İçeriğe atla
Yûnus 15Cüz 11 · Sayfa 210

Yûnus Sûresi 15. Âyet

يونس

Sohbete sor

Ve-iżâ tutlâ ‘aleyhim âyâtunâ beyyinâtin(ﻻ) kâle-lleżîne lâ yercûne likâenâ-/ti bikur-ânin ġayri hâżâ ev beddilh(u)(c) kul mâ yekûnu lî en ubeddilehu min tilkâ-i nefsî(s) in ettebi'u illâ mâ yûhâ iley(ye)(s) innî eḣâfu in ‘asaytu rabbî ‘ażâbe yevmin ‘azîm(in)

Ayetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, "Ya (bize) bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir" dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edecek olursam, elbette büyük bir günün azabından korkarım."

Yûnus Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Ve-izâ tutlâ aleyhim âyâtunâ beyyinâtin kâle-lleżîne lâ yercûne likâenâ-/ti bikur-ânin gayri hâzâ ev beddilh(u) kul mâ yekûnu lî en ubeddilehu min tilkâ-i nefsî in ettebi’u illâ mâ yûhâ iley(ye) innî ehâfu in asaytu rabbî azâbe yevmin azîm(in)” Âyetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, “Ya (bize) bundan başka bir Kur’ân getir veya onu değiştir” dediler. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahy olunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edecek olursam, elbette büyük bir günün azabından korkarım.” (10/15)


Beyyinat” sayısal değerine bakalım;

Be: 2” “Ye: 10” “Ye: 10” “Nun: 50” “Te: 400” toplarsak (2+10+10+50= 472) 4+7+2= 13 tür…

(13) Hakikat’ül Ahadiyet’ül Ahmediye ile işaretler apaçık okunduğunda, “Be” Risalet, “Ye” İlm’el Yakîn, “Ye” Ayn’el Yakîn, Nun: Nuru Muhammedi,

Te: Tevhid.

Hakikat’ül Ahadiyet’ül Ahmediye işaretleri apaçık Risalet mertebesinden ilmi yakınlık, müşahadeli yakınlık nuru ile Tevhid edilerek okunduğunda Mecburi hakta fani olarak zatımıza lika/mülaki olacaklarını ummayanlar bize başka Kûr’ân yani zât getir ya da onu değiştir dediler. Şimdi bu okunan açıklamadan bunun olması akıl alabilir şey midir? Hakk’ın zât-ı birdir. Ne bölünür. Ne görünür. Ne değişir. Zaten değişecek olsa ki buda muhaldir. Bunu isteyen diye bir şey de ortada kalmayacağı açıktır. Bu istek saçma sapan bir istektir.

Rahmaniyet mertebesi de ki; nefsimden onu değitiremek, Uluhiyet mertebesinden bana vahy olunuyor.

Mevlânâ hazretlerinin vucüd birdir ama mertebelere riayet şarttır hikmeti de burada ortaya çıkıyor. Memur kendinden bir iş ortaya koyamaz, amirin tebliğ etmiş olduğu hükmü ancak icra edebilir. Emrin dışına çıkarsa sorumlukta kendine ait olur.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)