İçeriğe atla
Mü'minûn 3Cüz 18 · Sayfa 342

Mü'minûn Sûresi 3. Âyet

المؤمنون

Sohbete sor

Velleżîne hum ‘ani-llaġvi mu'ridûn(e)

Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler.

Mü'minûn Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

"Lağv" zâhiren "faydasız, beyhûde, kalbi Allâh'ı anmaktan alıkoyan her türlü boş söz, eylem ve meşgûliyet"tir.

Bâtınen ise, Hakk'tan ayrı bir varlığı olduğu vehmedilen ya da zannedilen her şeydir. Vahdet nazarında Hakk'ın zâtından başka hakîkî bir varlık yoktur. Bütün kâinat, O'nun isim ve sıfatlarının tecellî ettiği bir aynadan ibârettir. Bu tecellîleri ve sûretleri, Hakk'tan ayrı, müstakil varlıklar olarak görmek ve onlara kendiliklerinden bir değer atfetmek, hakîkat nazarında "lağv"dır; boş ve hükümsüz bir görüştür. Çünkü bu varlıklar "bizâtihî" değil, "bi'l-Hakk" (Hakk ile) kâimdirler.

"Mu'ridûn" kelimesi "yüz çevirenler, kaçınanlar" ma'nâ-sındadır. Bu kelimenin de mertebelere göre farklı îzâhları vardır:

Avâmın yüz çevirmesi; harâmlardan, günâhlardan ve bunların işlendiği meclislerden uzak durmaktır ki bu, şerîatın talep ettiği asgarî sınırdır.

Sâliklerin yüz çevirmesi; kendilerini zikrullâh'tan alıkoyan, kalplerini meşgûl eden mâsivâdan arındırmaya çalışmalarıdır.

Âriflerin yüz çevirmesi ise bambaşka olup, bir bakış açısı değişikliğidir. Ârif, kâinattan yüz çevirmez, aksine "kâinatalağv nazarıyla bakmaktan" yüz çevirir. Yâni, "eşyâyı eşyâ olarak görmekten" yüz çevirir. O, artık eşyâda Hakk'ın vechini (Vechullâh) seyreder, her şeyin hakîkatini Hakk'a iâde eder. Bu makâm, Bakara Sûresi 2/115 âyetinin sırrının yaşandığı yerdir: "Ve lillâhil meşriku vel magribu fe eynemâ tuvellû fe semme vechullâh innallâhe vâsiun alîm" (Doğu da batı da Allâh'ındır. Nereye yönelirseniz Allâh'ın vechi oradadır. Şüphesiz Allâh her şeyi kuşatan ve her şeyi bilendir.)

"Hakîkî mü'min", lağvdan, yani Hakk'ın vechini örten bu kesret perdesinden yüz çevirdiğinde, baktığı her yüzde ve döndüğü her yönde zâten mevcûd olan ilâhî vechi müşâhede etmeye başlar. Onun için artık doğu-batı, sağ-sol kalmaz; tüm yönler vahdet merkezinde birleşir.


Âyet 4

وَالَّذٖينَ هُمْ لِلزَّكٰوةِ فَاعِلُونَ

~ ~ ~
Vellezîne hum lizzekâti fâılûn.

Onlar ki, zekâtı öderler.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)