Lâ yu/minûne bih(i)(s) vekad ḣalet sunnetu-l-evvelîn(e)
Önceki milletlerin (helakine dair Allah'ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur'an'a) inanmazlar.
Hicr Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Bu âyet, yukarıdaki Zâtî âyetlerin devâmıdır.
“Sünnetül evvelîn” ifâdesi, önceki kavimlerin yolu, âdeti veya onlara uygulanmış ilâhî kânun ma’nâsına gelir. Bu kânun şudur ki: Küfründe ısrâr edip peygamberini yalanlayan ve ona eziyet eden her kavim, akabinde azâba uğramıştır. Bu, ilâhî adâletin bir tecellîsidir ve değişmez bir kanundur.
Bu âyet, Mekkeli müşrîkler için açık bir uyarıdır. Eğer geçmişteki inkârcıların nasıl helâk edildiğini bildikleri hâlde, inkârlarında ısrâr ederlerse, ilâhî azâba müstahâk olacaklarını bildirmektedir.
Enfâl sûresi 8/38 âyetinde şöyle buyrulur: “De o küfür edenlere ki, eğer vazgeçerlerse geçmişte yaptıkları bağışlanır, yok yine dönerlerse daha öncekilere uygulanan ilâhî kanun (sunnetul evvelîn) geçerlidir.” Not: Önceki inkârcı kavimlerin âkıbetine dâir âyetler sûrenin ilerki âyetlerinde gelecek ve detaylı olarak ele alınacaktır. " T.O.C.C."
Âyet 14
وَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَاباً مِنَ السَّمَٓاءِ فَظَلُّوا ف۪يهِ يَعْرُجُونَۙ
~ ~ ~
Ve lev fetahnâ aleyhim bâben mines semâi fe zallû fîhi ya’rucûn.
Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar.