İżhebû bikamîsî hâżâ feelkûhu ‘alâ vechi ebî ye/ti basîran ve/tûnî bi-ehlikum ecme'în(e)
Bu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun ki, gözleri açılsın ve bütün ailenizi bana getirin" dedi.
Alın şu gömleğimi götürün de babamın yüzüne sürün, gözü açılır. Ve bütün ailenizle toplanıp bana gelin."
Yûsuf Suresi 93. ayet, Hz. Yusuf'un kardeşlerine verdiği talimatları içermektedir. Ayet, 'gömlek' (قميص), 'yüz' (وجه) ve 'görmek' (بصير) gibi temel kavramlar üzerinden, mucizevi bir iyileşme ve aile birleşimi temasını dilbilimsel bir derinlikle aktarmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kamîs' kelimesini bedeni örten elbise olarak tanımlar. Yusuf Suresi'ndeki kullanımı ise, sadece bir giysi olmanın ötesinde, Hz. Yakub'un gözlerinin açılmasına vesile olan, bereketi ve mucizeyi taşıyan özel bir nesneye işaret eder. Bu bağlamda, gömlek bir nevi 'mucizevi alamet' işlevi görür.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'kamîs' kelimesinin mecazi kullanımlarına değinmese de, ayetteki 'gömleği babamın yüzüne sürün' ifadesinin, o dönemdeki inanç ve uygulamalarla ilişkili olabileceğini ima eder. Gömleğin, Hz. Yusuf'un kokusunu taşıması ve bu koku aracılığıyla şifa vermesi, mecazi bir anlam katmanını da beraberinde getirir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki nesnelerin bazen sembolik anlamlar taşıdığını belirtir. Yusuf'un gömleği, sadece bir giysi değil, aynı zamanda ayrılığın sona ermesi, kavuşma ve ilahi rahmetin bir sembolü olarak işlev görür. Bu bağlamda gömlek, 'kavuşma' ve 'şifa' kavramlarının somut bir temsilcisidir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'vech' kelimesini genellikle 'yüz' anlamında kullanır. Ancak, ayetteki 'babamın yüzüne sürün' ifadesi, sadece fiziksel bir eylemden ziyade, görme duyusunun merkezi olan gözleri de kapsayan bir anlam taşır. Yüz, kişinin kimliğini ve durumunu yansıtan en belirgin uzuvdur.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'vech' kelimesinin farklı bağlamlarda 'yön', 'taraf' ve 'zat' gibi anlamlara gelebileceğini belirtir. Bu ayette ise, 'yüz' kelimesi, Hz. Yakub'un görme yetisini kaybettiği gözlerini ve genel olarak tüm benliğini ifade eder. Gömleğin yüze sürülmesi, tüm bedene ve ruha etki eden bir şifa beklentisini simgeler.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'vech' kelimesinin Kur'an'da hem fiziksel yüzü hem de bir şeyin özünü, yönünü ifade ettiğini vurgular. Yusuf Suresi'ndeki kullanımda, 'yüz' kelimesi, Hz. Yakub'un fiziksel görme yetisini kaybetmiş halini ve aynı zamanda onun içsel durumunu, üzüntüsünü yansıtan bir ayna gibidir. Gömleğin yüze sürülmesiyle hem fiziksel hem de ruhsal bir iyileşme hedeflenir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'basar' kelimesini 'gözle görmek' ve 'kalple idrak etmek' (basiret) olarak iki ana anlamda açıklar. Bu ayetteki 'ye'ti basîran' ifadesi, Hz. Yakub'un fiziksel görme yeteneğini yeniden kazanmasını ifade eder. Aynı zamanda, uzun süren ayrılık ve üzüntüden sonra, hakikati ve ilahi takdiri daha net idrak etme anlamında bir 'basiret' kazanımına da işaret edebilir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'basîr' kelimesinin 'gören' anlamına geldiğini ve burada Hz. Yakub'un gözlerinin açılmasıyla ilgili olduğunu belirtir. Ayetteki bu kullanım, ilahi kudretin bir tezahürü olarak, imkansız görünen bir durumun gerçekleşmesini vurgular. Gömleğin vesilesiyle görme yetisinin geri gelmesi, mucizevi bir olayı anlatır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'görmek' fiilinin sadece fiziksel algıyı değil, aynı zamanda 'anlamak', 'idrak etmek' ve 'hakikati kavramak' gibi daha derin anlamları da içerdiğini belirtir. Hz. Yakub'un 'basîran' olması, sadece gözlerinin açılması değil, aynı zamanda Hz. Yusuf'un hayatta olduğuna dair kesin bir bilgiye ve ilahi takdire olan inancının pekişmesine de işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ehl' kelimesini 'bir kişiyle akrabalık, meslek veya ikamet gibi bir bağla ilişkili olan kimseler' olarak tanımlar. Bu ayetteki 'ehliküm' ifadesi, Hz. Yakub'un tüm ailesini, yani çocuklarını, torunlarını ve onlarla birlikte yaşayan diğer yakınlarını kapsar. Hz. Yusuf'un onları yanına çağırması, aile birleşimi ve yeni bir başlangıç arzusunu gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'ehl' kelimesinin geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu ve bağlama göre eş, aile, kabile veya bir topluluğu ifade edebileceğini belirtir. Yusuf Suresi'ndeki bu kullanımda, 'ehl' kelimesi, Hz. Yakub'un tüm hane halkını ve soyunu ifade ederek, Hz. Yusuf'un onlara olan bağlılığını ve onları Mısır'a getirme isteğini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'ehl' kavramının, sadece kan bağıyla değil, aynı zamanda ortak inanç ve yaşam biçimiyle de tanımlanan bir topluluğu ifade ettiğini belirtir. Bu ayette 'ehliküm' ifadesi, Hz. Yusuf'un ailesini bir araya getirme arzusunu ve bu birleşimin, hem maddi hem de manevi anlamda bir refah ve huzur getireceğini simgeler.
Yûsuf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
12/93. “Şu gömleğimi götürün de onu babamın yüzüne sürün. Görecek bir hâle gelir. Ve bütün ailenizle beraber bana geliniz.” 133