İçeriğe atla
Hûd 80Cüz 12 · Sayfa 230

Hûd Sûresi 80. Âyet

هود

Sohbete sor

Kâle lev enne lî bikum kuvveten ev âvî ilâ ruknin şedîd(in)

(Lut da:) "Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı, ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim" dedi.

Hûd Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

~ ~ ~
11.80 - Gâle lev enne lî bikum guvveten ev âvî ilâ ruknin şedîd.

Diyanet Meali:

11.80- (Lût da:) "Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı, ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali:

11.80- Ne vardı, dedi: benim size karşı bir kuvvetim olsa idi veya çok sarp bir kaleye sığınabilse idim?


Lut as’ın Fusus’taki isminin hikmeti “Melkiyye” dir. “Şiddet” anlamına gelir. Lut kavmi, tabiat işleri ve hayvani zevklerle uğraşmak suretiyle yeryüzünde fesad çıkardılar. Nefisleri çok güçlüydü. Ve Lut as’ın tebliğine şiddetle karşı çıktılar. Lut as ise onlara karşı zayıf idi.

Bu ayet Lut as’ın kavmine karşı iki arzusunu açığa çıkarır. Birincisi “size karşı koyacak gücüm olaydı” derken arkasında duran kabile istediğini, “kaleye sığınsaydım” sözü ile de mukavemet gücünü istediğini anlarız.

Bu temennisindeki maksadı: Kavminin şiddetli olan nefsani perdelerinin kaynağı olan taayyün etmiş vücutlarının şiddetli azap ile helak edilmesi idi.

Peygamber efendimiz “Allah Teala, kardeşim Lut’a rahmet etsin ki, muhakkak şiddetli bir rükuna (kuvvete) sığındı” buyurmakla Allah ile beraber olduğuna dikkat çekti. Yani C. Hak onu melekleriyle kuvvetlendirmiştir.

Lut peygamber Allah Teala’nın O sizi bir zayıflıktan halk etti” (Rum/54) dediğini biliyordu. İnsan asıl itibariyle zayıf halk edilmiştir. Ardından ona bir güç ilişmiştir. Bu güç geçicidir. Güçten sonra da bir zayıflık ve yaşlılık halk etmiştir. Görüldüğü gibi zayıflık insanın aslıdır. Yaşlılık bir bakıma çocukluk gibidir. “İnsan, ilimden sonra bir şeyi bilmemesi için erzel-i ömre yani ihtiyarlığa gönderilir” (Hac/5) Bir de “gücüm olsaydı” sözündeki güç himmettir. Ama marifet himmete tasarruf imkânı vermez. Arifin marifeti arttıkça işlerini himmet vasıtasıyla yapamaz. Azalır. Bu da iki şeyden dolayı olur:

Birincisi arif ubudiyet makamında tahakkuk etmiştir. Kendiliğinden tasarrufa kalkışmaz. Efendisinin emrini bekler, ne emrederse onu yapar. Memurdur, mazurdur. Fiil ve tasarruf efendisine aittir. Kendi iradesini, efendisinin iradesinde fani kılmıştır.

İkincisi Arif tasarruf edenle tasarruf olunanı bir vücuttan ibaret bilir ve ikisinin ahad oluşunu müşahede eder. Bundan dolayı üzerine himmeti gönderebileceği bir kimseyi göremez. Çünkü mutlak vücudun ahadiyetini müşahede etmektedir. O’nun vücudundan başka bir şey göremez. Şu hâlde kimin üzerinde tasarrufunu icra edecektir?

Özü yoktur ki özünden biline Dahi tozmaz ki tozundan biline Sen onu sanma sözünden biline Hakikat ehlinin olmaz nişanı / Niyazi Mısri Not: Arif, alemde himmet gücüyle tasarruf ederse, bu durum Allah’ın emretmesindendir. N.M.


11- Hud Suresi- Ayet 81

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)