İçeriğe atla

Hamd kavramının zuhûr ettiği mahaller nelerdir?

Kavram MekanizmasıOrta düzey0 görüntülenme9 kaynak
Kısa cevap

Hamd kavramının zuhûr ettiği temel mahal, Hakikat-i Muhammediyye'dir. Cenâb-ı Hakk'ın kendi zâtına ait olan sevgi ve övgü talebi, Hakikat-i Muhammediyye'ye aktarılmış, böylece Hz. Muhammed (s.a.v.) hem habiblik hem de hamdeden olma mertebelerini bünyesinde birleştirmiştir¹·²·³. Bu bağlamda Makam-ı Mahmud, hamd olunan, bütün âlemlerin hakikatinin ve varlıkların zuhurunun tecelli ettiği bir mahal olarak Hakikat-i Muhammediyye ile özdeşleşir⁴·⁵. Ayrıca, "Ahmed" isminin başındaki "elif" kaldırıldığında "Hamd" kelimesinin ortaya çıkması, Ahmed'in "Hamd"ın taşıyıcısı olduğunu ve ümmet-i Muhammed'in dualarının "Liva-ül Hamd" sancağı altında toplandığını gösterir⁶·⁷·⁸.

Detaylı cevap

Hamd, tasavvufta kulluğun en kemâl ifadesi olan medih ve teşekkürdür. Bu kavramın zuhûr ettiği mahaller, Hakk'ın bir isim, sıfat veya eserle belirdiği yerlerdir. Hamd'ın en temel zuhûr mahalli, Hakikat-i Muhammediyye'dir. Cenâb-ı Hakk'ın "ben sevdim" (ve ahbibtü) buyurmasıyla zâtına ait olan sevgi (hubb) ve övgü (hamd) talebi, Hakikat-i Muhammediyye'ye aktarılmıştır. Bu sebeple Hz. Muhammed (s.a.v.), hem habiblik hem de Hakk'ı hamdeden olma mertebelerini kendinde birleştirmiştir¹·²·³.

Bu zuhûr, Makam-ı Mahmud olarak da ifade edilir. Makam-ı Mahmud, hamd edilen, yani hamd olunan bir makamdır; hamdedici değil, kendisine yönelinen bir makamdır. Bütün âlemlerin hakikati, varlıkların zuhuru ve tecellisi Makam-ı Mahmud'dan, yani Hakikat-i Muhammediyye'den meydana gelir. İnsan-ı Kâmil'in bir diğer ismi de Hakikat-i Muhammediyye'dir ve tüm âlemler bu "Hamd" hakikatinden oluşmuştur⁴·⁵.

Ayrıca, "Ahmed" isminin başındaki "elif" harfi kaldırıldığında "Hamd" kelimesinin ortaya çıkması, Ahmed'in "Hamd"ın taşıyıcısı olduğunu gösterir. Ümmet-i Muhammed'in bütün duaları, "Liva-ül Hamd" sancağının altında toplanmak içindir⁶·⁷·⁸. Bu durum, hamd kavramının Hz. Muhammed (s.a.v.)'in şahsında ve onun temsil ettiği hakikatte nasıl zuhûr ettiğini açıkça ortaya koyar. İrfan ehli kâmiller, Hakk'ın zâtının mahallerde zuhur etmesini ve bu zuhur hallerini idrak edebilirler⁹. Hamd, kulun lisânî, kalbî, hâlî ve mârifet mertebelerinde zuhûr etse de, asıl menşei ve kemâl zuhûr mahalli Hakikat-i Muhammediyye'dir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Altı Peygamber (Cilt 6) — Hz. Muhammed (s.a.v.) · s.79Sevgi/Hubb habiplik, Hamd/övgü, ise Muhammed’dir, “ve ahbibtü” “ben sevdim” denilmesi zâtına kendine aittir, kendinde bulunan hakikatlerin açığa çıktığında övülOku
  2. 2Kıyâmet Sûresi · s.172Sevgi Hubb habibblik, Hamd/övgü, ise Muhammed’dir, “ve ahbibtü” “ben sevdim” denilmesi Zâtına kendine aittir, kendinde bulunan hakikatlerin açığa çıktığında övüOku
  3. 3İnci Tezgâhı (2) · s.124sevgi den sonra birde övgü vardır, bu da hamd’dır Sevgi Hubb habibblik, Hamd/övgü, ise Muhammeddir, “ve ahbibtü” “ben sevdim” denilmesi Zâtına kendine aittir, kOku
  4. 4Fâtiha Sûresi · s.100Makam-ı Mahmud denilen şey nedir, onu anlamamız lâzım. ... Makam-ı Mahmud “Hamd” edilen makamdır, Hâmid Hamdedici değil, Hamd olunan, ona yönenilen makamdır, büOku
  5. 5Namaz Sûreleri (Cilt 2) · s.103Makam-ı Mahmud denilen şey nedir, onu anlamamız lâzım. ... Makam-ı Mahmud Hamd edilen makamdır, Hâmid Hamdedici değil, Hamd olunan, ona yönenilen makamdır, bütüOku
  6. 6Necm (Yıldız) Sûresi · s.10(dal) (elif) (Ahmed) isminin başındaki (elif) i kaldırdığımızda ne olur? - Cevap : → (Hamd) ortaya çıkar. (mim) (ha) (dal) ......... (elif) Tekrar (elif) i, (HaOku
  7. 7Saff Sûresi · s.142(dal) (elif) (Ahmed) isminin başındaki (elif) i kaldırdığımızda ne olur? - Cevap : → (Hamd) ortaya çıkar. (mim) (ha) (dal) ......... (elif) Tekrar (elif) i, (HaOku
  8. 8Terzi Baba (Cilt 1) · s.138(mim) (ha) → “Ahmed” in İslâm’ın sembolü olan kare üzerinde görelim (dal) (elif) (Ahmed) isminin başındaki (elif) i kaldırdığımızda ne olur? - Cevap : → (Hamd) Oku
  9. 9Fussilet Sûresi · s.80İşte bu irfan ehli mahaller lillâhi “Allah içindir,” yani Zât-ı zülcelâlin, o mahallerde Zât-î zuhurunun olmasıdır, gene bu yüzden o mahaller Hakk’ın zâtının zuOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.