Ve-ismâ'île ve-idrîse veżâ-lkifl(i)(s) kullun mine-ssâbirîn(e)
İsmail'i, İdris'i ve Zülkifl'i de hatırla. Bunların hepsi sabredenlerdendi.
İsmail, İdris ve Zülkifl'i de (hatırla). Onların hepsi de sabredenlerdendi.
Enbiyâ Suresi 85. ayet, peygamberlerin sabır vasfını vurgulayarak, İsmail, İdris ve Zülkifl'in bu yüce ahlaki niteliğe sahip olduklarını belirtir. Ayet, 'sabır' kavramı üzerinden peygamberlerin örnekliğini ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsmail (عليه السلام) ismi, 'semia' (işitti) fiilinden türemiş olup, Allah'ın duasını işitmesi veya ona icabet etmesiyle ilişkilendirilir. Ayette, sabreden peygamberlerden biri olarak zikredilmesi, onun hayatındaki zorluklara karşı gösterdiği metaneti vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): İsmail, Kur'an'da adı geçen peygamberlerden biridir ve 'Allah işitti' anlamını taşır. Bu ayette, diğer peygamberlerle birlikte anılarak, onların ortak vasfı olan sabra dikkat çekilir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İdris ismi, 'ders' kökünden gelir ve çokça ders okuyan, ilimle meşgul olan anlamına gelir. Ayette, sabredenler arasında zikredilmesi, ilim yolunda ve tebliğ görevinde gösterdiği sabrı ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İdris (عليه السلام) ismi, 'ders' (okumak, öğrenmek) fiilinden türemiştir. Bu, onun ilim ve hikmet sahibi bir peygamber olduğuna işaret eder. Ayette, sabredenler zümresinde yer alması, ilim tahsilinde ve tebliğde karşılaştığı zorluklara karşı gösterdiği sebatı gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Zülkifl, 'kefil' kelimesinden türemiştir ve bir şeyi üstlenen, sorumluluğunu yerine getiren demektir. Ayette, sabredenler arasında anılması, üstlendiği görevi veya verdiği sözü yerine getirmede gösterdiği sabır ve azmi vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Zülkifl (عليه السلام) ismi, 'kefl' (sorumluluk, üstlenme) kökünden gelir. Bu, onun bir görevi veya vaadi üstlenip yerine getirmede gösterdiği sabır ve kararlılığa işaret eder. Ayette, sabredenler arasında zikredilmesi, bu vasfının önemini ortaya koyar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Zülkifl'in ismi, 'kefil' kavramıyla ilişkilidir ve bir tür sorumluluk veya taahhüdü ifade eder. Kur'an'da sabredenler arasında anılması, onun bu sorumluluğu yerine getirirken gösterdiği ahlaki direnci ve sabrı vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sabır (صبر), nefsi hoşlanmadığı şeylerden alıkoymak ve tahammül etmektir. Ayette, peygamberlerin 'sabredenlerden' olması, onların Allah yolunda karşılaştıkları her türlü zorluğa, sıkıntıya ve musibete karşı metanetle direndiklerini ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Sabır, nefsi şikayetten alıkoymak ve musibetlere karşı dayanmaktır. Bu ayette, İsmail, İdris ve Zülkifl'in sabredenler zümresinden olması, onların peygamberlik görevlerini ifa ederken gösterdikleri üstün direniş ve tahammülü vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Sabır, Kur'an'da merkezi bir ahlaki kavramdır ve zorluklar karşısında gösterilen metanet, sebat ve dayanıklılığı ifade eder. Ayette, peygamberlerin bu vasıfla nitelendirilmesi, onların ilahi iradeye teslimiyetlerinin ve görevlerine bağlılıklarının bir göstergesidir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Sabır, Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahiptir; musibetlere karşı dayanıklılık, ibadet ve taatte sebat, günahlardan uzak durma gibi farklı veçheleri vardır. Ayette, peygamberlerin sabredenler olarak anılması, onların tüm bu alanlarda örnek teşkil ettiğini gösterir.
Enbiyâ Sûresi
“Ve-ismâ’île ve-idrîse vezâ-lkifl(i) kullun mine-ssâbirîn(e)” İsmail’i, İdris’i ve Zülkifl’i de hatırla. Bunların hepsi sabredenlerdendi. (21/85)