Velekad erselnâ mûsâ bi-âyâtinâ vesultânin mubîn(in)
(96-97) Andolsun, biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun'un emrine uydular. Halbuki Firavun'un emri doğru değildi.
Hûd Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
~~11.96~
وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مُوسٰى بِاٰيَاتِنَا وَسُلْطَانٍ مُبٖينٍ
~ ~ ~
11.96 - Ve lekad erselnâ mûsâ biâyâtinâ ve sultânim mubîn.
Diyanet Meali:
11.96- (96-97) Andolsun, biz Mûsâ'yı ayetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun'un emrine uydular. Hâlbuki Firavun'un emri doğru değildi.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
11.96- Celâlim hakkı için Musa’yı da ayetlerimizle ve bir sultanı mübîn ile gönderdik
Firavun “ene rabbükümül A’la” yani “Ben sizin çok yüce rabbinizim” (Nisa/24) diyerek ilahlık davası gütmüştü. Hatta “Ey ileri gelenler! Ben, sizin için benden başka bir ilah bilmiyorum” (Kasas/ 38) demiştir. Rab ’lığı nefsi için iddia etmiştir. Bunu senelerce sürdürmüştür.
Kemale erdiğini zannedip, tevhide ulaştığını iddia etmek vehminin ve hayalinin, aklının ve fikrinin ürettiği düşünceleri “ilahi kaynaklı” feyiz gibi nitelendiren kimseler Firavun’un aynısıdır. En uç noktası- Allah korusun! – ilahlığını ilan etmektir.
Ve Musa as kardeşi Harun ile gitmişti. Bunun tabii bir neticesi olarak Firavun ve ileri gelen adamları elbette inanmayacaktı. Hakikate açılmayan gözler zahire göre hüküm verir. “Kim güçlüyse haklı odur!” anlayışı tarihin her devrinde geçerli olmuştur. N.M.
---------------------- rtfSndPly*11.97*
11- Hud Suresi- Ayet 97