Fasde' bimâ tu/meru vea'rid ‘ani-lmuşrikîn(e)
Ey Muhammed! Şimdi sen, sana emrolunanı açıkça ortaya koy ve Allah'a ortak koşanlara aldırış etme.
Hicr Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Bu âyet yukarıdaki Zâtî âyetlerin devâmıdır. Ulûhiyyet’ten Risâlet’e bir hitaptır.
“Fasda” kelimesi “s-d-a” kökünden emir fiilidir. Yarmak, açmak, perdesiz söylemek, açıkça ifâde etmek anlamındadır. Sabahın karanlığı yarıp çıkması bu köktendir.
Âyette Hz. Resûlullâh (s.a.v.), müşrîklerin söz ve davranışlarına aldırış etmeden, hakk ile batılı ayırt edici bir sûrette hakîkati açıklamakla emrolunmuştur.
Yâni, (89’uncu âyette belirtildiği gibi) “sen açık bir uyarıcısın, senin görevin tebliğde bulunmak ve uyarmaktır, sen onların îmânından sorumlu değilsin, vazîfeni yap ve onların hâline aldırış etme, onlardan uzaklaş, gerisini Allâh’a bırak, O onlara yapmış olduklarının hesâbını soracaktır,” denmektedir.
Bâtınen, müşriklerden kasıt, vahdeti göremeyip kesrette kalanlar, varlıkta Hakk’tan gayrı mutlak bir vücûd görenlerdir.
Hakîkat-i Muhammedî’nin zuhûru ile Hakk gelir, bâtıl zâil olur, ancak bundan ancak basîret sâhipleri fayda sağlar. Gönül gözleri körleşmiş olan inkârcılar bu hakikat nûrunu idrâk edemezler. " T.O.C.C."
Âyet 95
اِنَّا كَفَيْنَاكَ الْمُسْتَهْزِء۪ينَۙ
İnnâ kefeynâkel mustehziîn.
Şüphesiz biz, alaycılara karşı sana yeteriz.