İçeriğe atla
Esmâü'l-Hüsnâ

Esmâ 43

الْكَرِيم

Kerîm

KERİYM'dir atası boldur onun,Keriymi bulmassan ne olur sonun,Lûtfuna koş benliğinden soyun,Cömertlerin cömerdi KERİYM'dir ancak.
Şerh

Kaynak: Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1), s. 182 — M. Nusret Tura (düz. Terzioğlu Murat Deruni)

EL-KERÎM

Sebebsiz, vesilesiz, istemeden verici.

İşte büyüklük, lütufkârlık böyle olur. Hem yarat, hem de istemeden, hiçbir sebebe istinat etmeden ver. Namütenahi ver.

Bir Rab, bir Allah daha var mıdır ki bu kadar verici olsun. Biz ne kadar cömert olursak olalım yine o Kerîm olan zâtın yakınlarına bile gelemeyiz.

Bir kısım halk ölümden bekler. Yukarıda aşikâr ettiğim ölünün, bir ruhu vardır bir de cesedi. Ruhu, âlem-i ervaha gitti, aslı orasıydı. Ceset topraktan yaratılmıştı, o da toprağa gitti. Müsbet ve menfî teller birleşmeyince ışık şerara olmadığı gibi ruh ile ceset birleşmedikçe, ayrı durdukça bir faide ve zararı olmaz. Onun için ölümden ne beklenir? Hayatta iken ölmüş dirilmiş abidliğe iltihak etmişse o başka. Ondan herşey beklenebilir.

Bu itibarla peygamberler ve evliya hazeratı da ölü gibi ruhları cesetlerinden ayırmışlardır ama daima üzerimizde dolaşan ruhaniyatlarından, melekî kuvvetlerinden bir irşat beklenebilir. Fakat horoz gibi olan bir adamdan ne beklersiniz? O öldüğü anda ruhu horoz arkadaşları ile kümes kümes dolaşır. Ondan ne beklerse ancak horozlar bekler. Başka lisan bilmezler, o da insan kıyafetinin sona ermesinden sonra.

Bir tahta, altın veya gümüş çubuktan bir haç yaparlar, onun karşısına geçerler, medet umarlar. Yahut "onu sen yarattın”, adına tahta iken Îsâ diyorsun, peki tahtadan yaptığın Îsâ diye isimlendirdiğin şeye nasıl taparsın. Ondan ne beklersin? Taparsan canlı ve kâmil bir insâna tap ki, onun gönlü âlemlerin yaradanının nazargâhıdır. Ölü değildir, ebedî hayat verilmiştir. Seni de o sonsuzluğa götürerek ölmezlerden yapabilir.

Gerçi her gönülden yana bu Hakk'ın rahatının hazinesine yol vardır. Fakat o yol çok kimselerde duvarlarla, çukurlarla geçilmez bir hâl almıştır. Oradan kendi zâtına, zâtından Hakk'ın zâtına varamazsın. Evvelâ o kâmil insânın gönlünden onun zâtına varmayı öğren, sonra elbirliği ile senin gönlünün tesviye-i turâbiyesi yapılır.

Zât-ı Hakk 'ı anla zâtındır senin
Hem sıfât hep sıfâtındır senin
Sen seni bilmek necatındır senin
Gayre bakma sende iste sende bul
KERİYM' dir atası boldur onun,
Keriymi bulmassan ne olur sonun,
Lûtfuna koş benliğinden soyun,
Cömertlerin cömerdi KERİYM'dir ancak.
Cilt 1 kitabının tamamını oku