İçeriğe atla
Esmâü'l-Hüsnâ

Esmâ 34

الْعَظِيم

Azîm

AZİYM'dir azamet perdesi çeker,Gönüllere korku tohumu eker,Bayrağını ta arşa diker,Azametini gerçek bilen kendidir ancak.
Şerh

Kaynak: Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1), s. 168 — M. Nusret Tura (düz. Terzioğlu Murat Deruni)

EL-AZÎM

Zâtında, sıfâtında, ef’âlinde azamet sahibi olan Cenâb-ı Hakk demektir. Kâinat, Allah'ın asarıdır; insanlara kadar olan kemalât onun ef’âlinin neticesidir.

Sıfâtları ise doksandokuz kî biz de onları saymaya ve izah etmeye çalışıyoruz. Bu sonsuz sıfatlar, zatının şehrine açılmış pencerelerdir. Bu azamete bir eş, bir rakip, bir benzer tasavvur edilemez.

İnsanların da arasında bazı kibir, azamet sahipleri vardır. Genişliğin verdiği kuvvetle herşeyi yıkarız zannederler. Zenginler ellerindeki parayı bitmeyecek zannederler. Sıhhatte olanlar "hastalık nedir?" derler. Zavallı ihtiyar diye yaşlıları hakir görürler, sokakta yürürken bile dik ve sert adımlarla yürürler. Efendimiz böylelerine buyuruyor: "Başını ne kadar dik tutarsan tut göğe varamazsın; adımların ne kadar sert olsa da toprağı delemezsin. Mütevazi ol da yürü." Cenâb-ı Hakk insanı zaif ve kuvvetsiz olarak yaratır. Çocukluk, gençlik, ihtiyarlık ve nihayet kuvvetten, dermandan kesilme demi gelir ki buna 'ezelî Ölüm' derler hiçbir azasına sahip olup kumanda edemez İnsan… Hafıza kalmaz, gözlerinin feri bile çekilir, elayak titrer nihayet "Bu kubbede bakî kalan hoş bir şada imiş" diye 80-100 senelik ömrünün bir rüzgar gibi geçtiğini düşünerek döner gider. "Benim" diyen azamet sahiplerine:

Ben deme kim ensene bir "men" taşı
Patlatırlar sonra olursun şaşı.

Diye nasihat ederler. Yaş kemâle ermekte iken de:

Geçen geçmiştir artık ân-ı müstakbelse müphemdir
Hayatında nasibin bir şu geçmek isteyen demdir derler.
AZİYM' dir azamet perdesi çeker,
Gönüllere korku tohumu eker,
Bayrağını ta arşa diker,
Azametini gerçek bilen kendidir ancak.
Cilt 1 kitabının tamamını oku