İçeriğe atla
Hicr 12Cüz 14 · Sayfa 262

Hicr Sûresi 12. Âyet

الحجر

Sohbete sor

Keżâlike neslukuhu fî kulûbi-lmucrimîn(e)

Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.

Hicr Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Bu âyet de Zâtî’dir; önceki âyetlerin devâmıdır.

Mücrim” kelimesi, “günâh” ve “suç” anlamındaki “cürm” kökünden gelip, günâhkârlar ve suçlular ma’nâsındadır. En büyük cürm, Hakk’ı örtmektir yâni küfürdür. Öyleyse, burada zikrolunan mücrimler, ehl-i küfürdür, diyebiliriz. Küfrün açık olanı Hakk’ı inkâr, gizli olanı ise kendine Hakk’tan ayrı mutlak bir kimlik vermektir.

Kalp”, Kur’ân’da akletme, anlama, idrâk etme merkezi olarak görülür. Örneğin, “Onların kalpleri vardır fakat anlamazlar” (A’râf 7/179); “Akletmek için kalpleri yok mu?” (Hac 22/46); “Şüphesiz bunda kalbi olan kimseler için bir öğüt vardır” (Kâf 50/37).

Nesluku” kelimesi tefsîrlerde “sokmak” anlamında kullanılır. “Sülûk” yâni “yol” kökünden gelir.

Âyet-i kerîmede Cenâb-ı Hakk, inkâr etme ve alay etme hâlini, mücrimlerin kalplerine kendisinin soktuğunu beyân etmektedir. Bundan murâd, Hakk’ın mücrimlerin kalbinde “Mudill” esmâsıyla tecellî etmesi netîcesinde onları saptırması ve dalâlette bırakmasıdır.

Ancak şunun iyi bilinmesi gerekir ki, Hakk’ın bir kulunu dalâlette bırakması, o kulun kendi dalâletini istemesi sebebiyledir. Hakk, kulun kalbindeki meyil ve arzuya göre, o kalpte ya hidâyet ya da dalâlet halk eder. Kul, kendi irâdesiyle ve ortaya koyduğu amellerle inkârı ve küfrü seçtiği için, kendi tercihinin netîcesine katlanır. Yoksa Hakk adâlet üzere hükmeder ve kimseye zulmetmez.

Kalbini dalâletten korumak isteyen mü’minler Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.)’in öğrettiği şu dûayı yaparlar:

Ya mukallibel kulûb! Sebbit kalbî ‘alâ dînike.” “Ey kalpleri hâlden hâle çeviren (Allâh’ım), kalbimi dinin üzere sabit kıl.” " T.O.C.C."


Âyet 13

لَا يُؤْمِنُونَ بِه۪ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ الْاَوَّل۪ينَ

~ ~ ~
Lâ yu’minûne bihî ve kad halet sunnetul evvelîn.

Kendilerinden öncekilerin sünneti geçtiği halde ona inanmazlar.