Esmâ 64
Kaynak: Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1), s. 219 — M. Nusret Tura (düz. Terzioğlu Murat Deruni)
EL-KAYYUM
Her mevcûd onun zâtıyla, onun varlığı ile mevcuttur. Vardır. Yani hiçbir mevcudun "benim" diyebilecek varlığı yoktur. Madem ki bâzı sebeblerden müteessir oluyor, ölebiliyor, hasta olup çalışmaz, hareket edemez hale geliyor. O kimse benim vücudum var diyemez. Şu halde insanda ölümsüz, başı ve sonu olmayan bir kuvvet vardır ki asıl olan budur. Buna zât deriz. Biz bu beşer gözü ile zâtımızı göremeyiz. Nitekim aklımızı, fikrimizi, açlığımızı, neşemizi de göremiyoruz, fakat inkâr da edemeyiz. Her varlık Hak ile kaim olduktan sonra, inkılap ve tahavvül halindeki vücudlarına var diyemeyiz.
Herşey zâtımız ile kaimdir. Fakat doğrudan doğruya onunla alâkalanmıyoruz, tanımıyoruz. Halbuki akıl, fikir, ilham, gam, sevinç o zatımızın şuuraltıdır. Onun için sonradan yaratılan bu fani vücud, geldiği yere dönüp, toprak, su, ateş, hava olacak, kendi denizlerine gidecektir. Bir de bu vücudun nuru, ruhu vardır ki ona sıfât erişmez, o bakîdir. Çünkü, Hakk'a mensuptur, oradan geldi, oraya gidecektir. Esasen bizden ayrılmış değildir. Sonradan gelmiş de değildir. Müslümanlığın özü, bunları insana öğretebilir. Yalnız anlayacak kabiliyete ermek lâzımdır. Çocuk anasının memesi ile beslendiğini anlayacak çağa gelebilir.
Fakat babasının getirdiği gıdalarla da anasının beslendiğini, süt yaptığını bilmez.
Erkek, patronunu bilir, onun sayesinde geçindiğini, para kazandığını bilir. Fakat sebebleri halkeden Allah'tır, vericilik afeti nihayet ona dayanır. Bundan çoğumuz gafiliz. Suyun menbaını bulmak lazımdır. Çeşmeden gelip su içmek, bir-iki kova doldurmak basit bir iştir.
Kitab okursunuz, ya anlarsınız, ya anlamazsınız. Adam sen de dersiniz, zevk almanız ise anlamanız nisbetindedir. Halbuki incelerseniz, bütün kitaplar bilvasıta sizden bahseder. Ziraatden, marangozluktan, mühendislikten, doktorluktan bahseder ama bunlar akim icabıdır. Olgunlaşmanın eseridir. Diğer ilimler, ilm-ü ledün denilen öz ilmin, zât ilminin şubeleridir. Kulak, diş, kalp, sinir, göz, bevliye, dahilî ve haricî hastalıklar var ya nihayet insanın vücûdunda toplanır. İnsanın zâtının ermediği yer yoktur. Hayatsız bir zerre de yoktur. Şu halde Kayyum ism-i şerifi saltanatını icra etmektedir.
Nokta kıymetsiz bir şeydir, harflerin ve rakamların yanında, hele solda olsa bir düşünün ki harflerin aslıdır, rakamların da aslıdır. Solda olursa kıymetinin on defa yükseldiği gözükür.
Gerekeni yapar her yerde daim,
Bütün varlığa olmuştur hakim,
Varlıkları ayakta tutan KAYYUM'dur ancak.