Ya'rifûne ni'meta(A)llâhi śümme yunkirûnehâ veekśeruhumu-lkâfirûn(e)
Onlar, Allah'ın nimetini bilirler, sonra da inkar ederler. Onların çoğu kafirlerdir.
Nahl Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Ya’rifûne ni’meta(A)llâhi sümme yunkirûnehâ veekseruhumu-lkâfirûn(e)” Onlar, Allah’ın nimetini bilirler, sonra da inkâr ederler. Onların çoğu kâfirlerdir. (16/83)
“Ya’rifûne ni’meta(A)llâhi” Allah’ın nimetine ariftirler… İrfan ehli bu âlemde her ne var ise Allah’ın nimetinden başa bir şey olmadığını bilir. İster celâli, ister cemâli olsun…
Ehlullah, “Kahrın da hoş, lutfun da hoş”, diyerek bu hakikati bizlere birldirmiş ve hayrihi ve hayrihi minenellahi teala olarak görmüşlerdir.
Tevhid akideside bu nimete arif olmaktan geçmektedir. Yoksa yakınmalar nefsi emmarenin, yakınmasından başka bir şey değildir. (Murat Derûni) Fusûsül Hikem Mukaddime bölümünde;
Benî Âdem türünün hálk edilişi ne sûretle olursa olsun Allah Zü‟l-Celâl‟in varlığını ve meleklerinin varlığını ve resûllerini ve kitaplarını ve âhiret gününü ve kazâ ve kaderi ve ölümden sonra tekrar dirilmeyi inkâra sebep olamaz. Tabîat kitâbını tetkîk ile meşgûl olup da bunları inkâr edenler, tetkîk ettikleri şeyin sonuçlarını idrâk edemeyen ve sadece bir noktaya konsantre olmaları sebebiyle bilginin tamamını ihâta edemeyen sınırlı düşünce ve noksan isti‟dâdlı kimselerdir. “Ya‟rifûne ni‟metellâhî sümme yünkirûnehâ ve ekseruhumül kâfirûn” ya‟nî “Onlar, Allah‟ın nimetini biliyorlar, sonra onu inkâr ediyorlar. Ve onların çoğu kâfirdirler” (Nahl, 16/83).[93]