Kâle elem nurabbike fînâ velîden velebiśte fînâ min ‘umurike sinîn(e)
Firavun, şöyle dedi: "Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin."
"Â, dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının bir çok yıllarını aramızda geçirmedin mi?"
Şuarâ Suresi'nin 18. ayeti, Firavun'un Hz. Musa'ya yönelttiği bir sitemi ve geçmişi hatırlatmayı içermektedir. Ayet, 'terbiye etmek/büyütmek' ve 'kalmak/yaşamak' fiilleri üzerinden Firavun'un Musa üzerindeki 'hakkını' vurgularken, 'velîd' ve 'sinîn' kelimeleriyle de Musa'nın Firavun'un yanında geçirdiği dönemi ve yaşını işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'terbiye' kelimesinin asıl anlamının 'bir şeyi aşama aşama kemale erdirmek' olduğunu belirtir. Ayetteki 'nürabbike' ifadesi, Firavun'un Musa'yı çocukluğundan itibaren himayesine alıp, onun gelişimini ve büyümesini sağladığı iddiasını yansıtır. Bu, Firavun'un Musa üzerindeki 'velayet' ve 'ihsan' iddiasının temelini oluşturur.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'terbiye' fiilinin 'büyütmek, beslemek, yetiştirmek' anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki kullanımıyla Firavun, Musa'ya 'seni biz büyüttük, sana biz baktık' diyerek, ona karşı bir minnet borcu olduğunu ima etmektedir. Bu, mecazi olarak bir 'hak iddia etme' durumunu ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'rab' kökünden türeyen kelimelerin 'yetiştirmek, geliştirmek, sahip olmak' gibi anlamlar taşıdığını ve 'Rab' isminin de bu yetiştiricilik ve sahiplik vasfını içerdiğini belirtir. Firavun'un 'nürabbike' ifadesi, kendisini Musa'nın 'rabbi' konumuna koyma çabası olarak yorumlanabilir; yani Musa'nın hayatındaki gelişim ve refahın kaynağı olduğunu iddia eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'velîd' kelimesinin 'yeni doğmuş çocuk' veya 'küçük çocuk' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'velîden' ifadesi, Musa'nın Firavun'un sarayına çok küçük yaşta, hatta bebekken alındığını ve orada büyüdüğünü vurgular. Bu, Firavun'un 'terbiye' iddiasının başlangıç noktasını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'veled' kelimesinin 'doğurulan şey' anlamına geldiğini ve 'velîd'in de 'doğumdan hemen sonraki çocuk' veya 'küçük yaşta çocuk' için kullanıldığını açıklar. Ayetteki bağlamda, Musa'nın Firavun'un himayesine muhtaç, savunmasız bir bebek olarak girdiği dönemi ifade eder, bu da Firavun'un 'iyilik' iddiasını güçlendirir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'lebis̱e' fiilinin 'bir yerde ikamet etmek, kalmak, durmak' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'lebis̱te' ifadesi, Musa'nın Firavun'un yanında uzun bir süre yaşadığını, ikamet ettiğini ve hayatının önemli bir bölümünü orada geçirdiğini vurgular. Bu, Firavun'un 'hakkını' pekiştiren bir diğer argümandır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'lebis̱e' fiilinin 'bir yerde uzun süre kalmak, durmak, beklemek' anlamlarını taşıdığını ifade eder. Ayetteki kullanımıyla Firavun, Musa'nın sadece büyütülmekle kalmayıp, hayatının önemli bir kısmını da kendi himayesinde geçirdiğini, dolayısıyla kendisine karşı büyük bir 'minnet' borcu olduğunu ima etmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'umr' kelimesinin 'bir şeyin varlığını sürdürdüğü zaman dilimi' anlamına geldiğini ve genellikle 'hayat süresi' için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'umrike' ifadesi, Musa'nın hayatının belirli bir bölümünü, yani 'sinîn' (yıllar) ile ifade edilen uzun bir süreyi Firavun'un yanında geçirdiğini açıkça ortaya koyar. Bu, Firavun'un Musa'ya yaptığı 'iyiliğin' zaman boyutunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'umr' kelimesinin 'hayatın devam ettiği müddet' olarak tanımlandığını ifade eder. Ayetteki bağlamda, Firavun'un Musa'ya 'hayatının yıllarını bizim yanımızda geçirdin' demesi, Musa'nın Firavun'un himayesinde uzun bir süre yaşadığını ve bu sürenin Firavun tarafından bir 'lütuf' olarak görüldüğünü gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'sene' kelimesinin 'yıl' anlamına geldiğini ve 'sinîn'in de onun çoğulu olduğunu belirtir. Ayetteki 'sinîn' ifadesi, Musa'nın Firavun'un yanında geçirdiği sürenin tek bir yıl değil, birden fazla, uzun bir zaman dilimi olduğunu vurgular. Bu, Firavun'un Musa'ya olan 'ihsanının' boyutunu ve süresini niceliksel olarak ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'sene' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'yıl' anlamında kullanıldığını ve zamanın uzunluğunu ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'sinîn' kelimesi, Firavun'un Musa'ya 'uzun yıllar boyunca' baktığını ve onu himaye ettiğini iddia ederek, Musa'nın kendisine karşı 'nankörlük' ettiğini düşündüğünü gösterir.
Şu'arâ Sûresi
“Kâle elem nurabbike fînâ velîden velebiśte fînâ min ‘umurike sinîn(e)” Firavun, şöyle dedi: “Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin.” (26/18)
وَفَعَلْتَ فَعْلَتَكَ الَّتِي فَعَلْتَ وَأَنتَ مِنَ الْكَافِرِينَ {الشعراء/19}
“Vefe’alte fa’leteke-lletî fe’alte veente mine-lkâfirîn(e)”