İçeriğe atla
Esmâü'l-Hüsnâ

Esmâ 08

الْمُهَيْمِن

Müheymin

MÜHEYMİN'de zatına ulaştırır,Tüm alemi sana yaklaştırır,Böylece yüce dağlar aştırır,Seni seninle bulan MÜHEYMİN'dir ancak.
Şerh

Kaynak: Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1), s. 123 — M. Nusret Tura (düz. Terzioğlu Murat Deruni)

EL-MÜHEYMİN

Mahlûkâtın hallerini gözetici demektir. Siz Allah için bir iyilik fedakârlık yapın da bakın o sizi gözetlemiş mi, gözetlememiş midir? Nasıl misilleriyle sizi mükafatlandırır…

MÜHEYMİN' de zâtına ulaştırır,
Tüm âlemi sana yaklaştırır,
Böylece yüce dağlar aştırır,
Seni seninle bulan MÜHEYMİN'dir ancak.
Cilt 1 kitabının tamamını oku
Füsûs ve Mesnevî Işığında

Ahmed Avni Konuk'un Mesnevî-i Şerîf Şerhi, Terzibaba'nın Füsûsu'l-Hikem dersleri ve külliyatı ışığında derlenmiştir.

Mesnevî-i Şerîf'te el-Müheymin

Bu isim Mesnevî-i Şerîf Şerhi'nde müstakil bir başlık olarak işlenmez.

Füsûsu'l-Hikem'de el-Müheymin

İbn Arabî dersinde Müheymin, hem ilâhî isimlerin tecellîsinde belirli bir grup varlığı zuhûra getiren isim, hem de İbrâhîm'e (a.s.) verilen "heyamân" (şiddetli aşk) ile bağlantılı bir hâl olarak okunur.

Müheymin ismiyle tecellî, peygamberleri ve Allah dostlarını zuhûra getirir. Kelime-i Tevhîd dersi, esmânın tecellîsini bir sıra hâlinde verir:

"Müheyminiyyet (gözetici ve koruyucu olma) ile tecellî etti, 'enbiyâ' (peygamberler) ve 'ehlullah' (Allah dostları) zuhura geldi. Aziz, Cebbar, Mütekebbir isimleriyle tecellî etti, 'nefs' ve 'şeytan' gibi 'süfliyyat' (aşağılık varlıklar) ortaya çıktı." (Kelime-i Tevhîd)

Demek her ilâhî isim, kendi hükmüne uygun bir varlık türünü ortaya çıkarır. Müheymin — gözeten, koruyan isim — kendi cinsinden, gözetilmeye ve korunmaya lâyık varlıkları, peygamberleri ve evliyâyı zuhûra getirir. Kuddûs'ten mukaddes ruhlar, Selâm'dan Resûl-i A'zam çıktığı gibi, Müheymin'den de Hakk'ı gözeten, O'na bağlı kalan gönüller çıkar.

İbrâhîm'e verilen isim "heyamân", şiddetli aşk mânâsınadır. Kelime-i Muhammediyye dersi, ismin aşk yönünü açar:

"Fusûs'ül-Hikem'de İbrahim Fassında Cenâb-ı Hakk'ın O'na verdiği isim 'heyamân' müheymin, şiddetli aşk mânâsınadır. Şiddetli aşktan kasıt şiddetle yakınında olmak. Yani iki şeyin yakınlığı değil, kendi varlığındaki idraki yakınlığı olmasıdır." (Kelime-i Muhammediyye)

Demek Müheymin kökü, yalnız dışarıdan gözetip korumayı değil, aşkla Hakk'a sarılmayı da anlatır. İbrâhîm (a.s.) esmâ âlemini idrak edip o isimleri kendi bünyesinde yaşayınca, ona bu şiddetli aşk hâli verilmiştir; yakınlık burada mesafe değil, kendi varlığında Hakk'ı idrak etmektir.

Terzibaba Külliyatında el-Müheymin

Terzibaba külliyatında Müheymin, hem sâliki zâtına ulaştıran isim, hem de Hakk'ın cemâlinden bir an ayrılmayan melâikenin adı olarak işlenir.

Müheymin, seni seninle bulduran isimdir. Necdet Dîvânı, ismi bir vuslat hâline bağlar:

"MÜHEYMİN'de zâtına ulaştırır, / Tüm âlemi sana yaklaştırır, / Böylece yüce dağlar aştırır, / Seni seninle bulan MÜHEYMİN'dir ancak." (Necdet Dîvânı)

Demek Müheymin yalnız dışarıdan koruyan bir isim değil; sâliki kendi zâtına, kendi hakikatine ulaştıran bir gözeticidir. "Seni seninle bulmak" — nefsini tanıyıp Rabb'ini bilmektir; Müheymin bu yolda dağ aşırır, âlemi kula yaklaştırır.

Müheymin, rahmetiyle koruyan, ilmiyle gözetendir. Her Şey Merkezinde mi? hikâyesi, ismin mânâsını sade bir dille verir: "Halkettiklerini rahmetiyle koruyan, sonsuz ilmiyle kudretiyle gören, gözeten. Koruduğu için dayanılan, güvenilen Müminimizdir. Günahlardan kaçınabilmek için bu esmâya irâde ederek sığınırız." Müheymin, kulun sığınıp güvendiği, koruyucu isimdir; nefsini kontrol edemeyen insan bu isme irâdesiyle yönelir.

Müheymin melâikesi, Hakk'ın cemâlinden bir an gözünü ayırmaz. Lübbü'l-Lübb, bu ismi gözeten meleklere bağlar: "'Müheymin melâike', öyle melâikedir ki Hak Sübhânehû Teâlâ onları halk eylediğinden beri Hakk'ın cemâlinden bir an gözlerini ayırmayıp, Cemâlullah'ın güzelliğinde hayran olmuşlardır. Ne kendilerinden ne de başkalarından haberleri vardır." Burada gözetme tersine döner: Müheymin melâikesi gözeten değil, gözünü Hak'tan ayırmayan, hayranlıkla bakan varlıklardır. Bakara Dosyası da Müheymin'i "kullarını devamlı gözeten" diye anar; İnsân-ı Kâmil derslerinde de illiyyûn melekleri bu isimle adlandırılır.

Değerlendirme

Bu isim Mesnevî'de müstakil işlenmez; ağırlık Füsûs ve Terzibaba külliyatındadır. Füsûs, Müheymin'i iki yönden okur: tecellîsiyle peygamberleri ve evliyâyı zuhûra getiren gözetici isim, ve İbrâhîm'e verilen "heyamân" ile şiddetli aşk hâli. Terzibaba külliyatı ismi hem sâliki zâtına ulaştıran, "seni seninle bulduran" isim olarak, hem de Hakk'ın cemâlinden gözünü ayırmayan Müheymin melâikesinin adı olarak işler. Hepsinin ortak hükmü şudur: Müheymin, gözetip koruyan isimdir; fakat bu gözetme hem Hakk'ın kulu rahmetiyle koruması, hem de kulun aşkla gözünü Hak'tan ayırmaması yönüyle çift yönlü okunur. Bu ismi aziz ve hafiz ile birlikte; aşk yönünü ise insan-i-kamil ile okumak gerekir.