Fentekamnâ minhum ve-innehumâ lebi-imâmin mubîn(in)
Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lut kavminin yaşadığı Sodom ile Şu'ayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir anayol üzerinde idiler.
Biz Eyke halkından da intikâm aldık. İkisi de (Eyke ve Medyen) açık bir yol üzerindedir.
Hicr Suresi 79. ayet, Allah'ın geçmiş kavimlerden intikam almasını ve bu kavimlerin yaşadığı yerlerin hala açık bir yol üzerinde olduğunu ifade eder. Ayet, ilahi adaleti ve ibret alınması gereken tarihi olayların sürekliliğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): N-q-m kökünden türeyen 'intikam', bir kimsenin yaptığı kötülüğün karşılığını vermektir. Ayetteki 'fentekamnâ' ifadesi, Allah'ın Lut kavminden, işledikleri günahlar sebebiyle hak ettikleri cezayı verdiğini, yani onlardan intikam aldığını belirtir. Bu, ilahi adaletin tecellisidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): İntikam almak, bir fiilin karşılığını vermek, cezalandırmak demektir. Ayetteki kullanım, Allah'ın Lut kavmine karşı uyguladığı cezayı, onların isyanlarına bir karşılık olarak ifade eder. Bu, mecazi olarak bir 'öç alma' değil, ilahi bir ceza ve karşılık verme eylemidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İmam, kendisine uyulan, önderlik edilen şey demektir. Yol için kullanıldığında ise, insanların takip ettiği, belirgin ve açık bir güzergahı ifade eder. Ayetteki 'lebiimâmin mubîn' ifadesi, Lut kavminin helak olduğu yerlerin, insanların ibret alması için açıkça görülebilen, belirgin bir yol üzerinde olduğunu vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): İmam, önde giden, kendisine uyulan demektir. Yol için kullanıldığında ise, açık ve belirgin bir yol anlamına gelir. Ayetteki bağlamda, Lut kavminin yaşadığı yerlerin, insanların gelip geçtiği, herkesin görebileceği bir güzergah üzerinde olması, onların helakının bir ibret vesilesi olarak kalıcılığını gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İmam kelimesi, Kur'an'da sadece önderlik eden kişi veya kitap anlamında değil, aynı zamanda 'açık yol' veya 'belirgin örnek' anlamında da kullanılır. Hicr 79'daki 'imâm-ı mubîn' ifadesi, Lut kavminin helak olduğu yerlerin, sonraki nesiller için açık bir ibret yolu, bir ders niteliği taşıdığını semantik olarak güçlendirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): B-y-n kökünden türeyen 'mubîn', bir şeyin açıkça ortaya çıkması, netleşmesi demektir. 'İmam-ı mubîn' terkibinde, yolun sadece bir yol olmakla kalmayıp, aynı zamanda açıkça görülebilir, belirgin ve anlaşılır bir yol olduğunu ifade eder. Bu açıklık, ibretin kolayca alınabilmesini sağlar.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Mubîn, açıklayan, açıklığa kavuşturan demektir. Ayetteki 'imâmin mubîn' ifadesi, Lut kavminin helak olduğu yerlerin, herkesin görebileceği, açıkça belli olan bir yol üzerinde olduğunu, böylece bu olayın bir ibret olarak net bir şekilde anlaşılabileceğini vurgular.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.