İçeriğe atla
Şuarâ 89Cüz 19 · Sayfa 371

Şuarâ Sûresi 89. Âyet

الشعراء

Sohbete sor

İllâ men eta(A)llâhe bikalbin selîm(in)

"Allah'a arınmış bir kalp ile gelen başka."

Şu'arâ Sûresi

“Allah’a arınmış bir kalp ile gelen başka.” (26/89)


Selim isminin sözlük anlamı; Sağlam, kusursuz, refah ve selamet üzere bulunan…

“Kim” kimlik sahibidir. Hangi kimlik “Selim” bu kimliğin Tevhid-i Esmâ idraki ile “kalb” yani gönülde olması gereklidir. (Murat Derûni)

“Selim” hakkında Terzi Babam’ın görmüş olduğu zuhuratı ilgisinden dolayı buraya alalım.

İzmir de bulunduğumuz zamanın son günlerine doğru idi (12/10/2013/) (11) Cuma gününün akşamı Cumartesi gecesi saat (05,30) Bir zuhurat görüyorum, zuhurat şöyle idi.

Camide namaz kılıyoruz, namaz bitip selâm verdikten sonra dua ediyoruz, en sonun da İmam efendi bana seslenerek! (Selim) kalk devamını sen oku der gibi işaret etti. Bende (Fetih Sûresi 48 âyet 10 İnnelezine………) i okuyup uyandım. Sonra ne olabileceğini düşünerek unutmamak için hemen not almaya başladım.

Zuhuratın türü, “Keşfi mücerret” yani anlamı oldukça açık olan bir zuhurat idi. Kısaca yorumuna geçelim.

(Selâm isminin özelde, bâtınen tescili idi.)

(Nefsi benlik, İzâfi benlik, İlâh-î benlik) in birleşmesi idi.

İnnellezine….) ne nin tatbikatı. Abdiyyet ve risâletin, Ulûhiyyete biat etmesi tâbi/dahil olması, bu üçlerin bir olması ve bunların böylece gerçek (Selim, Sâlim, Selâm) olmasıydı.

Namazdaki hâl, tahiyyatta ki gibi diz üstü oturuyor idik imam dahil herkesin sırtında siyah elbise vardı, bu husus “A’mâ’iyyet” mekân olarak gizli hazineyi ve içindelileri temsil etmesiydi.

İmam’ın temsil ettiği makam risâlet idi. “Bana bakan Hakkı görür” hükmü ile aslında orada var olan Ulûhiyyet idi.

Bu durumda cemâat, “abdiyyet/nefsi benlik” imam “Risâlet/izâfi benlik” imam’ın batının da mevcut “Ulûhiyyet ise İlâh-î benlik” idi.

Allah zat ismi yönünden, kendi isimlerinden olan genel ma’nâ da (Selâm) ismini fakire hususide tahsis ma’nâsında, oradakilerin şehadetiyle, (Selim) diye işaret etmişti.

Bu hususun tescili için bir merasime ihtiyacı vardı, o da okuduğum (İnnelezine…………... /48/10) Âyeti ile üç mertebeden “abdiyyet, Risâlet, Ulûhiyyet) tatbikatı idi.

Bunları kendi varlığında birleyerek üç makamı bir bedende tevhid etmekti. Zâten kalktığımda sabah namazı vakti idi namazımı kıldıktan sonra bu Âyeti kerîme’yi üç makamın hakkı olarak üç defa okudum ve Fatiha dedim böylece selâm ismi tahsisi ayrıca zâhiren de tasdiklenip tahakkuk etmiş idi…[25]

"Selîm kalp, vahdetin tecelligâhıdır. Allah'a bu kalple gelen, ebedî kurtuluşa ermiştir. Ârif, her dem kalbini Hakk'ın huzurunda bilir ve onu mâsivâ kirlerinden korur."[26]

"Kalp, Hakk'ın evidir; selîm olanına Rahmân nazar eder. Kâmil, kalbini 'Lâ ilâhe illâllah' nuruyla cilalar. Zira bilir ki kıyamette tek kurtarıcı, Hakk'ın aynası olan selîm kalptir."[27]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)