İçeriğe atla
Esmâü'l-Hüsnâ

Esmâ 44

الرَّقِيب

Rakîb

RAKİYB'dir cümle varlıklar mahâlli,Hepsinden yücedir alidir ali,Gayret edersen bulursun cemali,Her şeyin üstünde RAKİYB'dir ancak.
Şerh

Kaynak: Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1), s. 185 — M. Nusret Tura (düz. Terzioğlu Murat Deruni)

ER-RAKİB

Kullarını murâkebe edici olan zât demektir.

İnsanlar da bu ahlâk ve sıfâttadır. Eşinin harekatını murâkebe eden eşler, çocuklarının harekâtını murâkabe eden ana ve baba, bir de kendi kendini murâkebe eden arifler vardır. Boyun bükerler, basiret gözü ve hakîkat kulağı kirişte olarak gönlüne bakar, kendini dinlerler. Zikir, tesbih ve niyaz hâlinde, rabb-ine uzaksa yaklaşmayı, yakınsa huzurundan ayrılmayı isterler. Beşeriyet için aç kalmak lazımsa aç kalırlar. Nefsin kırılması icap ediyorsa kırarlar. Hayvanları tedavi ederek, yollardaki taşları kenara çekerek, helaları, bulaşıkları yıkayarak nefislerini kırarlar, öyle acaip kimseler vardır ki murâkabe hâlinde gönlünü temizleyemezse, rabb-ini bulamazsa kendine o esnada hakaret edilmesini bekler. Çünkü, gönlü kırılacaktır. Cenâb-ı Hakk da "Ben kırık kalplerin yanındayım" buyuruyor. Derhal bu hareketin Hakk'tan geldiğini anlar. Şükürlerde bulunur. Çünkü, gönlü temizlenmiş, Hakk kapısını ona açmışlar.

Saçları sıfır numara kesik bir hazret, rabb-i ile huzurdadır. Aldırma yoluna devam eder, bir tokat daha gelir, hafifçe döner bakar, yine yoluna devam eder, bir tokat daha yer, yine döner geriye ve teşekkür eder. Tokatı vuran hayretler içindedir. Koşar karşısına geçer bu hareketlerinin sebebini sorar. Birinci tokatta kendi haksız muamele bekliyormuş ki gönlündeki sıkıntı gitsin. Beklediği olmuş, Hakk'tan ikaz gelmiş. Dilediğinin çabuk olduğuna delalet etmiş. İkinci tokat gelince, "Hakk beni terbiye ediyor, acaba hangi zalim bu işe alet oldu" diye dönüp bakmış. Üçüncü tokadı yiyip canı yanınca, "Hakk’a teşekkür etmedim, bu terbiye tokatlarına kimi alet ettiyse ben de o kanaldan ona teşekkür edeyim, eğer teşekkür etmezsem bu tokatlarla boyuna canım yanacak" demiş. Teşekkür etmek var ve fakat bir de "elceza-u min cinsil amel" yani "ceza amelin cinsinde var." Seni bir tokatla terbiye eden bulunca dikkatli ol demişler.

RAKİYB' dir cümle varlıklar mahâlli,
Hepsinden yücedir alidir ali,
Gayret edersen bulursun cemâli.

Her şeyin üstünde RAKİYB'dir ancak.

Cilt 1 kitabının tamamını oku
Füsûs ve Mesnevî Işığında

Ahmed Avni Konuk'un Mesnevî-i Şerîf Şerhi, Terzibaba'nın Füsûsu'l-Hikem dersleri ve külliyatı ışığında derlenmiştir.

Mesnevî-i Şerîf'te er-Rakîb

Bu isim, verilen Mesnevî pasajlarında müstakil bir başlıkla işlenmez.

Füsûsu'l-Hikem'de er-Rakîb

İbn Arabî, Rakîb ismini Kelime-i Îseviyye'de tek bir âyetin ince diziliş sırrı üzerinden okur: Îsâ'nın (a.s.) "Sen onların üzerine Rakîb idin" (Mâide, 5/117) sözündeki kelime sırası, kulun gözetilmesiyle Hakk'ın gözeticiliği arasındaki edebi gösterir.

Îsâ ref'edilince gözeticilik Hakk'a kalır. Fass, Îsâ'nın şâhidlikten Rakîb'e geçişini onun "müteveffâ kılınması" (kabz/yukarı alınması) ile açıklar:

"Vaktâ ki Sen beni müteveffâ kıldın dedi, ya'ni beni kendine ref'ettin ve beni mertebe-i şehâdetinden mertebe-i gaybına ref'etmekle, onları benden ve beni de onlardan hicâb ve perde arkasına düşürdün." (Kelime-i Îseviyye)

Îsâ, ümmetinin arasında bulundukça onlara "şehîd" (gözüyle gören şâhid) idi; aralarından alınınca artık onları gözeten Rakîb yalnız Hak kalır. Bu yüzden âyette Îsâ kendi şâhidliğini "ben onların arasında dâim oldukça" kaydıyla sınırlar; gözeticiliğin sürekli sahibi olarak Hakk'ı bırakır. Rakîb burada her an gören, hiçbir hâli gözünden kaçırmayan ismi olarak yalnız Hakk'a yakışan bir vasıftır.

Rakîb isminin sıralamada öne geçişi Rablığın hakkıdır. Fass'ın asıl üzerinde durduğu nükte, âyetteki kelime dizilişidir:

"Sen onların üzerine Rakîb idin sözünde Hakk'ı ümmetine takdîm etmişti... ümmetine dönen onlar zamîrini, Hakk'a dönen Rakîb isminden sonra zikretti. Çünkü Rab, rubûbiyyet mertebesiyle önceliğe lâyıktır." (Kelime-i Îseviyye)

Demek Îsâ, kendi şâhidliğini anarken "onlar" zamîrini öne aldı; ama gözeticiliği Hakk'a verirken Rakîb ismini öne, "onlar"ı sonraya koydu. Bu küçük sıra farkı edebî bir incelik taşır: kul söz konusu olduğunda Hak ile bir tutulamaz, gözeten ile gözetilen aynı mertebede anılamaz. Rakîb, rütbece her şeyin önündedir. Fass bu yüzden âyetin "Sen Hakîm olan Azîz'sin" (Mâide, 5/118) ile bitişini de aynı tek mânânın tamamlayıcısı olarak okur: gözeten Rakîb, aynı zamanda hükmünde Hakîm, kudretinde Azîz'dir.

Terzibaba Külliyatında er-Rakîb

Bu isim, verilen Terzibaba pasajlarında müstakil bir başlıkla işlenmez.

Değerlendirme

Rakîb, her an gören ve gözeten anlamıyla yalnız Hakk'a yakışan bir isimdir. Füsûs bunu Îsâ'nın (a.s.) dilinden bir âyetin diziliş sırrıyla açar: kul aralarından alınınca gözeticilik tümüyle Hakk'a kalır; ve Rakîb isminin cümlede öne geçişi, Rablığın kul karşısındaki önceliğini gösterir. Esasen gözeten ile gözetilen aynı mertebede anılamaz. Bu ismi gözetenin aynı zamanda gören oluşu yönüyle sehid ve basir, gözetimin kuşatıcılığı yönüyle muhsi ile birlikte okumak gerekir.