Kâle lilmele-i havlehu inne hâżâ lesâhirun ‘alîm(un)
Firavun, çevresindeki ileri gelenlere, "Şüphesiz bu, bilgin bir sihirbazdır" dedi.
Firavun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Bu dedi, herhalde çok bilgili bir sihirbaz!"
Şuarâ Suresi 34. ayet, Firavun'un Hz. Musa'yı 'sihirbaz' ve 'bilgin' olarak nitelendirmesini konu alır. Ayet, Firavun'un Hz. Musa'nın mucizelerini sihir olarak yorumlama çabasını ve bu yolla halkını etkileme niyetini dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kavl (قول), bir şeyin dille ifade edilmesi, sözdür. Ayette Firavun'un Hz. Musa'nın mucizelerini sihir olarak niteleyerek kendi çevresine hitap etmesini ve bu sözle bir hüküm bildirmesini ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Kavl (قول), bazen bir hükmü veya kararı ifade etmek için kullanılır. Burada Firavun'un Hz. Musa hakkındaki yargısını ve bu yargıyı çevresine duyurmasını mecazi olarak anlatır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Mele' (ملأ), bir topluluğun ileri gelenleri, seçkinleri demektir. Onlar, bir meclisi dolduran ve görüşleriyle öne çıkan kişilerdir. Ayette Firavun'un danıştığı ve görüşlerine değer verdiği çevresini belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Mele' (ملأ), bir topluluğun en şereflileri ve sözü dinlenenleridir. Firavun'un bu kişilere hitap etmesi, onların toplumdaki konumlarının ve Firavun'un kararlarındaki etkilerinin bir göstergesidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Mele' (ملأ) kavramı, Kur'an'da genellikle bir toplumun önde gelen, nüfuzlu ve karar alma mekanizmasında yer alan kesimini ifade eder. Firavun'un bu gruba hitap etmesi, onların onayını alma veya onları kendi görüşüne ikna etme çabasını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sihr (سحر), göz boyama, gerçeği olduğundan farklı gösterme ve gizli yollarla yapılan aldatıcı işlerdir. Ayette Firavun, Hz. Musa'nın mucizelerini bu kategoriye sokarak, onların ilahi bir kaynaktan geldiğini reddetme ve halkı yanıltma amacındadır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Sihr (سحر), bazen bir şeyi olduğundan daha güzel veya daha çirkin gösterme sanatıdır. Firavun, Hz. Musa'nın mucizelerini bu şekilde yorumlayarak, onların gerçekliğini küçümsemeye ve etkisini azaltmaya çalışır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Sihir (سحر) kavramı, Kur'an'da genellikle hakikati gizleyen, insanları aldatan ve batıl yollarla elde edilen güçleri ifade eder. Firavun'un bu kelimeyi kullanması, Hz. Musa'nın peygamberliğini inkar etme ve onu sıradan bir büyücü olarak gösterme stratejisidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Alîm (عليم), ilim sahibi, çok bilen demektir. Ayette Firavun, Hz. Musa'yı 'sihirbaz' olarak niteledikten sonra, onun bu alanda 'bilgin' olduğunu ekleyerek, yaptığı işlerin sıradan olmadığını, aksine büyük bir ustalık gerektirdiğini vurgular. Bu, hem Hz. Musa'nın gücünü kabul etme hem de onu daha tehlikeli gösterme çabasıdır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): İlim (علم), bir şeyi olduğu gibi idrak etmektir. 'Alîm' (عليم) ise bu idrake sahip olandır. Firavun'un bu kelimeyi kullanması, Hz. Musa'nın sihirbazlık sanatında derin bir bilgiye ve yeteneğe sahip olduğunu, dolayısıyla sıradan bir sihirbaz olmadığını ima eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Alîm (عليم) sıfatı, bir alanda derinlemesine bilgi ve uzmanlık anlamına gelir. Firavun, Hz. Musa'yı 'sihirbaz' olarak yaftalarken, 'alîm' kelimesiyle onun bu alandaki yetkinliğini ve tehlikesini abartarak kendi çevresini etkilemeye çalışır.
Şu'arâ Sûresi
“Kâle lilmele-i havlehu inne hâzâ lesâhirun ‘alîm(un)” Firavun, çevresindeki ileri gelenlere, “Şüphesiz bu, bilgin bir sihirbazdır” dedi. (26/34)
يُرِيدُ أَن يُخْرِجَكُم مِّنْ أَرْضِكُم بِسِحْرِهِ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ {الشعراء/35}
“Yurîdu en yuhricekum min ardikum bisihrihi femâzâ te/murûn(e)”