Vemâ es-elukum ‘aleyhi min ecr(in)(s) in ecriye illâ ‘alâ rabbi-l'âlemîn(e)
"Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir."
"Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir."
Şuara Suresi 145. ayet, peygamberlerin tebliğ karşılığında dünyevi bir karşılık beklememelerini ve ücretlerinin yalnızca Allah katında olduğunu vurgular. Ayet, 'ücret' ve 'âlemlerin Rabbi' kavramları üzerinden peygamberlik misyonunun ilahi kaynağını ve karşılıksızlığını ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ecr' kelimesini bir iş veya fiil karşılığında verilen bedel olarak tanımlar. Ayetteki bağlamda ise peygamberlerin tebliğleri karşılığında insanlardan bekledikleri dünyevi bir karşılık değil, ahiretteki ilahi mükafatı ifade eder. Salih (a.s.)'ın bu ifadeyi kullanması, tebliğinin samimiyetini ve Allah rızası için olduğunu gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ecr' kelimesinin Kur'an'da hem dünyevi karşılık hem de ahiretteki sevap anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'ecr' ise Salih (a.s.)'ın insanlardan talep etmediği dünyevi bir karşılık olup, asıl ücretinin Allah katında olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ecr' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın kullarına amelleri karşılığında verdiği mükafatı ifade ettiğini belirtir. Bu ayette ise peygamberin insanlardan beklediği bir 'ecr'in olmaması, onun misyonunun tamamen ilahi bir görev olduğunu ve karşılığını yalnızca Allah'tan beklediğini gösterir. Bu durum, peygamberin tebliğindeki samimiyetin ve güvenilirliğin bir göstergesidir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'ecr' kelimesinin 'benim' zamiriyle birlikte kullanılmasının, bu ücretin şahsa özel olduğunu ve başkalarından değil, yalnızca belirli bir kaynaktan beklendiğini vurguladığını belirtir. Ayetteki 'ecrî' ifadesi, Salih (a.s.)'ın kendi şahsına ait olan bu karşılığı sadece Allah'tan beklediğini açıkça ortaya koyar.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'ecr'in bir işin karşılığı olduğunu ve 'ecrî' şeklinde şahıs zamiriyle kullanıldığında, o şahsın hak ettiği karşılığı ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki kullanım, Salih (a.s.)'ın peygamberlik görevi karşılığında hak ettiği mükafatın sadece Alemlerin Rabbi tarafından verileceğini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Rab' kelimesinin aslen terbiye etmek, bir şeyi aşama aşama kemale erdirmek anlamına geldiğini belirtir. Allah için kullanıldığında ise O'nun yaratma, rızıklandırma, yönetme ve terbiye etme sıfatlarını kapsar. Ayetteki 'Rabbi' ifadesi, Salih (a.s.)'ın ücretini verecek olanın, tüm varlıkları terbiye eden, yöneten ve onlara sahip olan yüce Allah olduğunu vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'Rab' kelimesinin Kur'an'da 'sahip' ve 'efendi' anlamlarında kullanıldığını ifade eder. Bu ayetteki 'Rabbi' kelimesi, Salih (a.s.)'ın ücretinin sahibi ve efendisi olan Allah'ı işaret eder, bu da O'nun mutlak otoritesini ve cömertliğini gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Rab' kavramının Kur'an'daki merkeziyetini ve Allah'ın evren üzerindeki mutlak egemenliğini ifade ettiğini belirtir. 'Rabbi' kelimesi, Allah'ın sadece insanları değil, tüm varlıkları kuşatan bir terbiye edici ve yönetici olduğunu vurgular. Salih (a.s.)'ın ücretini O'ndan beklemesi, O'nun her şeye gücü yeten ve her şeyi kontrol eden tek varlık olduğunu kabul etmesidir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Es-Sicistânî, 'âlemîn' kelimesinin 'âlem' kelimesinin çoğulu olduğunu ve akıl sahibi varlıkları, yani insanları ve cinleri kapsadığını belirtir. Ancak Kur'an'da daha geniş bir anlamda, tüm yaratılmışları ifade etmek için de kullanılır. Bu ayetteki 'âlemîn' ifadesi, Allah'ın sadece belirli bir topluluğun değil, tüm evrenin ve içindeki her şeyin Rabbi olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): El-Kefevî, 'âlem' kelimesinin 'alâmet' (işaret) kökünden geldiğini ve varlıkların yaratıcının varlığına işaret etmesi nedeniyle bu ismi aldığını açıklar. 'Âlemîn' ise bu işaretlerin tümünü, yani tüm yaratılmışları kapsar. Ayetteki 'Alemlerin Rabbi' ifadesi, Allah'ın kudretinin ve egemenliğinin evrensel olduğunu, Salih (a.s.)'ın ücretini verecek olanın da bu evrensel Rab olduğunu gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'âlemîn' kelimesinin Kur'an'da genellikle Allah'ın evrensel egemenliğini ve yaratıcılığını vurgulamak için kullanıldığını belirtir. Bu ayette 'Rabbi' kelimesiyle birlikte kullanılması, Allah'ın sadece bir kavmin değil, tüm varlık âlemlerinin Rabbi olduğunu ve Salih (a.s.)'ın tebliğinin de evrensel bir mesaj taşıdığını ima eder.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.