Elhakku min rabbik(e)(s) felâ tekûnenne mine-lmumterîn(e)
Hak (ancak) Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma!
O hak, Rabbindendir. Artık şüpheye düşenlerden olma sakın!
Bakara 147. ayet, hakikatin kaynağını ve bu hakikat karşısında takınılması gereken tavrı vurgulamaktadır. Ayet, ilahi gerçeğin Rabb'den geldiğini ve bu konuda şüpheye düşülmemesi gerektiğini net bir şekilde ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hakk, bir şeyin sabit ve doğru olmasıdır. Allah'a nispet edildiğinde, O'nun varlığının ve hükümlerinin kesinliğini, şüpheden uzaklığını ifade eder. Ayetteki 'el-Hakku min Rabbike' ifadesi, vahyin ve kıblenin hakikatini, Allah katından geldiğini ve değişmezliğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Hakk, lügatte sabit olan şeydir. Istılahta ise, bir şeyin varlığının ve doğruluğunun kesinliğini ifade eder. Ayetteki kullanımı, kıble değişikliği gibi konularda ortaya çıkan ilahi emrin, Allah'tan gelen mutlak gerçek olduğunu ve hiçbir şüpheye mahal bırakmadığını belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'hak' kavramı, genellikle Allah'ın mutlak gerçeğini, O'nun varlığını, birliğini ve gönderdiği vahiylerin doğruluğunu ifade eder. Bu ayette 'el-Hakku min Rabbike' ifadesi, Peygamber'e vahyedilenin, yani kıble değişikliği emrinin, Allah'tan gelen nihai ve tartışılmaz gerçek olduğunu vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Rabb, malik, seyyid ve mürebbi (terbiye eden) anlamlarına gelir. Ayetteki 'Rabbike' ifadesi, Peygamber'in ve tüm varlığın sahibi, yöneticisi ve terbiye edicisi olan Allah'ı işaret eder. Bu, hakkın kaynağının mutlak otorite ve hikmet sahibi olan Allah olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rabb, aslen terbiye etmek, bir şeyi tedricen kemale erdirmek anlamındadır. Allah'a nispet edildiğinde, O'nun yaratma, rızık verme, yönetme ve her şeyi en mükemmel şekilde idare etme sıfatlarını kapsar. Ayetteki 'min Rabbike' ifadesi, hakkın, tüm bu sıfatlara sahip olan Allah'tan geldiğini ve bu nedenle mutlak güvenilir olduğunu belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Rab kelimesi, Kur'an'da Allah'ın yaratıcı, besleyici, koruyucu ve yönetici vasıflarını ifade eden merkezi bir kavramdır. 'Rabbike' ifadesi, hitap edilen kişiye özel bir vurguyla, Allah'ın o kişiye olan yakınlığını ve onun üzerindeki mutlak otoritesini gösterir. Hakkın bu kaynaktan gelmesi, onun tartışılmazlığını pekiştirir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Kâne fiili, Arapçada 'oldu' anlamına gelir ve bir şeyin varlığını veya bir duruma geçişini ifade eder. Nehiy ile birlikte kullanıldığında, belirli bir durumdan kaçınmayı emreder. Ayetteki 'felâ tekûnenne' ifadesi, şüphe edenlerden olmama, yani o zümreye katılmama ve o niteliği taşımama emrini pekiştirir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Kâne fiili, genellikle bir şeyin varlığını veya bir halden başka bir hale geçişini bildirir. Burada 'lâ tekûnenne' şeklindeki nehiy ve te'kid (pekiştirme) nunu ile birlikte kullanılması, şüphe edenler zümresine kesinlikle dahil olmama, o vasfı asla taşımama yönünde güçlü bir yasaklamayı ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Mery, şüphe ve tereddüt anlamına gelir. 'el-Mümterîn' ise, bir konuda şüpheye düşen, hakikati tam olarak kavrayamayan veya kabul etmekte zorlanan kimselerdir. Ayetteki 'felâ tekûnenne mine'l-mümterîn' ifadesi, ilahi hakikat karşısında en ufak bir şüpheye dahi düşülmemesi gerektiğini kesin bir dille emreder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Mery, bir şey hakkında şüpheye düşmek, tereddüt etmek demektir. 'İmtirâ'' ise, şüphe ve tartışma anlamına gelir. 'el-Mümterîn', hakikatin açık delillerine rağmen şüphe etmeye devam edenlerdir. Ayetteki yasaklama, müminlerin, kıble değişikliği gibi konularda ortaya çıkan ilahi emrin doğruluğundan asla şüphe etmemeleri gerektiğini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Mery, bir şeyin doğruluğu hakkında tereddüt etmek, şüphelenmek demektir. 'el-Mümterîn', kalplerinde şüphe taşıyan, hakikati kabul etmekte zorlanan veya onu tartışmaya açan kişilerdir. Ayet, Peygamber'e ve dolayısıyla müminlere, Allah'tan gelen hakikatin kesinliği karşısında bu tür bir şüphecilikten uzak durmalarını emreder.
Bakara Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
الْحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَلاَ تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَرِينَ
(2/147) ElHakku min Rabbike fela tekûnenne minel mümteriyn;
* Hakk (ancak) Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma!
Hakk senin Rabbindendir, sakın şüphecilerden olma.