İçeriğe atla
Bakara 85Cüz 1 · Sayfa 13

Bakara Sûresi 85. Âyet

البقرة

Sohbete sor

Śumme entum hâulâ-i taktulûne enfusekum vetuḣricûne ferîkan minkum min diyârihim tezâherûne ‘aleyhim bil-iśmi vel'udvâni ve-in ye/tûkum usârâ tufâdûhum vehuve muharramun ‘aleykum iḣrâcuhum(c) efetu/minûne biba'di-lkitâbi vetekfurûne biba'd(in)(c) femâ cezâu men yef'alu żâlike minkum illâ ḣizyun fi-lhayâti-ddunyâ veyevme-lkiyâmeti yuraddûne ilâ eşeddi-l'ażâb(i)(k) vema(A)llâhu biġâfilin ‘ammâ ta'melûn(e)

Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab'ın (Tevrat'ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Bakara Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Sonra siz bunları yapmayı kabul ettiniz ve şahittiniz bu hadiseye, bütün Âyetlerin bâtıni yönlerinin mutlaka üstümüzde yaşantısı vardır, ama zâhir olarak baktığımızda çeşitli olaylardan bahsediliyor yani bizden değilde bizim dışımızdaki şeylerden ilim olarak bahsediyor görünür, fakat aslında bâtıni olarak bizi muhatap almaktadır o zaman işte bizim yerimizi bulmamız gerekiyor.

ثُمَّ أَنتُمْ هَـؤُلاء تَقْتُلُونَ أَنفُسَكُمْ وَتُخْرِجُونَ فَرِيقاً مِّنكُم مِّن دِيَارِهِمْ تَظَاهَرُونَ عَلَيْهِم بِالإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَإِن يَأتُوكُمْ أُسَارَى تُفَادُوهُمْ وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَيْكُمْ إِخْرَاجُهُمْ أَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ الْكِتَابِ وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍ فَمَا جَزَاء مَن يَفْعَلُ ذَلِكَ مِنكُمْ إِلاَّ خِزْيٌ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ يُرَدُّونَ إِلَى أَشَدِّ الْعَذَابِ وَمَا اللّهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

(2/85) Sümme entüm haülai taktülune enfüseküm ve tuhricune feriykan minküm min diyarihim*

202

tezaherune aleyhim Bil'ismi vel 'udvani, ve in ye'tuküm üsara tüfaduhüm ve huve muharremün

aleyküm ıhracühüm* efetu'minune Biba'dılKitabi ve tekfurune Biba'din, fema cezaü men yef'alü zâlike minküm illâ hızyün fiylhayatiddünya* ve yevmelkıyameti yuraddune ila eşeddil'azab* ve mAllahu Biğafilin amma ta'melun;

* Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Sonra sizler söz verdiğiniz halde nefislerinizi öldürdünüz, zâhirde birbirinizle savaş yapıp öldürdünüz, bâtında kendi nefsinizde var olan İlâh-î hakikatleri öldürdünüz, yani baskı altına aldınız ve sizde nefsi emmâre üste çıktı ve bu da sizi yukarıda verdiğiniz ahidlerden geriye döndürdü.

Ve içinizden bazıları bazılarınızı yerinden çıkardı, sürdü yani , onlar ibadet ehlidir şöyle yapıyorlar, böyle yapıyorlar diyerek, onların hicret etmesine sebep oldunuz yani bizde faaliyette olması gereken Esmâ-i İlâhiyyeyi hükümsüz bırakıp bizim adeta dışımıza çıkarmış olduk, beden mülkünden ihrac etmiş olduk.

Onların üzerlerine geldiniz düşmanlık ve suç ile ve bazıları yine esir olarak size geldi, onları yerlerinden çıkarmak haramken onları esir edip karşılığında fidye aldınız, kitabında bazılarını inanıp, bazılarını inkar mı ediyorsunuz, içinizden kim ki böyle işlerse yani nefislerinizi öldürmeyin dendiğinde öldürürlerse, onları yerlerinden çıkartırlarsa, onlarla savaş ederlerse, esir alırlarsa, fidye isterlerse içinizden kim bunları yaparsa dünya hayatında

rezil olur ve kıyamet günündede şiddetli azaba atılır, ama Allah yaptıklarınızdan gafil değildir, çünkü herkesle beraberdir.

أُولَـئِكَ الَّذِينَ اشْتَرَوُاْ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا بِالآَخِرَةِ فَلاَ يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلاَ هُمْ يُنصَرُونَ

2/86) Ülaikelleziyneşteravül hayateddünya Bil'ahıreti, fela yuhaffefü anhümül' azabü ve la hüm yünsarun;

* Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez.

İşte o kimseler, satın aldılar ahiret ile dünya hayatını satın aldılar, yani ahireti sattılar dünya hayatını aldılar, buradaki hayatı ön plana çıkardılar ahiret ile ilgili olan hükümleri bıraktılar.

Bir Hakk yolcusunun da nefsini satıp ahireti alması, ruhunu alması lâzımdır, ancak bunlar ruhunu satıp nefsini almış oldular yani ruhani işlere meyletmeyip onları bir tarafa bırakıp dünya ile ilgili olan kısımları ön plâna çıkardılar ve ziyan ettiler.

Onların azabları hafifletilmez ve onlara gelecekte yardımda olunmaz;

Bir şey hergün üstüste yığılırsa belli bir süre sonra ağırlığı artar işte bu ağırlık onun üzerinde devamlı vardır, bu onun üzerinden hafifletilmez artık, ancak dünyadayken yukarıda bahsedilen işleri yaparsa bunu kendisinin kaldırması mümkündür diğer âlemde bunların kaldırılması mümkün değildir.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(4)