Kul innemâ unżirukum bilvahy(i)(c) velâ yesme'u-ssummu-ddu'âe iżâ mâ yunżerûn(e)
De ki: "Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum." Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler.
De ki: "Ben sizi ancak vahiyle korkutup uyarıyorum," uyarıldıkları zaman sağırlar çağrıyı duymazlar.
Enbiyâ Suresi 45. ayet, peygamberin uyarı görevinin kaynağını (vahiy) ve bu uyarıya karşı çıkanların durumunu (sağırlık metaforu) dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır. Ayet, vahyin merkeziyetini ve hakikate kapalı olanların çağrıya karşı duyarsızlığını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'inzâr' kelimesini, 'korkutmak' (tahvîf) ile eş anlamlı olarak kullanır, ancak 'inzâr'ın 'korkutulanı, korkutulacak şeyi önceden bildirmek' anlamını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'ünzirukum' ifadesi, Peygamber'in insanları vahiy aracılığıyla, gelecekteki azap veya kötü akıbet konusunda önceden bilgilendirerek uyarmasını ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'inzâr'ı 'korkutmak' (tahvîf) olarak açıklar ve bu bağlamda 'uyarıyorum' anlamını verir. Ayetteki kullanımı, Peygamber'in Allah'ın azabıyla insanları uyarması ve bu uyarının vahiy kaynaklı olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'inzâr' kavramını Kur'an'daki peygamberlik misyonunun temel unsurlarından biri olarak ele alır. Peygamberin görevinin, insanları Allah'ın emirlerine uymadıkları takdirde karşılaşacakları kötü sonuçlar hakkında bilgilendirmek olduğunu belirtir. Ayetteki 'ünzirukum', bu peygamberlik görevini ve vahyin bu görevin yegane aracı olduğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'vahy' kelimesinin temel anlamının 'gizli ve hızlı bir şekilde bildirmek' olduğunu belirtir. Ayetteki 'bil-vahyi' ifadesi, Peygamber'in uyarılarının kaynağının beşeri değil, ilahi ve gizli bir yolla kendisine ulaştırılan mesajlar olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'vahy'i 'gizli ve hızlı bir şekilde işaret etmek' veya 'söz söylemek' olarak tanımlar. Allah'tan gelen vahyin ise, peygamberlere özel bir yolla iletilen ilahi kelam olduğunu ifade eder. Ayetteki 'bil-vahyi', Peygamber'in uyarılarının sıradan bir söz değil, Allah'tan gelen kutsal bir mesaj olduğunu açıkça belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'vahy'in Kur'an'daki kullanımının, Allah'ın peygamberlerine özel bir iletişim yoluyla bilgi aktarması anlamına geldiğini belirtir. Bu ayette 'bil-vahyi' ifadesi, Peygamber'in uyarılarının kaynağının ilahi olduğunu ve bu nedenle mutlak doğruyu temsil ettiğini vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'es-summ' kelimesini 'işitmeyenler' olarak açıklar. Ayetteki kullanımı ise, mecazi bir anlam taşır; hakikati işitmeyen, anlamayan ve kabul etmeyen kimseleri ifade eder. Bu, vahye karşı kalpleri kapalı olanların durumunu betimler.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'samm' kelimesinin hem fiziksel sağırlık hem de mecazi olarak 'hakikati işitmeye kapalı olmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'es-summ', uyarıldıkları zaman vahyin çağrısına kulak vermeyen, kalpleri mühürlenmiş kimseleri tasvir eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'samm' kelimesinin hem duyusal hem de manevi anlamda kullanılabileceğini ifade eder. Ayetteki 'es-summ' ifadesi, fiziksel sağırlıktan ziyade, hakikate karşı manevi bir sağırlığı, yani vahyin mesajını idrak edememe ve kabul etmeme durumunu simgeler.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'du'â' kelimesini 'çağırmak' ve 'davet etmek' olarak açıklar. Ayetteki 'ed-du'âe', Peygamber'in insanları Allah'ın birliğine ve vahyin hükümlerine çağırması, yani tebliğ ve davetini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'du'â'nın 'bir şeyi kendine doğru çekmek' veya 'birine seslenmek' anlamlarını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'ed-du'âe', Peygamber'in insanları hakka ve hidayete çağıran, onları uyaran seslenişini ve davetini temsil eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'du'â' kelimesinin geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu, bu ayette ise 'çağrı' ve 'davet' anlamında kullanıldığını belirtir. 'Sağırların çağrıyı duymaması' ifadesi, vahyin davetine karşı gösterilen duyarsızlığı ve tepkisizliği vurgular.
Enbiyâ Sûresi
“De ki: “Ben, sizi sadece vahiy ile uyarıyorum.” Ve sağırlar, uyarıldıkları zaman (uyarıldıkları) şeye daveti işitmezler.” (21/45)
Kendilerinden ve Hakk’tan habersizlikleri ile kapılarını kapattıkları için Vahy ile uyarsan da işitmezler.[67]