İçeriğe atla
Esmâü'l-Hüsnâ

Esmâ 33

الْحَلِيم

Halîm

HALİYM'dir bazen mülâyimdir işi,Bulunmaz hoş görüde bir eşi,Habibinin kırıldığında dişi,Onları hoş gören HALİYM'dir ancak.
Şerh

Kaynak: Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1), s. 164 — M. Nusret Tura (düz. Terzioğlu Murat Deruni)

EL-HALÎM

Kullarına karşı yumuşak davranan, gazaplı ve celâlli davranmayan demektir. Ufak tefek kabahatlerde bile anamız, babamız, hocamız bizi paylar. Fakat kabahat olduğunu tahmin edemediğimiz hususlarda bilhassa büyüklerimizin mülayim ve halim muameleleri Cenâb-ı Allah'ın hüviyyetinin en ufak bir kısmıdır, bu tecelli İnsân-ı Kâmillerde daha derin ve daha geniştir.

Bu âlemde Hakk'ın gazabını biliyoruz, tarihlerde okuduk, dayanılmaz derecede korkunç seslerle birçok kavim helak olmuştur. Gök gürültüsünün hali, şimşeklerin manzarası tüyleri ürpertir Yangınlar, harpler, çığlar, dolular, heyelanlar hep hilmiyetinin mukabili olan gazap alametleridir.

İnsanlar ne kadar kendilerini kuvvetli hissederlerse etsinler, tabiatın esiri olmaktan kurtulamazlar.

Hilmiyet, yumuşak olmak demektir. Bu kapıdan Hakk'a vasıl olan kullar da vardır. Meşrep meselesidir. Kimi celâlli ve heybetli olur, kimi halim ve selim olur.

Toprak ne kadar verimli ise halim kimseler de o kadar verimlidir. Birçok hazineler toprakta bulunduğu gibi, bu kimselerin gönülleri de menba-ı esrar-ı ilâhidir. Bu hal bir görüş ve anlayış meselesidir.

Halim kimse bilir ki her mahluk Hakk'ın mazharıdır. Şu köhne arz, taşıyla, toprağıyla, ateşiyle, havasıyla bir cevherdir. Onlarda bîr gizli kuvvet vardır. İnsandaki daha mükemmeldir ve bir de her şeyi hatta en küçük mesele olan kendi varlığını idrak kabiliyeti vardır ki sonsuz olan sırrımızı idrak ettiğimiz an, ebedî varlığımızı anlamış oluruz. Gayesine ulaşan her şey aksine intikal eder. Su ısınmakta nihayetine erdiği zaman buhar olduğu gibi, su soğumakta nihayete erdiği zaman buz olur. İnsan da büyür büyür, sonra zaafa uğrar küçülür, nihayet varken yok olur.

İnsanın kendi varlığı, Hakk'ın varlığına delildir. Ziyanın güneşe delil olduğu gibi insan da hazreti Allah'a ayine düşmüştür. Yahut gönül aynasından yine kendini görmüştür. Niçin? Demişler.

Ayinedir bu âlem her şey Hakk ile kâim
Mir'at-ı Muhammed'den Allah görünür dâim

Halim kimseler, her neye baksa eserden müessire intikal ederek yaradanı görür; nakşa bakar, nakkaşı görür; resme bakar, ressamı görür; binaya bakar mimarı görür. Arif inşan hilm göstermesin de ne yapsın? Kime serseri davransın? Kime kafa tutsun? Hepsi yaratıcının mahluku...

Allah'a sığın şahs-ı halimin gazabından
Zira yumuşak huylu atın çiftesi pektir.

diye Ziya Paşa'nın bir nasihati meşhurdur.

Herkes kendi küpündeki malı satar. O baştan ayağa bal olmuştur, sirke satamaz ki…

Ana-baba çocuklarına terbiye müddetince sert davranırlar. Fakat torunlarına daha şefkatlidirler. Aradaki yaş farkı uzamıştır. Dedenin babası daha da mülayimdir. Halimdir. Hem de en büyüğümüz Allahü Teâlâ Hazretleri merhametlilerin merhametlisi, şefkatlilerin şefkatlisi dir. Hilmiyet ve yumuşaklık ma’nevî olgunluğa delalet eden bir vasıftır. Allah'ın hilmiyetine muadil hilmiyet yoktur.

HALİYM' dir bazen mülâyimdir işi,
Bulunmaz hoş görüde bir eşi,
Habibinin kırıldığında dişi,
Onları hoş gören HALİYM'dir ancak.
Cilt 1 kitabının tamamını oku