İçeriğe atla
Esmâü'l-Hüsnâ

Esmâ 60

الْمُعِيد

Muîd

MUİD'dir varlığını oluşturan,Devamlı bakımına koşturan,Yaranlarının zevkiyle coşturan,Varlığını yenileyen MUİD'dir ancak.
Şerh

Kaynak: Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1), s. 214 — M. Nusret Tura (düz. Terzioğlu Murat Deruni)

EL-MUÎD

Öldürüp, tekrar vücud iade edici, vücûd verici demektir.

Bunlar için de fazla söze lüzum yok. Dikkat nazarınızı bir tarafa çekeceğim. Nefes alıyor muyuz? Her nefes alışta yaşamaktayız ve her nefes verişte ölmekteyiz. Biz de öyle hayvanlar da öyle, bitkiler de öyle.

Almakta olduğumuz nefesin son nefesimiz olup olmadığını bilemeyiz. Onun için yarın ölecekmiş gibi ibadete ve iyiliğe çalışmalıyız. Ölmeyecekmişiz gibi de medeniyet hesabına çalışmalıyız. Hatta yedi senede bir de vücudumuzdaki her madde tamamiyle değişmektedir, yenisi gelmektedir, derler.

MUİD' dir varlığını oluşturan,
Devamlı bakımına koşturan,
Yaranlarının zevkiyle coşturan,
Varlığını yenileyen MUİD'dir ancak.
Cilt 1 kitabının tamamını oku
Füsûs ve Mesnevî Işığında

Ahmed Avni Konuk'un Mesnevî-i Şerîf Şerhi, Terzibaba'nın Füsûsu'l-Hikem dersleri ve külliyatı ışığında derlenmiştir.

Mesnevî-i Şerîf'te el-Muîd

Bu isim Mesnevî şerhinde müstakil bir başlıkla işlenmez; aşağıdaki Füsûs ve Terzibaba okumaları ismin asıl yükünü taşır.

Füsûsu'l-Hikem'de el-Muîd

İbn Arabî, Muîd ismini tek başına değil, karşıtıyla birlikte — Mübdî ile çift olarak — okur. Kelime-i Şuaybiyye, bu çifti ilâhî isimlerin karşılıklı işleyişine örnek verir.

Muîd, Mübdî'nin karşılığıdır; ikisi bir çiftin iki ucudur. Şuayb (a.s.) faslı, esmânın birbirine mukabil (karşılıklı) oluşunu sıralar:

"Ma'lûm olsun ki, esmâ-i ilâhiyye Mübdî ve Muîd ve Muhyî ve Mümît gibi yekdîğerlerine mütekābildir." (Kelime-i Şuaybiyye)

Mübdî yoktan var eden, Muîd ise var ettiğini geri çevirip yeniden yaratandır. Tıpkı Muhyî (dirilten) ile Mümît (öldüren) gibi, bu ikisi de birbirinin yüzüdür. Hak, varlığı bir kez yaratıp bırakmaz; her an bozar ve yeniden kurar. Var etmek ile geri çevirmek, aynı işin gidiş-gelişidir.

Bu çiftlerin hiçbiri bir an bile işsiz kalmaz. Aynı fasıl, bunu Rahmân sûresinin bir âyetine bağlar: "كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِى شَاْنٍ — O her ânda bir şe'ndedir." (Rahmân, 55/29). Şârih bunu şöyle açar: "Hak zât-ı mukaddesesi ve esmâ-i ilâhiyyesinin kâffesiyle her bir ânda ve her bir şânda mütecellî ve sârîdir; ve bu esmâdan hiçbirisinin ta'tîli câiz değildir." Yani Muîd ismi de durmaz; her nefeste bir şey geri çevrilir, yeniden yaratılır. Âlemin sürekli yenilenmesi, bu ismin kesintisiz işleyişidir.

Terzibaba Külliyatında el-Muîd

Terzibaba, Füsûs'un bu Mübdî-Muîd okumasını aynen sürdürür ve sûre derslerinde günlük tecellîye indirir.

Her an, Mübdî ile Muîd'in birlikte tecellîsidir. Kamer ve Fâtır sûresi şerhleri aynı cümleyi taşır:

"Her an, Allah'ın 'el-Mübdî' (başlatan) ve 'el-Muîd' (geri getiren) isimlerinin tecellisidir." (Kamer Sûresi)

Demek ki yaratılış geçmişte bitmiş bir olay değildir. Her an bir şey başlatılıyor, her an bir şey geri getiriliyor. Sâlik için bu, kendi varlığının da her nefeste yeniden var edildiğini görmektir — dünkü ben gitti, bugünkü ben yeniden yaratıldı. Aynı dersler bunun karşısına putu koyar: "Putlar, nefislerin hevâsından doğan hayallerdir... hakikatte yokturlar." Mübdî ve Muîd gerçekten var edip geri çevirirken, nefsin tutunduğu putların var etme gücü yoktur; onlar yalnız hayaldir.

Değerlendirme

Muîd ismi, tek başına anlaşılmaz; eşi olan Mübdî ile birlikte okunur. Hak bir kez yoktan var eden (Mübdî), bir de o varlığı geri çevirip yeniden yaratandır (Muîd). Füsûs bu çifti — Muhyî-Mümît gibi — esmânın karşılıklı işleyişine örnek verir ve "her ânda bir şe'nde" âyetiyle bu işin hiç durmadığını söyler. Terzibaba külliyatı aynı okumayı sürdürüp her ânı bu iki ismin ortak tecellîsi sayar. Üçünün ortak hükmü: varlık geçmişte tamamlanmış değil, her nefeste bozulup yeniden kurulan diri bir oluştur. Bu ismi mubdi, muhyi ve mumit ile birlikte; her an yenilenen tecellî yönünü ise "küllü yevmin hüve fî şe'n" sırrıyla okumak gerekir.