İçeriğe atla
Furkân 2Cüz 18 · Sayfa 359

Furkân Sûresi 2. Âyet

الفرقان

Sohbete sor

Elleżî lehu mulku-ssemâvâti vel-ardi velem yetteḣiż veleden velem yekun lehu şerîkun fî-lmulki veḣaleka kulle şey-in fekadderahu takdîrâ(n)

O, göklerin ve yeryüzünün mülkü (hükümranlığı) kendisine ait olandır. Çocuk edinmemiştir. Mülkünde hiçbir ortağı da yoktur. O, her şeyi yaratmış ve yarattığı o şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir.

Furkân Sûresi

O, göklerin ve yeryüzünün mülkü (hükümranlığı) kendisine ait olandır. Çocuk edinmemiştir. Mülkünde hiçbir ortağı da yoktur. O, her şeyi yaratmış (halk etmiş) ve yarattığı (halk ettiği) o şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir. (25/2)


Âyet zât mertebesi âyetlerindendir.


Nasıl ki âlemlerin ve yeryüzünün mülkü “Hû”un yani O’nun kendisinin hükümranlığına tasarrufuna aitse, bizlerin birimsel beden arzı ve gönüllerimizde hükümranlığı tasarrufuda bu dünya süresinde yaptıklarımızın sorumluğu bize ait olmak üzere yine bizlere verilmiştir. Bu âlemleri zuhura getiren “Hu” nun meydana getiren bir çocuk isnâd etmenin çok daha ağır bir hâdise olduğu çok açıktır. Aynı zamanda bizlerde onun zuhurundan başka bir şey değilizdir. Ve mülkünnde yok denilen bir saha dahi yoktur. İzafi-isimlenmiş yokluk ile eşya-fiil zamanı gelince adem’den varlık sahasına çıkar. O’ndan başka bir varlık yoktur ki ortağı olsun. Her bir şey Hakk olarak halkiyete yani zuhura gelmiştir. Ayan-i sabite programından yani kazalarından belli bir kader ölçüsünde programları ef’âl sahasına inmektedirler. (Murat Derûni)


وَاتَّخَذُوا مِن دُونِهِ آلِهَةً لَّا يَخْلُقُونَ شَيْئًا وَهُمْ يُخْلَقُونَ وَلَا يَمْلِكُونَ لِأَنفُسِهِمْ ضَرًّا وَلَا نَفْعًا وَلَا يَمْلِكُونَ مَوْتًا وَلَا حَيَاةً وَلَا نُشُورًا {الفرقان/3}

“Vettehazû min dûnihi âliheten lâ yahlukûne şey-en vehum yuhlekûne velâ yemlikûne li-enfusihim darran velâ nef’an velâ yemlikûne mevten velâ hayâten velâ nuşûrâ(n)”

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)