İż kâle lehum eḣûhum nûhun elâ tettekûn(e)
Hani kardeşleri Nuh, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
Hani kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"
Şuarâ Suresi'nin 106. ayeti, Nuh peygamberin kavmine yaptığı çağrıyı aktarmaktadır. Ayet, peygamberlik görevinin temel unsurlarından olan takva ve itaat kavramlarını Nuh'un dilinden vurgulamaktadır. Dilbilimsel olarak, bu ayet, peygamberlerin tebliğ metodolojisini ve kavimlerin bu tebliğe karşı tutumlarını anlamak için önemli anahtar kavramlar içermektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kavl (قول), bir şeyin ifade edilmesi, sözle anlatılmasıdır. Ayetteki 'kâle' (قال) fiili, Nuh'un kavmine yönelik açık ve net bir tebliğde bulunduğunu, onlara öğüt verdiğini ve onları uyardığını ifade eder. Bu, sadece bir konuşma değil, aynı zamanda bir davettir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kavl (قول), bir düşüncenin veya bilginin dil aracılığıyla dışa vurulmasıdır. Nuh'un 'kâle' (قال) fiiliyle başlayan sözleri, onun peygamberlik misyonunun bir parçası olarak ilahi mesajı insanlara ulaştırma görevini yerine getirdiğini gösterir. Bu, sadece bir haber verme değil, aynı zamanda muhatapları üzerinde etki bırakma amacı güden bir eylemdir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Arapçada 'ah' (أخ) kelimesi, sadece kan bağı olan kardeşi değil, aynı zamanda bir topluluğun ferdini veya o topluluğa mensup olan kişiyi de ifade eder. Nuh'un 'kardeşleri' olarak anılması, onun kavminden biri olduğunu, onlara yabancı olmadığını ve bu yakınlığın tebliğini daha etkili kılma potansiyeli taşıdığını gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Kur'an'da 'ah' (أخ) kelimesi mecazi anlamda da kullanılır. Burada Nuh'un kavminin 'kardeşi' olması, onun onlardan biri olduğunu, onların dilini konuştuğunu ve onlara karşı samimi bir niyetle yaklaştığını vurgular. Bu, tebliğde muhatapla empati kurmanın ve güven tesis etmenin bir yoludur.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da peygamberlerin kendi kavimlerine 'kardeşleri' olarak hitap etmesi, peygamberlik misyonunun temelinde yatan toplumsal aidiyet ve dayanışma duygusunu yansıtır. Bu ifade, peygamberin kavminden kopuk olmadığını, aksine onların içinden biri olarak onlara rehberlik ettiğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Takva (تقوى), bir şeyi zararlı şeylerden korumak anlamına gelir. Dini bağlamda ise, nefsi günahlardan korumak, Allah'ın emirlerine uyarak ve yasaklarından kaçınarak O'nun azabından sakınmaktır. Nuh'un 'tettekûn' (تَتَّقُونَ) sorusu, kavmini Allah'a karşı sorumluluklarını yerine getirmeye ve O'nun gazabından korunmaya davet eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Takva (تقوى), Allah'tan korkmak ve O'nun emirlerine riayet etmektir. Ayetteki 'tettekûn' (تَتَّقُونَ) ifadesi, Nuh'un kavmine, Allah'ın varlığını ve kudretini idrak ederek, O'na karşı saygılı ve sorumlu bir tutum sergilemeleri gerektiğini hatırlattığını gösterir. Bu, sadece bir korku değil, aynı zamanda bir saygı ve itaat halidir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Takva (تقوى) kavramı, Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahiptir; korunma, sakınma, çekinme, Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıma gibi anlamları içerir. Nuh'un 'tettekûn' (تَتَّقُونَ) sorusu, kavminin Allah'a karşı olan görevlerini ihmal ettiğini ve bu ihmalin sonuçlarından sakınmaları gerektiğini vurgular.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.