Vetekatta'û emrahum beynehum(s) kullun ileynâ râci'ûn(e)
(İnsanlar) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Hepsi de ancak bize dönecekler.
Ama insanlar din konusunda aralarında bölüklere ayrıldılar ama, hepsi bize döneceklerdir.
Enbiyâ Suresi 93. ayet, insanların dinî konularda ayrılığa düşmesini ve nihayetinde Allah'a döneceklerini ifade eder. Ayet, 'takattau' (bölünmek) ve 'râciûn' (dönenler) kavramları üzerinden bu ayrılığı ve dönüşü vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kat' (قطع) kelimesi, bir şeyi ayırmak, bölmek anlamına gelir. 'Takattau' (تقطعوا) ise tefâ'ul babından olup, kendi aralarında parçalara ayrılma, ihtilafa düşme ve birliği bozma fiilini ifade eder. Ayetteki 'emrahum' (işlerini/dinlerini) ile birlikte kullanıldığında, insanların dinî meselelerde farklı fırkalara ayrıldığını ve bu ayrılığın bir kopuşu ifade ettiğini belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'takattau emrahum' ifadesini, 'işlerini aralarında parçalara ayırdılar, ihtilafa düştüler' şeklinde açıklar. Bu, onların dinî konularda tek bir yol üzerinde birleşemeyip farklı görüşlere ayrıldıklarını ve bu ayrılığın bir kopuşa yol açtığını mecazi bir anlatımla ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'kat'' kökünün Kur'an'daki kullanımının genellikle bir bütünlüğün bozulması, bir ilişkinin kesilmesi veya bir birliğin parçalanması anlamında olduğunu belirtir. 'Takattau' fiili, bu bağlamda, dinî birliğin bozulmasını, insanların farklı inanç ve mezheplere ayrılmasını ve bu ayrılığın toplumsal bir kopuşa yol açmasını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Emr (أمر) kelimesi, hem 'iş, durum, mesele' hem de 'emir, buyruk' anlamlarına gelir. Ayetteki bağlamda 'emrahum' (işleri/durumları) ifadesi, insanların dinî inançlarını, takip ettikleri yolu ve bu konudaki tutumlarını ifade eder. 'Takattau emrahum' ile birlikte, onların dinî meselelerdeki birliğinin bozulduğunu ve farklı yollara saptıklarını gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, emr kelimesinin Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu belirtir. Bu ayetteki kullanımı, insanların dinî inançları, şeriatları veya takip ettikleri dinî sistemler olarak anlaşılmalıdır. Onların bu 'işlerini' aralarında parçalara ayırmaları, dinî birliğin bozulması ve farklı fırkalara ayrılmaları demektir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Rücû' (رجوع) kelimesi, geri dönmek, bir yere varmak anlamına gelir. 'Râciûn' (dönenler) ise, ahirette Allah'ın huzuruna varacak olanları ifade eder. Ayetteki 'kullun ileynâ râciûn' ifadesi, insanların dinî konularda ne kadar ayrılığa düşerlerse düşsünler, nihayetinde hepsinin Allah'a döneceğini ve yaptıklarının hesabını vereceğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rücû' (رجوع), bir şeyin geldiği yere geri dönmesidir. Kur'an'da bu kelime, genellikle ölümden sonra diriliş ve Allah'ın huzuruna dönme anlamında kullanılır. Ayetteki 'râciûn' ifadesi, insanların dünya hayatındaki amelleri ne olursa olsun, eninde sonunda Allah'a döneceklerini ve O'nun hükmüne tabi olacaklarını kesin bir dille belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'rücû'' kökünün Kur'an'da genellikle ahiret dönüşünü, Allah'a hesap verme ve O'nun huzuruna çıkma anlamını taşıdığını belirtir. Bu ayetteki 'râciûn' kelimesi, insanların dünya hayatındaki ihtilaflarına rağmen, nihai olarak ilahi adalete döneceklerini ve bu dönüşün kaçınılmaz olduğunu vurgular.
Enbiyâ Sûresi
(Oysa insanlar) işleri (dinleri) konusunda parça parça oldular. Hepsi de ancak bize dönecekler. (21/93)
İşte parça parça olmaları hem gelen peygamber hazeratını ayrı dün gördüler hem de 73 fırkaya ayrıldılar. Hepsinin dönüş yeri ise “ileyna” bize yani zatımızadır.