İçeriğe atla
Esmâü'l-Hüsnâ

Esmâ 85

مَالِكُ الْمُلْك

Mâlikü'l-Mülk

MALİKEL MÜLK'tür mülkün sahibi,Mülkünde komaz asla gayriyi,Yoktur bulamassın hiç ayrıyı,Sahib olan MALİKEL MÜLK'tür ancak.
Şerh

Kaynak: Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1), s. 261 — M. Nusret Tura (düz. Terzioğlu Murat Deruni)

MALİK-ÜL-MÜLK

Kainat mülkünün biricik sahibidir, âlem Hakk'ın mülküdür.

MALİKEL MÜLK' tür mülkün sahibi,
Mülkünde komaz asla gayriyi,
Yoktur bulamassın hiç ayrıyı,
Sahib olan MALİKEL MÜLK'tür ancak.
Cilt 1 kitabının tamamını oku
Füsûs ve Mesnevî Işığında

Ahmed Avni Konuk'un Mesnevî-i Şerîf Şerhi, Terzibaba'nın Füsûsu'l-Hikem dersleri ve külliyatı ışığında derlenmiştir.

Mesnevî-i Şerîf'te Mâlikü'l-Mülk

Mevlânâ, Mâlikü'l-Mülk ismini mülkün gerçek sahibinin yalnız Hak olduğu, kulun ise elindekine emânetçi bulunduğu eksende işler. Konuk'un şerhinde bu isim hem nimetlerin tek kaynağı, hem de kıyâmet günü hesabın sahibi olarak görünür.

Mâlikü'l-Mülk, kâinâtı var edenin ta kendisidir. Şerhin en açık teması, mutlak mülkiyetin yalnız Hakk'a ait oluşudur. Cilt 7 bunu kulun teslimiyetiyle bağlar:

"Mâlikü'l-mülk ancak mûcid-i kâinât olan Hak Teâlâ hazretleridir ki, her kim O'nun emrine ve murâdına baş koyar ve itâat ederse, bu toprak ve unsurî olan cihân olmaksızın o mutî' olan kimseye, gözler görmedik ve kulaklar işitmedik birçok mülk verir." (Mesnevî-i Şerîf Şerhi, Cilt 7)

Demek bütün mülkün sahibi Hak'tır; insan O'nun emrine baş koyduğunda toprağa bağlı dünyevî bir mülk değil, görülmemiş bir mülke kavuşur. Şerh bunu bir tercihle bitirir: Hakk'ın huzûrunda secdenin zevki, kula iki yüz devletten daha hoş gelir. Mâlikü'l-Mülk'e teslim olan, fânî mülkü bırakıp Sahibine yönelmiştir.

Bütün nimetler Mâlikü'l-Mülk'ündür. Cilt 5, bu mülkiyeti nimetlerin tek kaynağı oluşuna taşır:

"Bu her iki ni'meti Mâlikü'l-mülk olan Hak Teâlâ hazretleri ihsân etmiş olduğundan, O'nun ihsânı kadîmdir; ve insanın havâssı ile idrâk edemeyip bilmediği ve havâssıyla idrâk edip bildiği ni'metlerin hepsi Hakk'ındır." (Mesnevî-i Şerîf Şerhi, Cilt 5)

İnsanın farkında olduğu ve olmadığı bütün nimetler O'nundur; ihsânı da kadîmdir, yani sonradan olma değildir. Bu yüzden kul, elindeki hiçbir şeye "benim" diyemez; sahiplik vehmi, Mâlikü'l-Mülk'ü unutmaktan doğar.

Mülkün sahibi karşısında nefis hırsızı rezil olur. Cilt 3, bu ismi amelin niyetine bağlar. Kişi dünyada ne ekerse Hak için ekmeli, amelini nefsânî maksatlar üzerine kurmamalıdır:

"Zîrâ Mâlikü'l-mülk olan Hakk'ın indinde, zulmet-i dünyâda ihlâs-ı kalbi çalan nefis hırsızı rezil ve rüsvây olur. Mâlik'ten murâd Hak'tır; ve geceden murâd, dünyânın zulümât-ı tabiiyyesi; ve hırsızdan murâd, nefistir." (Mesnevî-i Şerîf Şerhi, Cilt 3)

Şerh burada bir temsîli açar: gece dünyanın tabiî karanlığı, hırsız nefis, çalınan şey kalbin ihlâsıdır. Mülkün gerçek sahibi her şeyi gördüğü için, karanlıkta ihlâsı çalan nefis O'nun indinde mutlaka açığa çıkar ve rezil olur. Mâlikü'l-Mülk ismi böylece hesap gününün de sahibini gösterir: mülkü dağıtan da, geri alıp hesabını soran da O'dur.

Füsûsu'l-Hikem'de Mâlikü'l-Mülk

Bu isim, verilen Füsûs pasajlarında müstakil bir başlıkla işlenmez.

Terzibaba Külliyatında Mâlikü'l-Mülk

Bu isim, verilen Terzibaba pasajlarında müstakil bir başlıkla işlenmez.

Değerlendirme

Mâlikü'l-Mülk, var olan her şeyin tek sahibi ve üzerinde tasarrufun yalnız kendisine ait olduğu isimdir. Mesnevî bu ismi üç yönden açar: O kâinâtı var edendir ve emrine teslim olana görülmemiş mülk verir; insanın bildiği bilmediği bütün nimetler O'nundur; ve mülkün sahibi olduğu için karanlıkta ihlâsı çalan nefsi mutlaka açığa çıkarır. Ortak hüküm şudur: kul elindekinin mâliki değil emânetçisidir; sahiplik vehmini bırakıp Sahibine teslim olan, fânî mülkten bâkî mülke geçer. Bu ismi mülkün gerçek sahipliği yönüyle malik ve melik, tasarrufun mutlaklığı yönüyle kahhar ile birlikte okumak gerekir.