Lehâ seb'atu ebvâbin likulli bâbin minhum cuz-un maksûm(un)
Onun yedi kapısı vardır ve her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır.
"Cehennemin yedi kapısı vardır. O kapıların herbiri için birer grup ayrılmıştır."
Hicr Suresi 44. ayet, cehennemin yapısını ve oraya gireceklerin akıbetini tasvir ederken, 'kapılar' ve 'ayrılmış kısım' kavramları üzerinden ilahi adaletin ve cezanın kesinliğini vurgulamaktadır. Ayet, cehennemin yedi kapısı olduğunu ve her kapıdan belirli bir zümrenin gireceğini ifade ederek, cezanın tahsis edilmişliğini ve kaçınılmazlığını dilbilimsel olarak ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'seb'a' (yedi) kelimesinin Kur'an'da genellikle çokluk ve tamlık ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'yedi kapı' ifadesi, cehennemin kuşatıcılığını ve cezalandırma mekanizmasının eksiksizliğini vurgular. Sayının kendisi, cehennemin farklı derecelerini veya farklı günah gruplarına tahsis edilmiş bölümlerini sembolize edebilir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): el-Kefevî, sayıların Kur'an'daki kullanımının sadece nicelik belirtmekle kalmayıp, aynı zamanda niteliksel ve sembolik anlamlar taşıdığını ifade eder. 'Yedi' sayısı, Arap kültüründe ve Kur'an'da bazen 'çokluk' ve 'tamlık' anlamında kullanılır. Bu bağlamda, cehennemin yedi kapısı olması, onun azabının çeşitliliğini ve her bir günahkar grubuna özel bir girişin tahsis edildiğini gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'bâb' kelimesinin sözlük anlamının 'giriş yeri' olduğunu belirtir. Ayetteki 'yedi kapı' ifadesi, cehennemin farklı kısımlara ayrıldığını ve her bir kısmın belirli bir günahkar zümresi için bir giriş noktası olduğunu gösterir. Bu, cezanın adaletli ve sınıflandırılmış bir şekilde uygulanacağına işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'bâb' kelimesinin hem maddi bir kapıyı hem de bir şeye ulaşma yolunu ifade ettiğini açıklar. Cehennemin 'kapıları' mecazi olarak, günahların insanı cehenneme sürükleyen yolları olarak da anlaşılabilir. Her kapı, belirli bir günah türünün veya günahkar grubunun akıbetini temsil eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'kapı' (bâb) kavramının sadece fiziksel bir geçiş noktası olmanın ötesinde, bir durumdan başka bir duruma geçişi veya bir sonuca ulaşma yolunu sembolize ettiğini belirtir. Cehennemin kapıları, günahkarların işledikleri amellerin bir sonucu olarak içine düşecekleri farklı azap derecelerini veya kategorilerini temsil eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'cüz' kelimesinin 'parça' veya 'kısım' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'her kapıdan onlara ayrılmış bir kısım vardır' ifadesi, cehenneme girecek olanların rastgele değil, işledikleri amellere göre belirli kapılardan ve belirli gruplar halinde gireceklerini vurgular. Bu, ilahi adaletin hassasiyetini gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'cüz' kelimesinin bir bütünün parçası olduğunu ve bu bağlamda, cehenneme girecek her bir grubun, o bütünün (cehennem ehlinin) bir parçası olduğunu ifade eder. Her kapıdan girecek olan 'cüz', o kapının tahsis edildiği günahkar zümresini temsil eder ve bu, cezanın kişiye özel ve adil olduğunu gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): es-Sicistânî, 'kaseme' fiilinin 'bölmek, pay etmek, taksim etmek' anlamlarına geldiğini belirtir. 'Maksûm' ise 'bölünmüş, ayrılmış, pay edilmiş' demektir. Ayetteki 'maksûm' kelimesi, cehennemin kapılarından girecek olan her bir grubun, ilahi takdirle ve adaletle kendilerine ayrılmış bir kısma sahip olduğunu vurgular. Bu, cezanın tesadüfi değil, kesin ve önceden belirlenmiş olduğunu gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'kaseme' kökünün 'bir şeyi paylara ayırmak ve her bir payı sahibine vermek' anlamını taşıdığını ifade eder. 'Maksûm' kelimesi, cehennemdeki her bir kapının belirli bir günahkar grubuna tahsis edildiğini ve bu tahsisatın ilahi bir düzen ve adaletle yapıldığını belirtir. Bu, cezanın her bir günahkar için özel olarak belirlendiğini ve kaçınılmaz olduğunu gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'kaseme' fiilinin Kur'an'da genellikle ilahi taksimat ve kaderle ilgili kullanıldığını belirtir. 'Maksûm' kelimesi, cehenneme girecek olanların yerlerinin ve akıbetlerinin Allah tarafından önceden belirlenmiş olduğunu ve bu taksimatın ilahi hikmet ve adaletle gerçekleştiğini vurgular. Bu, cezanın kesinliğini ve her bir bireyin amellerine göre bir karşılık bulacağını ifade eder.
Hicr Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Âyet-i kerîmenin zâhir ma’nâsı şudur: İblîs’e tabî olanlar yedi cüz’e (gruba) ayrılmıştır ve her biri cehenneme farklı bir kapıdan girecektir. Müfessirler bu kapıların isimlerinin sırasıyla; cehennem, lezâ, hutame, saîr, sakar, cahîm ve hâviye olduğunu beyân etmiş ve bu bilgiyi hadîslere ve rivâyetlere dayandırmıştır. Cehennemin üst üste yedi tabaka mı olduğu, yoksa farklı giriş kapıları olan tek bir saha mı olduğu konusunda farklı görüşler vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır’ın tefsîrine göre; cehennemin birinci kapısı Allâh’ın varlığına ve birliğine îmân etmekle beraber büyük günâhları işleyenlere, ikinci kapısı Yahudilere, üçüncü kapısı Hıristiyanlara, dördüncü kapısı Sabiîlere, beşinci kapısı ateşe tapanlara, altıncı kapısı Allâh’a ortak koşanlara, yedinci kapısıysa münâfıklara âittir.
Enfüsî olarak bakıldığında, tasavvuf ehli, insândaki yedi organdan her birini (göz, kulak, ağız, el, ayak, karın ve üreme organı) günâha vâsıta olabilmeleri yönüyle cehennemin bir kapısı olarak nitelemiştir. Bunun gibi, nefs-i emmârenin yedi ahlâkından her biri (kibir, ucûb (kendini beğenme), buhl (cimrilik), şehvet, gazab (öfke), hased (kıskançlık) ve kin) cehennemin bir kapısıdır denmiştir.
Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurulur: “Yedi helâk edici şeyden sakının. Bunlar: Allâh’a şirk koşmak, sihir/büyü yapmak, haklı sebepler müstesnâ Allâh’ın öldürülmesini harâm kıldığı bir canı öldürmek, faiz yemek, yetim malını yemek, cihâd meydanından kaçmak ve namuslu kadınlara zinâ isnâd etmektir.” Ahmed Avni Konuk Mesnevî şerhinin 2’inci cildinin 444’üncü sayfasında, bu yedi helâk edici günahın her birinin, cehennemin yedi kapısından birine karşılık geldiğini ifâde etmiştir. " T.O.C.C."
Âyet 45
اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۜ
İnnel muttekîne fî cennâtin ve uyûn.
~ ~ ~
Şüphesiz Allâh’a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır.