Ettale'a-lġaybe emi-tteḣaże ‘inde-rrahmâni ‘ahdâ(n)
Gaybı mı görüp bilmiş, yoksa Rahman'dan bir söz mü almış?
O (kâfir), gaybı mı bildi? Yoksa Rahmân (olan Allah) katından bir söz mü aldı?
Meryem Suresi 78. ayet, insanın gayb bilgisine sahip olup olamayacağı ve Allah katından özel bir ahit alıp almadığı soruları üzerinden, insanın sınırlı bilgisini ve Allah'ın mutlak kudretini vurgular. Ayet, 'gayb' ve 'ahd' kavramları etrafında dönerken, insanın iddialarının temelsizliğini sorgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 't-l-a' kökünü 'bir şeyin üstüne çıkmak, bir şeyi görmek, vakıf olmak' şeklinde açıklar. Ayetteki 'ettalaa' fiili, 'gayb' ile birlikte kullanıldığında, gaybın sırlarına vâkıf olmak, onu bilmek anlamını taşır. Bu, insanın normal yollarla elde edemeyeceği bir bilgiye sahip olma iddiasını sorgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ettalaa' fiilinin mecazi olarak 'bir şeyi bilmek, ona muttali olmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki kullanımı, 'gaybı bildi mi?' şeklinde bir istifham-ı inkârî (reddedici soru) olup, kişinin gayb bilgisine sahip olamayacağını ima eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki bilgi kavramlarını incelerken, 'gayb' ile ilişkili 'ittila' fiilinin, Allah'a mahsus olan bir bilgiye erişme iddiasını ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, insanın bu tür bir bilgiye sahip olmasının imkansızlığı vurgulanır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'gayb' kelimesini 'insan duyularından gizli olan, idrak edilemeyen şey' olarak tanımlar. Ayetteki 'el-gayb', gelecekteki olaylar veya Allah'ın bilgisine ait sırlar gibi, insanın erişemeyeceği mutlak bilinmeyeni ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'gayb'ın, 'insanların gözünden ve bilgisinden gizli olan her şey' olduğunu belirtir. Bu ayetteki bağlamda, kişinin gelecekteki akıbetini veya ahiretteki durumunu bilme iddiasının temelsizliğini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'gayb' kavramının Kur'an'da Allah'a özgü bir bilgi alanı olduğunu ve insan aklının veya duyularının bu alana nüfuz edemeyeceğini vurgular. Ayet, insanın bu ilahi alana müdahale etme veya onu bilme iddiasını reddeder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ahz' kökünün temel anlamının 'bir şeyi ele geçirmek, almak' olduğunu belirtir. 'İttehaze' formu ise 'edinmek, benimsemek, kendine kılmak' anlamlarına gelir. Ayetteki 'ittehaze ahden', bir ahdi kendine edinmek, yani Allah'tan bir söz almak anlamındadır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'ittehaze' fiilinin, bir şeyi kendine mal etmek, onu bir vasıta veya amaç edinmek anlamında kullanıldığını açıklar. Ayette, kişinin Rahman katından özel bir ahit edinme iddiasının sorgulanması söz konusudur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ahd' kelimesini 'bir şeyi korumak, gözetmek' kökünden türemiş olarak 'bir şeyi muhafaza etme yükümlülüğü getiren sözleşme veya antlaşma' olarak tanımlar. Ayetteki 'ahden', Allah'tan alınan ve gelecekteki kurtuluşu veya özel bir durumu garanti eden bir sözleşme iddiasını ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'ahd'in, 'bir şeyi bilmek, onu korumak ve ona riayet etmek' anlamlarını içerdiğini belirtir. Ayetteki 'ahden', kişinin Allah katından, kendisini azaptan kurtaracak veya özel bir statüye kavuşturacak bir garanti aldığı yönündeki asılsız iddiasını sorgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ahd' kavramının Kur'an'da genellikle Allah ile kulları arasındaki yükümlülükleri ve karşılıklı sözleşmeleri ifade ettiğini belirtir. Bu ayette ise, kişinin Allah'tan özel bir ahit alarak gaybı bilme veya geleceğini garanti altına alma iddiasının geçersizliğini vurgular.
Meryem Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(78) (Ettalaal gaybe emittehaze inder rahmâni ahden.)
“O, gayba muttali mi oldu (o, gaybı görüp bildi mi, vakıf mı oldu)? Yoksa Rahmân'ın indinde bir ahd mi aldı?”