûn'a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap)" (Şu'arâ, 26/13) diye niyazda bulunmuştur. Bu dua, Kur'ân'ın birçok yerinde tekrar edilen "Kardeşim Hârûn" (Tâ-Hâ, 20/30) ifadesiyle karşılık bulmuştur.
Hz. Hârûn, Hz. Mûsâ ile birlikte Firavun'a karşı Hakk'ın davetini taşımış, mucizelerle halkı uyarmışlardır (Yûnus, 10/75-77). Sâffât Sûresi'nde de diğer peygamberlerle birlikte zikredilerek Allah'ın yardımıyla desteklendiği anlatılır (Sâffât, 37/114-122). Ancak Benî İsrâîl'in buzağıya tapma hadisesinde Hz. Hârûn'un durumu, nübüvvetin ağır sorumluluğunu ve halkın sapkınlığı karşısındaki çaresizliğini de gözler önüne serer. O, buzağı ibadetini havsalasına sığdıramamış, onlara inkârını açıkça ifade etmiştir.
Füsûsu'l-Hikem'deki Fassı ve Hikmeti
Muhyiddin İbnü'l-Arabî, Füsûsu'l-Hikem'de Hz. Hârûn'a "Kelime-i Hârûniyye'de Mündemic Olan Hikmet-i İmâmiyye" fassını tahsis etmiştir. Buradaki Hikmet-i İmâmiyye, önderlik, rehberlik ve vekâlet sırrına işaret eder. İbn Arabî, her halîfenin bir imâm olduğunu, ancak her imâmın halîfe olmadığını belirtir. Hz. Hârûn'un bu hikmeti, Hz. Mûsâ'nın vekili ve halkına rehberlik eden bir önder olarak üstlendiği görevi vurgular. O, Hz. Mûsâ'nın yokluğunda kavmine imâmet etmiştir. Bu imâmet, zahirî bir yöneticilikten ziyade, ruhânî bir rehberlik ve Hakk'a yönelişin temsilini ifade eder.
Terzibaba Geleneğinde Hz. Hârûn
Terzibaba Hazretleri'nin öğretisinde Hz. Hârûn (a.s.), özellikle Hz. Mûsâ ile olan kardeşlik bağı ve onun risâletine sunduğu destekle öne çıkar. Terzibaba, Hz. Hârûn'u sadece bir peygamber olarak değil, aynı zamanda kardeşlik ve vekâlet sırrının tecellisi olarak ele alır.
Hz. Mûsâ'nın Allah'tan kendisine bir yardımcı istemesi ve "Kardeşim Hârûn" (Tâ-Hâ, 20/30) demesi, Terzibaba tarafından derin bir iç okumayla yorumlanır:
"Kardeşim Hârûn’dan kasıt, bir bakıma kendisinde olan güçlerden, en kuvvetli olanların faaliyete geçmesidir. Örneğin Rûhun ona yardı." (Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah, Bölüm 1; Tâ-Hâ Sûresi, Bölüm 1)
Bu ifade, Hz. Hârûn'un sadece biyolojik bir kardeş olmanın ötesinde, Hz. Mûsâ'nın ruhânî ve nübüvvet gücünü tamamlayan, onun içsel kuvvetlerinin bir yansıması olduğunu gösterir. Hz. Hârûn, Hz. Mûsâ'nın sahip olduğu ancak belki de tam faaliyete geçiremediği güçlerin, yani rûhun ve akıcı konuşma gibi zahirî yeteneklerin bir tecellisi olarak anlaşılır. Bu, tasavvufî mânâda, bir mürşidin kendi bâtınî kuvvetlerinin bir başka sûrette zuhûru veya sâlikin kendi içindeki farklı ruhânî mertebelerin birlikte işleyişi olarak da düşünülebilir.
Hz. Hârûn'un imâmet mertebesi, Terzibaba geleneğinde de İbn Arabî'nin vurguladığı gibi mühimdir. Her halîfenin imâm olduğu, ancak her imâmın halîfe olmadığı ayrımı, Hz. Hârûn'un nübüvvet ve imâmetindeki özel konumu açıklar. O, Hz. Mûsâ'nın yokluğunda kavmine rehberlik etmiş, buzağı hadisesinde dahi Hakk'tan ayrılmamıştır. Bu durum, nübüvvetin ve velâyetin farklı tecellîlerini ve ruhânî mertebelerdeki tefâzulu (üstünlüğü) gösterir.
Firavun'un "Mûsâ ve Hârûn'un Rabb'ine" diyerek imanını kayıt altına alması (TB. Süleymân-Dâvûd-Yûnus-Eyyûb Fasılları, Bölüm 1; Kelime-i Süleymâniyye, Bölüm 1), mutlak teslimiyet ile mukayyet teslimiyet arasındaki farkı ortaya koyar. Hz. Hârûn'un ve Hz. Mûsâ'nın tebliğindeki bu cem makamı, yani zıt gibi görünen durumların bir araya gelmesi, Terzibaba'nın öğretisinde hakikat ilminin derinliklerini işaret eder.
Kavramlar Ağında Hz. Hârûn
Hz. Hârûn (a.s.), tasavvufî kavramlar ağında birkaç önemli noktada yer alır:
- Hikmet-i İmâmiyye: İbn Arabî'nin Füsûs'ta ona tahsis ettiği bu hikmet, önderlik, rehberlik ve vekâlet sırrını ifade eder. Hz. Hârûn, Hz. Mûsâ'nın vekili olarak kavmine imâmet etmiştir. Bu, sadece zahirî bir liderlik değil, aynı zamanda ruhânî bir rehberliktir.
- Kardeşlik ve Vekâlet: Hz. Mûsâ'nın en büyük destekçisi ve yardımcısı olması, tasavvufta mürşit-mürid ilişkisinde veya ruhânî yolculukta sâlikin kendisine destek olan içsel veya dışsal güçlerin bir temsili olarak görülebilir. Kardeşlik, aynı kaynaktan beslenmenin ve aynı ruhânî hedefe yürümenin bir nişanesidir.
- Nübüvvet ve Velâyet: Hz. Hârûn'un hem peygamber hem de Hz. Mûsâ'nın vekili olarak imâm olması, nübüvvet ve velâyet mertebelerinin iç içe geçişini gösterir. Nübüvvetin zahirî tebliğ yönüyle birlikte, velâyetin bâtınî rehberlik ve koruma yönünü de taşır.
Kütüphanedeki Kaynaklar
Hz. Hârûn (a.s.)'ın tasavvufî derinlikleri ve Terzibaba geleneğindeki yeri hakkında kütüphanemizde çeşitli kaynaklarda değerli bilgiler bulunmaktadır:
- TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları — Terzibaba - Necdet Ardıç: Bu eser, Hz. Hârûn'un hikmet-i imâmiyye bağlamında derinlemesine incelendiği temel metinlerden biridir.
- Kelime-i Hârûniyye — Muhyiddin İbnü'l-Arabi: İbn Arabî'nin kendi kaleminden, Hz. Hârûn'a atfedilen hikmetin özünü barındıran orijinal fassıdır.
- Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah — Terzibaba - Necdet Ardıç: Hz. Mûsâ ile olan kardeşlik bağının ve Hârûn'un ona olan desteğinin Terzibaba'nın yorumlarıyla açıklandığı bir eserdir.
- Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk — 53. Âyetler ve Terzi Baba — Terzibaba - Necdet Ardıç: Hz. Hârûn'un nübüvvetindeki farklılıklar ve Benî İsrâîl'in buzağıya ibadet etme hadisesi gibi konuların ele alındığı bir kaynaktır.
- TB. Süleymân-Dâvûd-Yûnus-Eyyûb Fasılları — Terzibaba - Necdet Ardıç: Firavun'un imanının mukayyetliği bağlamında Hz. Hârûn'un adının geçtiği bölümler içerir.
- Tâ-Hâ Sûresi — Terzibaba - Necdet Ardıç: Hz. Mûsâ'nın Hz. Hârûn'u yardımcı istemesi ve bu talebin tasavvufî yorumlarına değinilir.
Değerlendirme
Hz. Hârûn (a.s.), Terzibaba öğretisinde sadece Hz. Mûsâ'nın kardeşi değil, aynı zamanda risâletin tamamlayıcısı ve Hikmet-i İmâmiyyenin tecellîsidir. Onun şahsında, bir mürşidin kendi içsel güçlerinin zuhûru, vekâletin sırrı ve ruhânî önderliğin önemi idrak edilir. Hz. Hârûn'un hikmeti, Hakk'ın birliği yolunda sâlikin kendisiyle ve çevresiyle kurduğu bağların derinliğini anlamak için önemli bir anahtar sunar. Onun hayatı, bir yandan nübüvvetin ağır sorumluluğunu, diğer yandan da mutlak teslimiyetin ve sabrın erdemini öğretir.