Bilisânin ‘arabiyyin mubîn(in)
(193-195) Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.
Şu'arâ Sûresi
“Pek açık olan Arap lisânı ile.” (26/195) İşte Âyette belirtilen (Kûr’ânen Arabiyyen) Arapça (Kûr’ân) Rububiyyet “Esmâ” mertebesinde Ulûhiyyet ilmi, kelâm sıfatı ile Rabb’ça dan İlâhî Arapçaya, eski diğer dillere de yapılan tercümeler gibi tercüme edilmiştir. Bu tercümeye en uygun lisân da zâhiren lisân-ı Arabî olduğundan “Kelâmullah”ın zâhiren, zâhire çıkması da bu lisânla olmuştur. Bâtını da “İlâhi Arapça” olarak bâtınen, ehli için zuhura çıkarılmıştır. Böylece zâhiren ve bâtınen. (İnnâ enzelnâhu) “Biz onu indirdik” Yani, mânâlarını anlayabileceğiniz hale biz getirdik, demekle bu oluşumun zâtına ait bir tatbikat olduğunu açık olarak bildirmiştir.[65]