İçeriğe atla
İsrâ 13Cüz 15 · Sayfa 283

İsrâ Sûresi 13. Âyet

الإسراء

Sohbete sor

Vekulle insânin elzemnâhu tâ-irahu fî ‘unukih(i)(s) venuḣricu lehu yevme-lkiyâmeti kitâben yelkâhu menşûrâ(n)

Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.

İsrâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(13) (Ve külle İnsanin elzemnahu tairehu fiy unukıh* ve nuhricü lehu yevmel kıyameti Kitaben yelkahu menşura;)

“Her insân’ın amel defterini (kuşunu) boynuna doladık, kıyamet günü açılmış bulacağı kitabı önüne çıkarırız.” Bütün insân’lar için diyor, imân ve inkâr ehli olarak ayırmadan. Mânâlar insânlara lâtif âlemden yani Allah’tan geliyor, boyun’u da insâna en yakın yerdir ve hayat kanalları boynundan geçiyor, işte lâtif âlemde eksi veya artı mânâ olarak işlediğimiz ne varsa o kuş hükmünde olup kuşa benzetilmiştir.

Bir de diğer yönüyle Levhi Mahfuzda herbirerlerimiz için hangi program yapılmışsa onun gök âleminden yer

âlemine indirilmesi bir kuşa benzetilmiştir. Herkesin kendi kitabı kendisini bulur, bugün bunun artık örnekleri net bir şekilde görünmektedir, cep telefon numarasının çevrilmesiyle (fezadan kuşun gelmesiyle) aranan kişi bulunuyor ve haberini veriyor. Görüldüğü gibi bunlar aynı zamanda ilmi konulardır.

Bizim dünya üzerinde iken yaptığımız her türlü iş burada bahsedilen kuşun, kitabın içerisine tafsilatlı olarak geçmekte, nasıl bir çekirdekten ağaçlar, çiçekler çıkıyor, bizim fiillerimizde çekirdek hükmünde, onu ekiyoruz ve ondan sonra gönül tarlamızda onlar büyüyor ve gelişiyor, şekilleniyor, mevzuları istikametinden gelişiyor, fakat bunlar yaşadığımız anda sır olarak batında kalıyor, zuhura çıkmıyor, her yaptığımız fiilin karşılığını bugün görmüş olsak, Risale-i Gavsiyyede de yazdığı üzere, insanlar “Ya Rabbi bugün beni öldür diye” dua ederlerdi fakat o zaman işte gaybe imân olmazdı, görüldüğü için herşey beklenerek yapılırdı, gösterilmediği için mutlak muhabbet yoluyla yapma devamlılığı bizden isteniyor, ki o zaman yapılan amelin kıymeti, yani karşılık beklemeden yapmak sûretiyle ortaya çıkıyor.

İşte daha mahşer günü bu kitap okunduğu zaman insân nereye gideceğini açık seçik görecektir. Dünya da olduğumuz sürece bunlar henüz ana kayda geçmiş değildir, hergün ikindi namazından sonra nefis muhasebesi yapın derler, ikindi namazında gündüz ve gece melekleri nöbet değiştiriyorlar, insân bir önceki ikindiden itibaren yapmış olduğu kötü fiilleri varsa ve ikindi namazına kadar bunlar için istiğfar ederse onlar kayda geçmiyor, siliniyor, çünkü Cenâb-ı Hakk onları “Belki kulum istiğfar eder” diyerek ihtiyatta tutuyor, fakat melekler tarafından defterler teslim edilirken kayda giriyor artık, teslim etmeden bunun değişme ihtimali vardır, bu nedenden dolayı Efendimiz (s.a.v) “Nefislerinizi hesaba çekin, sizi hesaba çeken birileri gelmeden evvel” diyor.

Bu kitaba mükellefiyetin başlangıcından, aklı başında olarak son nefesi verinceye kadar olan süreyi kapsadığı

için yaygın denmektedir. Bunların bir kısmı Allah’ın direk olarak bizim üzerimizdeki emirler i(kader-i mutlak), bir kısmı da bizim fiillerimizden meydana gelenlerdir (kader-i muallak).

Biz onu çıkarırız, kıyamet gününde;

Kim ki ölmeden evvel ölmüşse onun kıyameti kopmuştur ve bu boynunda asılı olan kitabı daha bugün kendisine çıkarılır ve ahirette onun artık hesabına kitabına gerek kalmaz, çünkü buradan artık vizeyi alarak gitmiştir.

Kûr’ân-ı Kerîm’in içerisindeki fasılları idrak ederek hayatını sürdürmüşse, bu fasıllardan biride ahiret faslı olduğundan onu da zâten tahsil etmiştir. Bizdeki kıyameti Kahhar esmâsı oluşturuyor, ondaki yeni diriliştir yeni kimlik buluştur.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)