İçeriğe atla

Rûhullâh kavramı için Îseviyye Fassı'ndaki anahtar mekanizma nedir?

Kavram-Fass Eşleşmesi4 görüntülenme1 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufta rûhullâh kavramı, Hz. Îsâ'nın özel bir lakabı olmasının yanı sıra, her insanın aslî ruhânî yapısına da işaret eder. Îseviyye Fassı'nda bu kavramın anahtar işleyişi, Hz. Îsâ'nın "Allah'ın kelimesi", "Allah'ın rûhu" ve "Allah'ın kulu" olma hâlinin beşerî hissedilir surette yalnızca ona mahsus kılınmasıdır. İbn Arabî'ye göre, ruhî surette her fert "rûhullâh" ve isimler suretinde "kelimetullâh" olsa da, hissedilir surette "abdullâh" (Allah'ın kulu) olmakta Hz. Îsâ ile ortaklıkları vardır; ancak "rûhullâh" ve "kelimetullâh" hükmü beşerî hissedilir surette başkası için yoktur¹. Bu durum, Hz. Îsâ'da rûhullâhî vechesinin kemâl mertebesinde tezâhür etmesinden kaynaklanır.

Detaylı cevap

Rûhullâh kavramı, tasavvufî idrâkte iki temel katmanda ele alınır. İlk olarak, Hz. Îsâ'nın özel bir lakabıdır ve Kur'an'da Nisâ 171'deki "ve kelimetuhû elkâhâ ilâ meryeme ve rûhun minhu" (Hz. Îsâ Allah'ın bir kelimesidir; onu Meryem'e ulaştırdı, ve O'ndan bir rûhtur) ayeti bu kullanımın asıl menşeidir. Hz. Îsâ'nın babasız doğumu, ölüleri diriltme gibi mu'cizeleri, onun bu rûhullâh vechesinin tezâhürleridir.

İkinci katmanda ise rûhullâh, insanlığın aslî ruhânî yapısını ifade eder. Hicr 29'daki "ve nefahtu fîhi min rûhî" (ona kendi rûhumdan üfledim) ayeti, her insanın "Allah'ın rûhundan" bir parça taşıdığını gösterir; yani her insan bir cihette rûhullâhdır. Ancak Îseviyye Fassı'nda vurgulanan anahtar işleyiş, Hz. Îsâ'nın bu rûhullâh vechesini beşerî hissedilir surette kemâl mertebesinde taşımasıdır. İbn Arabî, "Hz. Îsâ Allah'ın kelimesidir ve Allah'ın rûhudur ve Allah'ın kuludur. Ve bu hüküm, beşerî hissedilir surette başkası için yoktur" buyurarak bu ayrımı netleştirir¹.

Bu ifade, ruhî surette her ferdin "rûhullâh" ve isimler suretinde "kelimetullâh" olduğunu kabul ederken, "beşerî hissedilir suret" kaydıyla Hz. Îsâ'nın bu vasıfları somut ve müşahede edilebilir bir biçimde taşıdığını belirtir. Diğer insanlar hissedilir surette "abdullâh" (Allah'ın kulu) olmakta Hz. Îsâ ile ortaklık gösterse de, "rûhullâh" ve "kelimetullâh" hükmü beşerî hissedilir surette yalnızca Hz. Îsâ'ya özgüdür¹. Bu durum, Hz. Îsâ'nın rûhunun kemâl mertebesinde tezâhür etmesiyle ilişkilidir. Rûh, tasavvufta insanın aslî hakîkati olup, mâhiyeti İsrâ 85'teki "kuli'r-rûhu min emri rabbî" ayetiyle sırrî kabul edilir. Hz. Îsâ'da bu sırrî ve ilâhî kaynaklı rûh, en üst düzeyde zuhûr etmiştir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3 · s.3823Bu meselenin tafsîli, Fusûsu'l-Hikem'de İsa Fassı'ndadır. Hz. Şeyh-i Ekber (İbn Arabî) "Hz. İsa Allah'ın kelimesidir ve Allah'ın ruhudur ve Allah'ın kuludur. VeOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.