İn kullu men fî-ssemâvâti vel-ardi illâ âtî-rrahmâni ‘abdâ(n)
Göklerdeki ve yerdeki herkes Rahman'a kul olarak gelecektir.
Göklerde ve yerde bulunan hiçbir kimse yoktur ki (kıyamet günü) Rahmân'ın huzuruna kul olarak çıkmasın.
Meryem Suresi 93. ayet, Rahman'ın mutlak egemenliğini ve tüm varlıkların O'na kulluğunu vurgular. Ayet, göklerde ve yerde olan her şeyin nihayetinde Rahman'a kul olarak döneceği gerçeğini dilbilimsel bir kesinlikle ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Semâ kelimesi, 'yükseklik' ve 'üstte olma' anlamlarına gelir. Kur'an'da genellikle yedi kat gökler olarak zikredilir ve Allah'ın kudretinin ve yaratıcılığının bir nişanesi olarak kullanılır. Bu ayette, Rahman'ın egemenliğinin sadece yeryüzü ile sınırlı olmadığını, tüm gökleri de kapsadığını ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Semâvât, 'yüksek olan şeyler' anlamına gelir. Ayetteki kullanımı, Rahman'ın hükmünün ve kulluğunun sadece yeryüzündeki varlıklarla sınırlı olmadığını, aksine tüm kâinatı kuşattığını mecazi olarak anlatır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Arz kelimesi, 'yeryüzü' demektir. Kur'an'da genellikle göklerle birlikte zikredilerek Allah'ın yaratma ve hükmetme kudretinin genişliğini vurgular. Bu ayette, Rahman'ın kulluğunun sadece göklerdeki varlıklarla değil, yeryüzündeki tüm canlı ve cansız varlıklarla da ilgili olduğunu belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Arz, Kur'an'da kozmik düzenin bir parçası olarak ele alınır ve semâ ile birlikte Allah'ın mutlak egemenliğinin ve yaratıcılığının bir göstergesi olarak sunulur. Bu ayette, Rahman'ın hükmünün ve kulluğunun evrensel boyutunu pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İtyan kelimesi, 'gelmek, varmak, ulaşmak' anlamlarına gelir. Bu ayette 'âti' ismi fail olarak kullanılmış olup, 'gelecek olan' veya 'varacak olan' manasındadır. Rahman'ın huzuruna kul olarak gelme zorunluluğunu ifade eder, bu da O'nun mutlak otoritesini ve tüm varlıkların O'na boyun eğeceğini gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Âtî kelimesi, 'gelen, varan' anlamında bir isim faildir. Ayetteki bağlamda, kıyamet gününde veya ölüm anında tüm varlıkların Rahman'ın huzuruna çıkacağını ve O'nun hükmüne tabi olacağını vurgular. Bu, Rahman'ın mutlak egemenliğinin kaçınılmaz bir sonucudur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rahman, Allah'ın özel isimlerinden olup, 'geniş ve sürekli merhamet sahibi' anlamına gelir. Bu merhamet, mümin-kâfir ayrımı yapmaksızın tüm varlıkları kuşatır. Ayette, Rahman'ın bu geniş merhametine rağmen, tüm varlıkların O'na kul olarak döneceği gerçeği, O'nun aynı zamanda mutlak otorite sahibi olduğunu da gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Rahman, Kur'an'da Allah'ın en temel ve evrensel sıfatlarından biridir. O'nun merhameti, yaratılışın ve varoluşun temelini oluşturur. Bu ayette, Rahman'ın merhametinin yanı sıra, O'nun mutlak egemenliğinin ve tüm varlıkların O'na olan kulluk borcunun altı çizilir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Rahman, 'rahmet' kökünden türemiş olup, 'çok merhametli' demektir. Bu isim, Allah'ın rahmetinin genişliğini ve sürekliliğini ifade eder. Ayette, Rahman'ın bu yüce sıfatına rağmen, O'nun çocuk edinmekten münezzeh olduğu ve tüm varlıkların O'na kul olarak döneceği gerçeği vurgulanır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Abd kelimesi, 'kul, köle' anlamına gelir. İnsan için kullanıldığında, Allah'a karşı tam bir boyun eğme ve itaat halini ifade eder. Bu ayette, göklerde ve yerde olan her şeyin Rahman'a 'kul olarak' geleceği belirtilerek, tüm varlıkların Allah'ın mutlak egemenliği altında olduğu ve O'na itaat etmek zorunda olduğu vurgulanır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Abd, 'ibadet eden, kulluk eden' demektir. Ayetteki 'abden' ifadesi, tüm varlıkların Rahman'ın yaratılışındaki amacına uygun olarak O'na boyun eğdiğini ve O'nun iradesine tabi olduğunu gösterir. Bu, Rahman'ın mutlak otoritesinin ve tüm varlıklar üzerindeki hükmünün bir ifadesidir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Abd kavramı, Kur'an'da Allah'a karşı tam bir teslimiyet ve itaat halini ifade eder. Bu ayette, 'abden' kelimesi, göklerde ve yerde olan her şeyin Rahman'ın yaratılışındaki amacına uygun olarak O'na kul olduğunu ve O'nun hükmüne boyun eğdiğini vurgular. Bu, Rahman'ın ulûhiyetinin ve rubûbiyetinin bir göstergesidir.
Meryem Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(93) (İn kullu men fîs semâvâti vel ardı illâ âtir rahmâni abden.)
“Semâlarda ve yeryüzünde olan kimselerin hepsi, mutlaka Rahmân'a kul olarak gelecek.”