İçeriğe atla
Kehf 17Cüz 15 · Sayfa 295

Kehf Sûresi 17. Âyet

الكهف

Sohbete sor

Veterâ-şşemse iżâ tale'at tezâveru ‘an kehfihim żâte-lyemîni ve-iżâ ġarabet takriduhum żâte-şşimâli vehum fî fecvetin minh(u)(c) żâlike min âyâti(A)llâh(i)(k) men yehdi(A)llâhu fehuve-lmuhted(i)(s) vemen yudlil felen tecide lehu veliyyen murşidâ(n)

(Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah'ın mucizelerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.

Kehf-Mağara Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Mağara içerisinde başları güneye, ayakları kuzeye doğru şeklinde duruyorlarmış, hiç güneş vurmasa üstlerine çürüme durumu, tam güneş vursa kuruma durumu oluşacağından öyle uygun bir ısı ve ortamda tutuyor ki Cenab-ı Hak onları, tabi hallerini devam ettiriyorlar.

Diğer yönüyle güneşin doğması fenâfillâh halinden bakâbillâh haline geçiştir, mağaranın içerisinde fenâfillâh halinde iken onlar güneşin doğması bakâbillâh’tan onlara haber gelmesi gibi bir özellik taşıyor.

Burada Âyetler ile belirtilenler nasıl ki yazılı, baskılı Kûr’ân ise Ashab-ı Kehf ile anlatılan da fiili Kûr’ân’dır.

وَتَحْسَبُهُمْ أَيْقَاظاًوَهُمْ رُقُودٌ وَنُقَلِّبُهُمْ ذَاتَ الْيَمِينِ وَذَاتَ الشِّمَالِ وَكَلْبُهُمبَاسِطٌ ذِرَاعَيْهِ بِالْوَصِيدِ لَوِ اطَّلَعْتَ عَلَيْهِمْ لَوَلَّيْتَ مِنْهُمْفِرَاراً وَلَمُلِئْتَ مِنْهُمْ رُعْباً

18-) Ve tahsebühüm eykazan ve hüm rukud ve nukallibühüm zâtel yemiyni ve zâteş şimal ve kelbühüm basitun ziraayhi bil vesıyd levittala’te aleyhim levelleyte minhüm firaren ve le muli’te minhüm ru’ba;

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)