Tasavvuf Izâhları eserinde Aşk kavramı nasıl ele alınır?
Tasavvuf izahlarında aşk, sâlikin Hakk'a duyduğu mahvedici ve fânî kılan bir sevgi olarak ele alınır; muhabbetten daha şiddetli, yakıcı ve sahibini Hakk'a yönelten temel bir itici güçtür (Aşk). Bu ilâhî aşk, sülûkun en yüksek itici gücü olup, mücâhedeyi tahammül edilebilir kılar ve fenâyı tatlılaştırır. Aşk, akıl ve irâdenin geri çekildiği, sevenin sevdiğine mahvolduğu bir hâl olarak tanımlanır; bu durum "el-aşkü cünûnün ilâhî" (aşk ilâhî bir delilik) tâbiriyle ifade edilir. Kâinatın sebebi aşkın zuhûru ve azametin izhârıdır; aşk gönülde Hakk'tan başka her şeyi yakan bir ateştir¹.
Detaylı cevap
Tasavvuf izahlarında aşk, lugat anlamıyla "aşırı sevgi, hasretin son haddi, mahvedici muhabbet" olarak tanımlanır. Bu tanım, tasavvufta sâlikin Cenâb-ı Hakk'a olan mahvedici sevgisini ifade eder ve muhabbetten daha şiddetli, daha yakıcı, sahibini fânî kılan bir sevgi mertebesidir. Kur'ân-ı Kerîm'deki Bakara 165. ayetinde geçen "vellezîne âmenû eşeddu hubben lillâh" (mü'minler Allah'ı daha şiddetli severler) ifadesi, aşkın temel düsturu olarak kabul edilir. Aşk, tasavvuf yolculuğunun en yüksek itici gücüdür; sâlikin mücâhedelerini katlanılabilir kılar ve fenâ hâlini tatlı bir tecrübeye dönüştürür.
Aşk ile muhabbet arasında belirgin bir fark gözetilir: Muhabbet, sevenin sevdiğini şuurlu ve kontrollü bir şekilde sevmesi, akıl ve irâde ile birlikte çalışan bir sevgi iken; aşk, sevenin sevdiğine mahvolması, kontrolün kaybolması, akıl ve irâdenin geri çekilmesi hâlidir. Bu sebeple "aşk ilâhî bir delilik" olarak nitelendirilir. Aşkın iki temel türü vardır: Aşk-ı mecâzî (beşerî aşk) ve Aşk-ı hakîkî (Hakk'a olan aşk). Mecâzî aşk, sâlikin "sevme"yi öğrendiği ve hakîkî aşka geçiş için bir köprü görevi gördüğü eğitici bir aşktır; Mevlânâ'nın "mecâz hakîkatın köprüsüdür" tâbiri bu geçişi açıklar. Hakîkî aşk ise mecâzî aşkın gerçek hedefe, yani Hakk'a çevrilmiş hâlidir.
Risâle-i Gavsiyye'de belirtildiği üzere, kalpte fiiller, isimler ve sıfatlar itibarıyla Hakk'tan başka kimse kalmadığında kişi aşkın ta kendisi olur². Ancak aşkın zâhirine ârif olanın aşktan fenâ bulması gerektiği, zira aşkın âşık ile mâşuk arasındaki bir hicap olduğu da ifade edilir². İlâhî aşk, çok zillet ve zorluğa tahammül etmeyi gerektirir; bu zorluklara katlanamayanın ilâhî aşkın sadece adını duyduğu, kendisinden haberinin olmadığı vurgulanır³. Kâinatın sebebi aşkın zuhûru ve azametin izhârıdır; aşk gönülde Hakk'tan başka her şeyi yakan bir ateştir¹. Tasavvuf ehlinin hâlini bilemeyenler için hakikat sırları mecazî kelimelerle maskelenir; âşıksız, mâşuksuz bir aşk olarak nitelenen "mahz-ı aşk" veya "hakîkî aşk", zât ile sıfat mertebeleri arasındaki berzahiyette zuhur eden bir mestanelik hâlidir⁴.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1Aşk ve İrfan Yolunda Bir Ömür (Alıntı)“(2) Karagün Dostuyum II: Tasavvufta Gönül Ve Aşk M. Nusret Tura, gönlün ve aşkın tarife sığmayacağını itiraf etmekle beraber, Allah’tan yardım ve feyz isteyerek”Oku
- 2Risâle-i Gavsiyye, s. 50“Kalb diye belirtilen, Kur’ân-ı Kerîm’de fuâd diye, tasavvufta gönül diye belirtilen o yerde fiiller, isimler ve sıfatlar îtibarıyla benden başka kimse kalmasın,”Oku
- 3Mesnevî Cilt 9 · Beyit 1274 (s. 427)“Sen tasavvuf yolculuğu esnasında karşılaştığın görünüşteki bir zillet sebebiyle, ilahi aşktan kaçıcı ve yüz çeviricisin. Eğer sen gerçekten kalbinde ilahi aşk d”Oku
- 4Hikâyeler, Vecizeler, Atalar Sözü, s. 40“Herkes hakikat sırlarının mahremi olamaz, tasavvuf ehlinin halini bilemez. Bu sıfatların ehline ayan ve ağyardan mestur kalabilmesi için mecazi kelime ve cümlel”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
- Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 2) eserinde Esmâ'ül Hüsnâ kavramı nasıl ele alınır?
- Mübârek Geceler eserinin yapısı nasıldır, hangi bölümlere ayrılır?
- Bendeki Terzi Babam (Cilt 2) kitabına göre Hâl ne anlam taşır?
- Mir'at-ül İrfân ve Şerhi kitabı sâlik için hangi açıdan yol gösterir?
- Necdet Divanı eserinin yapısı nasıldır, hangi bölümlere ayrılır?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.