Yurîdu en yuḣricekum min ardikum bisihrihi femâżâ te/murûn(e)
"Sizi, yaptığı sihirle, yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne dersiniz?"
"Sizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?"
Şuarâ Suresi'nin 35. ayeti, Firavun'un Hz. Musa'ya karşı ileri sürdüğü iddiaları ve sihrin toplumsal düzen üzerindeki potansiyel etkisini dilbilimsel bir çerçevede sunmaktadır. Ayet, 'çıkarmak', 'yer/yurt' ve 'sihir' gibi anahtar kavramlar üzerinden Firavun'un endişelerini ve danışma ihtiyacını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hurûc' kelimesinin bir şeyin bulunduğu yerden ayrılması anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yuhricakum' ifadesi, Firavun'un Musa'nın sihir yoluyla halkı kendi topraklarından, yani iktidar alanlarından uzaklaştırma niyetinde olduğunu düşündüğünü gösterir. Bu, sadece fiziksel bir çıkarılma değil, aynı zamanda siyasi ve sosyal bir yerinden etme tehdididir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ihrâc' fiilinin mecazi olarak birini bulunduğu konumdan veya hükümranlıktan uzaklaştırma anlamında kullanılabileceğini ima eder. Ayetteki bağlamda Firavun, Musa'nın sihrini kullanarak kendi otoritesini ve halk üzerindeki egemenliğini sarsmasından, dolayısıyla onları kendi 'yurtlarından' (iktidar alanlarından) çıkarmasından endişe etmektedir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'arz' kelimesinin genel olarak yeryüzü anlamına geldiğini, ancak Kur'an'da belirli bir bölgeyi veya ülkeyi ifade etmek için de kullanıldığını belirtir. Bu ayette 'ardıkum' ifadesi, Firavun'un kendi hükümranlığı altındaki Mısır topraklarını ve halkının vatanını temsil eder. Firavun, Musa'nın sihirle bu topraklardan onları mahrum bırakacağından korkmaktadır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'arz' kavramının Kur'an'da sadece fiziksel bir mekan olmanın ötesinde, aynı zamanda bir aidiyet ve kimlik alanı olarak da işlev gördüğünü vurgular. Firavun'un 'ardıkum' ifadesiyle dile getirdiği endişe, halkının sadece fiziksel olarak yerinden edilmesi değil, aynı zamanda kültürel ve siyasi kimliklerinin de tehdit altında olduğunu hissetmesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sihr' kelimesinin aslen bir şeyi gerçekte olduğundan farklı göstermek, göz boyamak ve gizli yollarla etki etmek anlamına geldiğini açıklar. Firavun'un 'bisihrihi' ifadesi, Musa'nın gösterdiği mucizeleri ilahi bir kudretin eseri olarak değil, sıradan bir sihirbazlık hilesi olarak algıladığını ve bu yolla halkı kandırarak kendi otoritesini sarsmaya çalıştığını düşündüğünü gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'sihr' kavramının Kur'an'da genellikle gerçekliği çarpıtma, yanılsama yaratma ve insanları aldatma bağlamında kullanıldığını belirtir. Ayette Firavun, Musa'nın eylemlerini bu çerçevede değerlendirerek, onun amacının sihir yoluyla halkı manipüle edip kendi iktidarını ele geçirmek olduğunu iddia etmektedir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'sihr'in gizli ve anlaşılması zor yollarla yapılan her türlü eylem için kullanılabileceğini ifade eder. Firavun, Musa'nın mucizelerini bu gizemli ve anlaşılmaz eylemler kategorisine sokarak, onların ilahi değil, beşeri bir aldatmaca olduğunu öne sürmektedir. Bu, aynı zamanda Musa'nın mesajının meşruiyetini sorgulama çabasıdır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'emr' kelimesinin bir şeyi yapmayı veya yapmamayı talep etmek, hükmetmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'fema zâ te'murûn' ifadesi, Firavun'un bu ciddi tehdit karşısında kendi başına karar vermek yerine, çevresindeki ileri gelenlerin görüşünü ve yönlendirmesini talep ettiğini gösterir. Bu, aynı zamanda onların desteğini ve onayını alma çabasıdır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'emr'in hem bir talimat hem de bir durum veya mesele anlamına gelebileceğini açıklar. Bu ayette Firavun, danışmanlarından bu 'mesele' (Musa'nın durumu) hakkında ne gibi bir 'emir' (karar veya talimat) vereceklerini sormaktadır. Bu, onların tecrübe ve bilgeliğine başvurarak ortak bir strateji belirleme arayışıdır.
Şu'arâ Sûresi
“Sizi, yaptığı sihirle, yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne dersiniz?” (26/35)
Nefs-i emmâre yani Fir’âvn çevresindeki ileri gelen hayal ve vehime Akıl hakkında kendi zannı üzere hayal ettiği, akıl hakkında kendi hayal ve vehmine, sizi beden yurdundan çıkarmak istiyor gerçekten bilgin bir sihirbazdır dedi. Ve ne diyorsunuz dedi.