Esmâ 58
Kaynak: Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1), s. 210 — M. Nusret Tura (düz. Terzioğlu Murat Deruni)
EL-MUHSİ
Adete taalluk eden hususatta da kıl kadar hatası olmayan demektir.
Muhterem kardeşlerim, hatalar bize aittir, âtâlar Hakk'a aittir. Nasıl hata olsun ki, herşeyin dışı özüne bağlıdır, öz ise Hakk'ın nurudur. Onun nurunun eriştiği yerde dış yoktur. Hep öz olmuştur. Onun nurunun erişmediği yer yoktur ki. Böyle bir varlıkta hata tasavvur etmek bile hataların en büyüğüdür.
Size bir vak'a anlatayım; bir gün Ebu Cehil peygamberimiz hazretlerine geliyor. Avucunda bir taş gizleyerek.
"Ya Muhammed" diyor, "avucumdakiler nedir? Eğer bilebilirsen senin hakk peygamber olduğuna inanacağım." Efendimiz buyuruyor:
Ey Ebu Cehil avucundakileri mi bileyim istersin yoksa vücudundakiler mi beni bilsin kim olduğunu söylesin?
O güç bir şeydir ya Muhammed, sen onu yapamazsın. Avcumda ne var, onu bil, kâfi.
Ebu Cehil'in avucundaki taşlar oradakilerin işiteceği bir sesle "Eşhedu enlâilâhe illâllah ve eşhedu enne Muhammeden resûlüllah" diyorlar. Ebu Cehil kaldırıp taşları yere atıyor ve "Senin gibi sihirbaz görmedim" deyip gidiyor. Bir de kıyamet gününde herkes kahabatlerini inkâr ettikleri zaman, Hakk'ın emriyle azalarımız şehadet edecek. İtirazda bulunamayacağız. Meselâ: Birisinin görmeden kalemini aldınız. Bu bir kabahattir. "Ben almadım, ben öldürmedim" diyebilirsiniz. Fakat eliniz "Ya rabbelâlemin onun emriyle ben aldım, ben öldürdüm" derse siz ne olursunuz? Her şey bir tek yaratıcının emrinde iken ondan gizli kapaklı ne olur? Sayılan icap ettiren nesneler bile lisana gelme kabiliyetine sahip olurlarsa bizim aczimiz nereye varır? Bir isimden başka şahit olabildiğimiz birşey cehlimizden başka bilebildiğimiz birşey var mıdır? Sorarım size.
Her varlığın hesabını yetirir,
Tümden hepsine akıl erdirir,
Tafsilâtı düzenleyen MUHSİ'dir ancak.
Ahmed Avni Konuk'un Mesnevî-i Şerîf Şerhi, Terzibaba'nın Füsûsu'l-Hikem dersleri ve külliyatı ışığında derlenmiştir.
Mesnevî-i Şerîf'te el-Muhsî
Bu isim Mesnevî şerhinde müstakil bir başlıkla işlenmez.
Füsûsu'l-Hikem'de el-Muhsî
Bu esmâ Füsûs derslerinde müstakil işlenmez.
Terzibaba Külliyatında el-Muhsî
Terzibaba, Muhsî ismini Nahl ve sayı-yolculuğu derslerinde, kökü olan "ihsâ" üzerinden açar. İsmin özü, hiçbir şeyin sayım dışında kalmamasıdır.
Muhsî, her şeyi sayıp ayrıntısıyla tesbit edendir. Nahl Sûresi şerhi ismin kökünü verir:
"Sözlükte 'saymak, miktarını bilmek; ezberleyip kavramak' anlamındaki ihsâ masdarından sıfat olan muhsî kelimesi 'sayıp ayrıntılarıyla tesbit eden' demektir." (Nahl Sûresi)
Demek Muhsî yalnız adet tutan değil; her şeyin miktarını bilen, ezberleyip kavrayan isimdir. Yaratılmışların sayısı, her zerrenin yeri, her amelin tartısı — hiçbiri O'nun ihsâsının dışında değildir. Bu, kul için hem bir uyarı hem bir tesellîdir: hiçbir hayır kayıt dışı kalmaz, hiçbir zerre unutulmaz. Saymak, burada kavrayışın tamlığıdır — sayıp tesbit eden, kuşatandır.
Değerlendirme
Muhsî, "ihsâ" kökünden gelen; her şeyi sayıp ayrıntısıyla tesbit eden, miktarını bilen, ezberleyip kavrayan isimdir. Terzibaba külliyatı ismi bu sözlük çekirdeği üzerinden açar: hiçbir zerre, hiçbir amel O'nun sayımı dışında kalmaz. İsim kulu hem hesabın tamlığına karşı uyandırır, hem de hiçbir hayrının kaybolmayacağına dair güven verir. Bu ismi, kuşatıcı ilim yönüyle alim ve hasib ile birlikte okumak gerekir.