İçeriğe atla

İsrâ 1 ayetini Muhammediyye Fassı bağlamında nasıl anlamalıyız?

Kavram-Fass Eşleşmesi0 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

İsrâ Sûresi'nin ilk ayeti, tasavvufî idrakte, özellikle de Muhammediyye Fassı bağlamında, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Hakîkat-i Muhammediyye mertebesindeki seyrini ve bu seyrin küllî hakikatlerle olan ilişkisini işaret eder. Bu ayet, Hakîkat-i Muhammediyye'nin, Allah'ın sıfat mertebesinden zât mertebesine işleyen fiillerin gözler önüne serildiği bir mahal olduğunu gösterir¹. Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Mirac hadisesiyle sembolize edilen bu yolculuk, sadece fiziksel bir seyahat değil, aynı zamanda tevhidin en üst zuhuru olan Mertebe-i Muhammediyye'ye ulaşma ve orada yok olma halidir². Bu mertebe, tüm âlemlerin ve hakikatlerin kendisine bağlı olduğu Nûr-u Muhammediyye'nin bir tezahürüdür³.

Detaylı cevap

İsrâ Sûresi'nin ilk ayeti, tasavvufî anlayışta, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Hakîkat-i Muhammediyye mertebesindeki seyrini ve bu seyrin küllî hakikatlerle olan bağlantısını derinlemesine açıklar. Bu ayet, Hakîkat-i Muhammediyye'nin, Allah'ın sıfat mertebesinden zât mertebesine doğru işleyen fiillerin gözler önüne serildiği bir alan olduğunu vurgular¹. Bu bağlamda, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Mirac hadisesi, sadece fiziksel bir yolculuk olarak değil, aynı zamanda tevhidin en yüksek zuhuru olan Mertebe-i Muhammediyye'ye ulaşma ve bu mertebede fena bulma hali olarak yorumlanır².

Muhammediyye Fassı, Hakîkat-i Muhammediyye'yi tasavvuf mâverâsının en yüksek kavramı ve İslam kâinat düzeninin merkez taşı olarak konumlandırır (Hakîkat-i Muhammediyye). Bu hakikat, lâ-taayyün mertebesinden sonraki ilk taayyün olan ahadiyyet ile ilişkilendirilebilir; zira ahadiyyet, sıfat ve esmâdan henüz tafsîl edilmemiş, sırf 'tek' olma kademesidir ve vâhidiyyetin menşeidir (Ahadiyyet). Hakîkat-i Muhammediyye, bu tekliğin ve birliğin tüm âlemlere yansıyan tezahürüdür.

Ayette geçen "gece yürüyüşü" (İsrâ), sâlikin kendi kalbini Hak'ın gözetimi altında tuttuğu, her anını Hak'la ilişkilendirme idrâki olan murâkabe ile de ilişkilendirilebilir (Murâkabe). Bu, sâlikin Hak'a doğru yaptığı mânevî bir yolculuktur. Hz. Muhammed'in (s.a.v.) bu yolculuğu, Makam-ı Muhammediyye'nin "Kelime-i Tevhid"in tamamını lafzen ve şuhuden okuyarak faaliyete geçmesiyle asaletini kazanması ve diğer peygamberlerin vekillerine yer bırakmaması anlamına gelir⁴. Bu durum, Samediyyet kavramıyla da örtüşür; zira Samediyyet, Hak'ın kimseye muhtaç olmaması, ancak her şeyin O'na muhtaç olması vechesidir (Samediyyet). Hakîkat-i Muhammediyye, tüm varlıkların kendisine yöneldiği, ihtiyaçların tek mercii olan Samed isminin bir tecellisidir.

Sonuç olarak, İsrâ Sûresi'nin ilk ayeti, Muhammediyye Fassı bağlamında, Hakîkat-i Muhammediyye'nin küllî ve kapsayıcı niteliğini, tevhidin zirvesini ve tüm varoluşun kendisine bağlı olduğu Nûr-u Muhammediyye'nin bir ifadesi olarak anlaşılmalıdır³.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1İbrâhîm Sûresi · s.24Bu Âyette Allah (c.c.) ın yapmış olduğu şey bir başka mertebe tarafından anlatılmaktadır. Bu anlatımın Rahmâniyyet mertebesinden yapıldığını düşünebiliriz çünküOku
  2. 2Kelime-i Tevhîd · s.599Kısaca toparlarsak üçüncü (3.) pencerede bu hisler içinde birinci (1.) ayette belirtilen "Hakikat-i Muhammediyye"yi iyice tanımak, onda yok olmak; &10024; KısacOku
  3. 3Mü'min (Ğâfir) Sûresi · s.70Bu Âyet-i Kerîme’de de dikkat çeken kelime ( ey Fir’âvn ) dur, bunun sayı değeri ise (10+1+80+200+70+-6+50= 417 ) dir, toplarsak,(4+1+7= 12 ) ederki, Hakikati MOku
  4. 4Sohbet Arası Sohbetler (26) · s.99Çünkü onlar “Makamı Muhammediyye”nin kendi mertebelerindeki vekilleri idiler. ... Miladi 610 da “Makamı Muhammediyye” “ikra/oku” ayetiyle “Kelime-i Tevhid”in taOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.