İçeriğe atla

A'maiyyet hâli nasıl başlar, nasıl yerleşir?

Kavram MekanizmasıOrta düzey3 görüntülenme9 kaynak
Kısa cevap

A'maiyyet, Hakk'ın lâ-taayyün mertebesi olup, mutlak bilinmezlik ve hiçbir nispet kabul etmeyen bir hâldir. Bu hâl, sâlikin mücâhedesiyle kazanılan veya yerleşen bir makam değil, Hakk'ın kendi zâtında gizli olduğu, hiçbir tecellî ve zuhûrunun olmadığı bir varlık mertebesidir. Dolayısıyla, a'maiyyet hâli, tasavvufî sülûkta sâlikin gayretiyle "başlayan" veya "yerleşen" bir durum değildir; aksine, Hakk'ın ezeli ve ebedi olan, idrâk ötesi bir hakikatidir. Kıyâmet Sûresi'nde belirtildiği gibi, a'maiyyet, Hakk'ın kendi kendinde gizli olduğu mertebedir ve "Kün Fe Yekün" hâlinden, yani sûretlerin ve kayıtlanmaların ortaya çıkışından önce gelir¹. Bu mertebe, mutlak gayb hâli olup, Hakk'ın faaliyete başlaması için "Aşk" ile tenezzül ettiği ahadiyyet mertebesinin öncesidir².

Detaylı cevap

A'maiyyet, tasavvufî terminolojide Hakk'ın lâ-taayyün mertebesi olarak tanımlanır; yani hiçbir taayyün, sıfat, isim veya vasıf kabul etmeyen, mutlak bilinmezlik hâlidir. Bu, Hakk'ın kendi zâtında, kendi zâtıyla, kendi zâtı için "gizli" olduğu bir durumdur. Kıyâmet Sûresi'nde bu mertebe, Hakk'ın kendi kendinde gizli olduğu ve sûretlerin, kayıtlanmaların ortaya çıkışından önceki hâl olarak açıklanır¹.

Tasavvufta bir hâlin başlaması (zuhûr) ve yerleşmesi (rusûh) sâlikin mücâhedesi ve riyâzati ile ilgiliyken, a'maiyyet bu tür bir "hâl" veya "makam" değildir. Zira a'maiyyet, Hakk'ın idrâk edilemez Zât-ı Mutlak yönüdür ve tefekkür bu mertebeye kapalıdır³. O, âlemlerin ana kaynağı olan mutlak kimliğin, henüz âlemler yokken var olduğu "mutlak gayb" hâlidir⁴.

A'maiyyet, Hazerât-ı Hamse tasnifinde ilk mertebe olup, taayyün-i evvel (ahadiyyet) ve taayyün-i sânî (vâhidiyyet) gibi mertebelerden önce gelir. Bu mertebede hiçbir tecellî zuhuru ve ifşası yoktur; Hakk kendi kendiyle mevcuttur ve başkaları diye bir şey yoktur⁵. Tasavvuf İzâhları'nda belirtildiği gibi, a'maiyyet, mutlak belirsizlik ve bilinmezliktir; kendi kendine bilinen ama dışarıya doğru bilinmeyen bir hâldir, çünkü daha dışarısı yoktur⁶.

Bu nedenle, a'maiyyet, sâlikin mânevî yolculuğunda "başlayan" veya "yerleşen" bir hâl değil, Hakk'ın ezeli ve idrâk ötesi bir hakikatidir. İnsan, riyâzat ve nefs terbiyesi çalışmalarıyla olgunlaşarak "a'maiyyet hakikatini" temsil edebilir⁷·⁸·⁹. Ancak bu, a'maiyyetin kendisinin sâlik tarafından kazanılması veya yerleştirilmesi anlamına gelmez; aksine, sâlikin Hakk'ın bu mutlak bilinmezlik mertebesine olan idrâkini derinleştirmesi ve kendi varlığında bu hakikati temsil etmesidir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kıyâmet Sûresi · s.144A’maiyyet mertebesidir. Kendi kendinde gizli olduğu mertebedir. Aslında sûrete girenler bile kayıtlanma halleri “Kün FeYekün” “Ol der ve oluverir” hâlidir. BedeOku
  2. 2Kelime-i Tevhîd · s.696"A'mâiyyet"in (mutlak gayb mertebesi) ortaya çıkması için bir sistem gerekmekteydi: Mutlak Varlık, mutlak varlığında, faaliyete başlaması için (kendi özünde hakOku
  3. 3Secde Sûresi · s.113Allah'ı anlamak için iki yönünün ayırt edilmesi gerektiği gerekir: " Zat-ı Mutlak " (a'maiyyet hali, idrak edilemez) ve " Zat-ı Mukayyed " (âlemlerde belirli vaOku
  4. 4Kelime-i Tevhîd · s.21"Kelime-i Tevhid"in doğuşu, Mukaddes Zât henüz daha bu âlemler yok iken "A'mâiyyetinden" (mutlak gayb hali) "Ahadiyyetine" (biriciklik mertebesi) tenezzül ettiğOku
  5. 5Sohbet Arası Sohbetlerden Seçmeler (31) · s.44Şimdi â'ma bilinmezlik hâli, yani dışardan bilinmezlik hâlidir. Biz şu odanın içerisinde oturuyoruz. Dışardan bizi kimse bilmiyor. Dışardan bizi kimselerin bilmOku
  6. 6Tasavvuf Izâhları · s.126A'maiyyet mutlak belirsizlik, bilinmezlik. Kendi kendine bilinen ama dışarıya doğru bilinmeyen, çünkü daha dışarısı yoktur. Kendi kendinde iken, kendiyle kendinOku
  7. 7Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 1) · s.120Çünkü zeytin başlarda acıdır ve yeşil hamdır. ... elinde velâyat suyunda, mahvolması ve daha sonra siyah bir kimlik kazanıp, adeta a’maiyyet hakikatine yol almaOku
  8. 8Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri · s.56İşte insan da başlarda böyle ham zeytin gibidir acıdır hamdır, onun olgunlaşması için bir müddet riyazat ve nefs terbiyesi çalışmaları yapmak lâzımdır, o şekildOku
  9. 9Namaz Sûreleri (Cilt 1) · s.79İşte insan da başlarda böyle ham zeytin gibidir, acıdır hamdır, onun olgunlaşması için bir müddet riyazat ve nefs terbiyesi çalışmaları yapmak lâzımdır, o şekilOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.