Esmâ 10
Kaynak: Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1), s. 125 — M. Nusret Tura (düz. Terzioğlu Murat Deruni)
EL-CEBBAR
Dilediği bir işi zorla yaptırmaya kadir bir padişahtır o. Bir insan ne kadar kurnaz olursa olsun, Hazreti Cebbar'ın elinden kurtulamaz. Zannetmeyiniz ki Cenâb-ı Hakk herkese karşı aynı Cebbariyet sıfâtını kullanır. Hayır, bilhassa zalimlerin cezaya çarpılmalarını temin için olduğu gibi, kendisini Hakk'a teslim etmiş, onun himayesine sığınmış kimseleri zalimden, düşmandan muhafaza için de Cebbariyet sıfâtını kullanır.
Cenâb-ı Allah niçin Cebbariyet sıfâtı ile fenalıkları men etmiyor? Niçin kâinatı iyi yapmadı? Diye sual soranlar çok olur. Dinleyiniz: Sizin beş çocuğunuz olsa, onlar bile aynı ahlakta ve güzellikte olmazlar. Nitekim bir taife vardır 73 fırkanın içerisinde. Onlara Cebriyye derler "İşlenen her şey Allah'ın cebriyle olmuştur" derler. Her işi ona havale ederler. Bir de Mutezile taifesi vardır ki onlar da "Ne yaparsa kul yapar, Hakk'ın teferruatla uğraşması olmaz" derler. Biz insaflı Müslümanlar da deriz ki Müslümanlık orta bir yoldur. Cenâb-ı Hakk katili cebr mi etmiştir ki başkasını öldürsün. Hayır. Siz zenginsiniz, bir fakire yardım etmek kuvvetini kullanmazsanız, Allah size "verme" demiş midir? Hayır.
Çocuklarınıza eşit olarak yüz lira dağıtırsınız, bayram harçlığı. Çocuklarınızın fena olmasını istemez, iyi olmalarını istersiniz. Fakat hürriyetlerini gasp etmek istemezsiniz. Yalnız alelusul "Paranızı fena yerlerde kullanmayın" dersiniz. "Fenalarla arkadaşlık etmeyin" dersiniz. Fakat çocuklar iyiyi, fenadan ayırt edemiyorlar. Kimi sadaka veriyor, kimi kumar oynuyor. Çocukların bu halinden dolayı babaya haksız yere küfür etmek doğru olmaz. İyilikte söz dinliyen çocuğu görünce "Aferin anası, babası iyi terbiye etmiş" dersiniz. Halbuki o da değildir. Fakat siz terbiyeli bir adam iseniz, fena olan çocukların fenalığını, kendilerinden iyi olanların iyiliklerini, baba ile müştereken pay edersiniz. İyi çocuğun iyiliği, söz dinlemesindedir. Babanın iyiliği bütün çocuklarına nasihat etmiş olmasındadır. Bazılarının iyi olması kendilerine nasihat edildiğine bir delildir. Eğer Cenâb-ı Hakk peygamberleri ve velileri vasıtasıyla kullarına doğru yolu göstermeseydi o da zalim olurdu ki böyle Rabb-liği akıl kabul etmez. Bizleri yaratması kendi kudretine, kuvvetine bir delildir. Bizlere peygamber ve kitab göndermesi de bizim aczimize ve kendinin Âdil ve Hadi olduğuna bir delildir. Bize hesap sorduğu zaman, "İçimizde doğru yolu gösteren, bilen kimse yoktur" demeyelim diye de resûl ve velilerini gönderdi. Daha ne yapsın, bize hayatımızı tanzim etmek için verdiği ömrü, kuvveti, kudreti biz kötüye kullanırsak, aklımızı hilekarlığa ve ma’nâsızlığa sarf edersek ona da bize ceza vermekten başka ne kalır? Ama o Erhamerrâhimin'dir. Belki bütün âsilerin günahlarını affedecektir, bilemeyiz.
Bir zât yanındakilere tenbih etmiş, "Ben ölürsem şu sarhoşların, günahkârların mezarlığına gömünüz" diye. "Aman efendim demişler, Cenâb-ı Hakk size daha uzun ömürler versin ama biz sizi oralarda bırakmayız, beşyüz seneden beri âlimlerin, kadıların yattıkları şu mezarlığa götürürüz." "Hayır onlar ibadetlerine ilimlerine, âlemlerine mağrur gafillerdir. Mağrur kimselerin dirisine de ölüsüne de Hakk'ın rahmeti gelmez. O kötü zannettiğiniz kimseler kabahatlarini bilirler, boyun bükerler, Haktan rahmet dilerler, oraya rahmet iner, ben de onların yanında olursam onların rahmetinden istifade ederim" demiş. İşte kardeşlerim, bilmem diyene öğretme teşebbüsünde bulunursunuz; bilirim diyene ne öğretirsiniz?
Neye yarar ol gönül ki râz'ı yok
Kontrölda bütün âlem her an,
Boş geçirdiğin günlerine yan,
İşleri yürüten CEBBAR'dır ancak.