İçeriğe atla

Kelime-i Tevhîd kavramı hangi durumlarda bozulur veya gizlenir?

Kavram MekanizmasıOrta düzey27 görüntülenme2 kaynak
Kısa cevap

Kelime-i Tevhîd, tasavvufta sâlikin bütün zikrlerinin temeli ve Hakk'a teveccühün asıl ifadesi olmasına rağmen, bazı durumlarda bozulabilir veya gizlenebilir. Bu bozulma ve gizlenme, genel olarak tasavvufî bir hâlin bozulma sebepleriyle paralellik gösterir. Özellikle niyetin bozulması, şer'î edebin terk edilmesi ve gaflet ile ülfet hâli, Kelime-i Tevhîd'in hakikatini zedeleyerek onun gizlenmesine yol açar. Kelime-i Tevhîd'i telaffuz eden kişinin maksat ve niyeti, kelimenin karşılığını hangi düzeyden göreceğini belirler; niyetin safiyetini yitirmesi, kelimenin mânevî tesirini azaltır ve hakikatini gizler¹.

Detaylı cevap

Kelime-i Tevhîd'in bozulması veya gizlenmesi, tasavvufî hâllerin genel bozulma prensipleri çerçevesinde ele alınır. İlk olarak, niyetin bozulması bu durumun temel sebeplerindendir. Sâlikin Kelime-i Tevhîd'i zikrederken riyâ (halk için yapma), sum'a (amelinin işitilmesini isteme) veya ucb (kendi amelini beğenme) gibi "şirk-i hafî" olarak nitelendirilen afetlere düşmesi, zikrin hakikatini tahrip eder ve mânevî tesirini ortadan kaldırır. Hadîs-i şerîfte belirtildiği üzere "Ameller niyetlere göredir" (Buhârî, Bed'ü'l-vahy 1), bu nedenle Kelime-i Tevhîd'in ifade edilmesindeki niyetin safiyeti, onun mânevî karşılığını belirler¹. Niyetin bozulması, kelimenin özündeki tevhid hakikatini perdelere ve gizler.

İkinci olarak, şer'î edebin terk edilmesi Kelime-i Tevhîd'in bozulmasına yol açar. Bir hâl ne kadar yüce görünse de, şer'î ölçülere uygun olmadığı sürece istidrâc olarak kabul edilir. Kelime-i Tevhîd'in zikredilmesinde sünnete muhalif bir tatbikat, bu zikrin Hakk'tan değil, nefsten veya cinden kaynaklanan bir hâle dönüşmesine neden olabilir. Mürşidsiz sülûk veya sünnete uygun olmayan bir zikir anlayışı, Kelime-i Tevhîd'in hakikatinden uzaklaşmaya ve onun gizlenmesine sebep olur.

Üçüncü olarak, gaflet ve ülfet hâli, Kelime-i Tevhîd'in gizlenmesine yol açar. Sâlikin, zikrettiği Kelime-i Tevhîd'in sahibinden gafil olup, sadece zikrin kendisine veya zikirden doğan hâle âşık olması, kelimenin mânevî gücünü azaltır. Bu durum, Haşr Sûresi'ndeki "Onlar Allâh'ı unuttular, Allâh da onları unutturdu" (Haşr 59/19) ayetinde belirtilen ilâhî bir karşılık olarak hâlin gizlenmesine neden olabilir. Kelime-i Tevhîd'in her mertebede tek bir hakikati ifade etmesine rağmen², bu gaflet, sâlikin o hakikati idrak etmesini engeller. Bazen bu gizlenme (kabz hâli), sâliki daha yüksek bir temkin hâline hazırlayan bir lütuf olarak da tecelli edebilir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Kelime-i Tevhîd, s. 456“12-09-2001 Medine-i Münevvere Kelime-i Tevhid, Yüce zatın kendi kendini, kendinde kendine izahıdır. Kelime-i Tevhid, Ahaddiyyetin kendini toplu olarak bütün mer”Oku
  2. 2Kelime-i Tevhîd, s. 302“12-09-2001 Medine-i Münevvere Kelime-i Tevhid, Yüce zatın kendi kendini, kendinde kendine izahıdır. Kelime-i Tevhid, Ahaddiyyetin kendini toplu olarak bütün mer”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.