İçeriğe atla
Hicr 45Cüz 14 · Sayfa 264

Hicr Sûresi 45. Âyet

الحجر

Sohbete sor

İnne-lmuttekîne fî cennâtin ve'uyûn(in)

Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır.

Hicr Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Muttekî”, takvâ sahibi demektir; saygı gösteren, sakınan ve çekinen ma’nâsındadır.

Takvâ”, “cennet” ve “uyûn” (pınar) kelimelerinin mertebelere göre farklı ifâde ve yaşantıları vardır:

Şerîat mertebesinde; takvâ, kulun Cenâb-ı Hakk’ın azâ-bından korkarak günâhlardan uzak durması ve şerîat âdâbına riâyet etmesidir. “Cennet”, şerîat ahkâmına riâyet ile nâil olunan huzûr-u kalb ve “uyûn”, mubâh dâiresinde nefsin meşrû lezzetleri tatmasıdır.

Tarîkat mertebesinde; takvâ, mubâhlardan dahi sakınarak nefsin hazlarını tamamen terk etmeye gayret göstermektir. Bu takvâ ile nefsin sıfatları zayıfladıkça, rûhânî sıfatlar kişide tecellî etmeye başlar. Bu mertebede “cennet”, Hakk muhabbetinden hâsıl olan mânevî zevk ve lezzettir. “Uyûn” ise aşk şarabının fışkırdığı ilâhî aşk çeşmeleridir.

Hakîkat mertebesinde; takvâ, Hakk’ın vücûdundan gayrı bir vücûd ispâtından kaçınmaktır. Burada “cennet”, tevhid yaşantısı, “uyûn” ise, vahdet deryasından fışkıran tecellîyât-ı ilâhiyyedir.

Mârifet mertebesinde; takvâ, cem’den fark’a döndükten sonra Ulûhiyyet ve Abdiyyet’in her ikisinin de hakkını vererek yaşamaya çalışmaktır. Bu mertebede “cennet”, bakâ-billâh makâmıdır (Hakk’la birlikte olmaktır). “Uyûn” ise, gönülde kaynayan ve leb-i deryâ hükmünde olan ehlûllahın dudaklarından çıkan irfân pınarlarıdır.

Özetle, hangi mertebede olursa olsun, muttakî zümresi Hakk’ın ihsânına mazhâr olup, kendi mertebesine göre “cennet” ve “uyûn” ile müşerref olmuştur. " T.O.C.C."


Âyet 46

اُدْخُلُوهَا بِسَلَامٍ اٰمِن۪ينَ

Udhulûhâ bi selâmin âminîn.

~ ~ ~
Onlara, “Girin oraya esenlikle, güven içinde” denilir.