Kâle lev enne lî bikum kuvveten ev âvî ilâ ruknin şedîd(in)
(Lut da:) "Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı, ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim" dedi.
Lut dedi: "Ne olurdu size karşı bir kuvvetim olsaydı, ya da çok sarp bir yere sığınabilseydim."
Hûd Suresi'nin 80. ayeti, Hz. Lut'un kavminin ahlaksızlığı karşısında hissettiği çaresizliği ve bir dayanak arayışını dile getirmektedir. Ayet, 'kuvvet' ve 'sağlam bir yere sığınma' kavramları üzerinden bu çaresizliği ve korunma ihtiyacını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kuvvet (قُوَّة) kelimesi, bir şeyi yapmaya muktedir kılan kudret ve iktidar anlamına gelir. Ayetteki bağlamda, Hz. Lut'un kavminin kötülüklerine engel olabilecek bir güce sahip olma arzusunu ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kuvvet, bir şeyin fiilini gerçekleştirmesine imkan veren haldir. Burada, Hz. Lut'un kavminin şerrini defedecek veya onlara karşı duracak bir kudretin yokluğundan duyduğu üzüntüyü belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'kuvvet' kavramı, genellikle fiziksel güç, iktidar veya bir şeye karşı koyma yeteneği anlamında kullanılır. Hz. Lut'un bu ayetteki ifadesi, ahlaki çöküntüye karşı koyacak bir 'güç' arayışını yansıtır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Âvâ (أَوَى) fiili, bir yere sığınmak, barınmak demektir. Ayetteki 'evî ilâ' (ءَاوِىٓ إِلَىٰ) ifadesi, Hz. Lut'un kavminin şerrinden korunmak için sağlam bir dayanağa sığınma arzusunu dile getirir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Âvâ, bir şeye yönelmek ve ona sığınmak anlamındadır. Burada, Hz. Lut'un kendisini ve misafirlerini kavminin kötülüklerinden koruyacak bir 'rükün'e (dayanağa) sığınma isteğini mecazi olarak ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): İvâ (إِيوَاء), bir şeyi kendine çekmek, barındırmak veya bir yere sığınmak demektir. Hz. Lut'un bu dileği, kendisini ve misafirlerini koruyacak bir güce veya yere sığınma ihtiyacını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rükn (رُكْن), bir şeyin dayanağı, köşesi ve en sağlam kısmıdır. Ayetteki 'rükün şedîd' (رُكْنٍ شَدِيدٍ) ifadesi, Hz. Lut'un kavminin kötülüklerine karşı kendisini ve misafirlerini koruyacak güçlü bir destek veya himaye arayışını simgeler.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Rükn, bir şeyin kendisine dayanılan, itimat edilen tarafıdır. Hz. Lut'un bu sözü, kavminin saldırganlığına karşı kendisini ve misafirlerini savunacak, güvenilir ve güçlü bir dayanağa olan özlemini gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Rükn kelimesi, Kur'an'da genellikle sağlamlık, destek ve güç anlamında kullanılır. Bu ayette, Hz. Lut'un kavminin ahlaksızlığına karşı koyabilecek veya ondan korunabilecek 'sağlam bir dayanak' arayışını ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Şedîd (شَدِيد), kuvvetli ve sağlam demektir. 'Rükün şedîd' ifadesi, Hz. Lut'un aradığı dayanağın sadece bir dayanak değil, aynı zamanda çok güçlü ve sarsılmaz bir dayanak olması gerektiğini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Şedîd, bir şeyin sağlamlığını ve gücünü ifade eder. Ayetteki kullanımıyla, Hz. Lut'un kavminin kötülüklerine karşı koyabilecek, hiçbir şekilde zayıf olmayan, tam anlamıyla 'sağlam' bir dayanak arayışını pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Şiddet (شِدَّة), bir şeyin kuvvetinin ve sağlamlığının zirvesidir. 'Rükün şedîd' ifadesi, Hz. Lut'un kavminin şerrinden korunmak için aradığı dayanağın, her türlü tehlikeye karşı koyabilecek derecede güçlü ve sarsılmaz olması gerektiğini belirtir.
Hûd Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
~ ~ ~
11.80 - Gâle lev enne lî bikum guvveten ev âvî ilâ ruknin şedîd.
Diyanet Meali:
11.80- (Lût da:) "Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı, ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim" dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
11.80- Ne vardı, dedi: benim size karşı bir kuvvetim olsa idi veya çok sarp bir kaleye sığınabilse idim?
Lut as’ın Fusus’taki isminin hikmeti “Melkiyye” dir. “Şiddet” anlamına gelir. Lut kavmi, tabiat işleri ve hayvani zevklerle uğraşmak suretiyle yeryüzünde fesad çıkardılar. Nefisleri çok güçlüydü. Ve Lut as’ın tebliğine şiddetle karşı çıktılar. Lut as ise onlara karşı zayıf idi.
Bu ayet Lut as’ın kavmine karşı iki arzusunu açığa çıkarır. Birincisi “size karşı koyacak gücüm olaydı” derken arkasında duran kabile istediğini, “kaleye sığınsaydım” sözü ile de mukavemet gücünü istediğini anlarız.
Bu temennisindeki maksadı: Kavminin şiddetli olan nefsani perdelerinin kaynağı olan taayyün etmiş vücutlarının şiddetli azap ile helak edilmesi idi.
Peygamber efendimiz “Allah Teala, kardeşim Lut’a rahmet etsin ki, muhakkak şiddetli bir rükuna (kuvvete) sığındı” buyurmakla Allah ile beraber olduğuna dikkat çekti. Yani C. Hak onu melekleriyle kuvvetlendirmiştir.
Lut peygamber Allah Teala’nın O sizi bir zayıflıktan halk etti” (Rum/54) dediğini biliyordu. İnsan asıl itibariyle zayıf halk edilmiştir. Ardından ona bir güç ilişmiştir. Bu güç geçicidir. Güçten sonra da bir zayıflık ve yaşlılık halk etmiştir. Görüldüğü gibi zayıflık insanın aslıdır. Yaşlılık bir bakıma çocukluk gibidir. “İnsan, ilimden sonra bir şeyi bilmemesi için erzel-i ömre yani ihtiyarlığa gönderilir” (Hac/5) Bir de “gücüm olsaydı” sözündeki güç himmettir. Ama marifet himmete tasarruf imkânı vermez. Arifin marifeti arttıkça işlerini himmet vasıtasıyla yapamaz. Azalır. Bu da iki şeyden dolayı olur:
Birincisi arif ubudiyet makamında tahakkuk etmiştir. Kendiliğinden tasarrufa kalkışmaz. Efendisinin emrini bekler, ne emrederse onu yapar. Memurdur, mazurdur. Fiil ve tasarruf efendisine aittir. Kendi iradesini, efendisinin iradesinde fani kılmıştır.
İkincisi Arif tasarruf edenle tasarruf olunanı bir vücuttan ibaret bilir ve ikisinin ahad oluşunu müşahede eder. Bundan dolayı üzerine himmeti gönderebileceği bir kimseyi göremez. Çünkü mutlak vücudun ahadiyetini müşahede etmektedir. O’nun vücudundan başka bir şey göremez. Şu hâlde kimin üzerinde tasarrufunu icra edecektir?
Özü yoktur ki özünden biline Dahi tozmaz ki tozundan biline Sen onu sanma sözünden biline Hakikat ehlinin olmaz nişanı / Niyazi Mısri Not: Arif, alemde himmet gücüyle tasarruf ederse, bu durum Allah’ın emretmesindendir. N.M.
11- Hud Suresi- Ayet 81